­
Afyonkarahisar

Genel Bilgiler

İlin Adının Kaynağı
Şehir merkezinde volkanik özellikli dağlar arasında 226 m. yükseklikte, yalçın, yüksek ve konik bir tepe olan ve kale olarak adlandırılan yer, Hititlerden günümüze kadar insanların ilgisini çekmiş ve savunulmaya uygun olmasına karşın aşağı, orta ve yukarı sur olmak üzere üç kat surla çevrelenerek daha da savunulmaya elverişli konuma getirilmiştir.

Bu özelliğinden dolayı Hititler; HAPANUVA, Romalılar ve Bizanslılar AKRONİON, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılar KARAHİSAR-Î DEVLE, KARAHİSAR-Î SAHİP adını vermişlerdir.

Şehir merkezinde ve il sınırları içinde M.Ö. II.yüzyıldan günümüze kadar insanların geçim kaynağı olarak yetiştirilen, haşhaş bitkisinden elde edilen özsu anlamındaki OPİUM kelimesinin Afion olarak söylenmesinden dolayı Afyon adını almıştır.

Zamanla her ikisi birleştirilerek şehrimizin adı Afyonkarahisar olmuştur. İlk kez 17. yüzyıldaki mahkeme kayıtlarında bu adın verildiği bilinmektedir.
Bölge Frigya Kültürüyle bilindiği için Frig sonrasında, özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde Frigya sıcak sularından dolayı da FRİGYA SALUTARİS (Şifalı Frigya) olarak adlandırılmıştır.

1-Tarih Öncesinde Afyonkarahisar :
Afyonkarahisar topraklarında ilk insan topluluklarına ne zaman rastlandığı bilinmemektedir, ancak çevre illerde yapılan kazılar, Afyonkarahisar’da tarih öncesi çağlarda yerleşme yerleri bulunacağını göstermektedir.

M.Ö.3000 yıllarından itibaren yoğunlaşan, yerleşim yerleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Kusura Höyük’tür. İlk kez madenin işlendiği ve Tunç’un kullanıldığı bu dönem, “Tunç Çağı” dır. Madenle birlikte, kullanıma ve ihtiyaca yönelik; taş, kil, kemik, tunç gibi maddelerden yapılan kap-kacak, kesici, vurucu, delici, perdahlayıcı, ip eğirme ve dokuma araçları; yaşam ve ölümle ilgili eşyalar bulunmuştur. Bu dönemler Kusura, Kaklık ve Karaoğlan kazıları ile oldukça iyi tanınmaktadır.

2-Tarihte Afyonkarahisar :

a) Hititler (M.Ö. 1800 - 1200) :
M.Ö. 1800’den sonra Anadolu’da Afyonkarahisar’ın da içinde bulunduğu, Hitit Krallığı kurulmuştur. Hitit Devleti’nin bu ilk dönemi, Hint-Avrupa kaynaklı bir kültürün etkisi altındadır. Bununla birlikte Hatti’lerin din ve kültür özellikleri yok olmamıştır. Bu döneme ait Seydiler Kasabası, Yanarlar Mevkii'nde yapılan kazı ile eski Hitit küp mezarlığı ortaya çıkartılmıştır. Hititler, M.Ö. 1380 yıllarında Arzava üzerine bir sefer düzenleyerek, bu beylikleri denetimi altına almış ve o dönemin en uzun ticaret yolunu (Boğazköy-Apassa[Efes]) Hitit ticaretine açmışlardır. Sonraları “Kral Yolu” adını alacak olan bu yol, Hisarköy, Bolvadin ve Dinar üzerinden Ege’ye ulaşmaktadır.

M.Ö. 2000’li yıllardan M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanan bu dönemde Anadolu’da Asur Ticaret Koloni Çağı, Eski Hitit, Hitit İmparatorluğu ve Geç Hitit dönemleri vardır. İlimizde de bu dönemlerin varlığı saptanmıştır. Koloni Çağı'na ait mühürler ve mezarlıklar; Eski Hitit dönemine ait mezarlıklar, baltalar, kap-kacaklar, İmparatorluk dönemine ait çekiç mühür, bronz heykelcik, Hiyeroglif Stel ile kale surları; Geç Hitit dönemine ait ise, kabartmalı stel önemli buluntular arasındadır.

b) Frigler (M.Ö. 1200 - 546) :
M.Ö. 1200 yıllarından itibaren Anadolu’ya yayılmaya başlayan Frigler, M.Ö. IX. yüzyıldan itibaren Kızılırmak kavisi ile Sakarya nehirleri arasında siyasî hâkimiyet kurmuşlar ve Gordion’u siyasî merkez, Pessinus’u da dini merkez yapmışlardır. M.Ö. 660 yılında kuzeydoğudan gelen Kimmerler’in saldırısıyla yıkılan Frig hakimiyeti, Afyonkarahisar, Eskişehir illeri arasında bulunan kayalık ve ormanlık bölge olan Yazılıkaya (Midas’ın Şehri) ve İhsaniye çevresinde yeniden kurulmuş; Altıntaş ve Dinar’a, hatta son yıllarda yapılan kazıların sonuçlarına göre Elmalı’ya (Antalya) kadar yayılmıştır. Frig egemenliğinin Pers dönemiyle yok olmasına karşın, bölgede benimsenen Friglere ait din, kültür ve dilinin, Bizanslılar döneminde bile İlimiz sınırları içinde, Frigya Bölgesi adıyla varlığını korumuş olduğu bilinmektedir. Özellikle İhsaniye sınırlarında Aslankaya, Kapıkayalar, Göynüş Vadisi, Aslantaş, Yılantaş, Maltaş ve Kumcaboğaz gibi aslan veya kilim desenlerinin çok işlendiği kayaya oyulmuş anıtlar günümüze kadar ulaşmıştır. Başka yerlerde bulunmayan bu kaya anıtları yalnızca İlimiz sınırlarındadır.

c) Lidyalılar (M.Ö. 660 - 546) :
Manisa İli'nde bulunan Sart antik kentini merkez edinen Lidyalılar M.Ö. VII. yüzyıldan itibaren görülmeye başlamış olup Kimmerler’in M.Ö.660 yıllarında Frig egemenliğini yıkmasıyla Lidya’nın siyasi hakimiyeti, Dinar, Dazkırı İlçelerimiz ile Burdur İli'ne kadar yayılmıştır. M.Ö.546 yılında Perslerin Anadolu’ya egemen olmasıyla birlikte, Lidya dönemi de tarihten silinmiş oldu. İlimizin güney kesiminde bu dönem izleri görülmektedir.

d) Persler (M.Ö. 546 - 333) :
İran’da “Akamenid” ve “Pers” olarak adlandırılan devlet, Kimmerlerin Anadolu’ya yaptıkları akınların Frig Egemenliğini çökertmesi sonucu M.Ö. 6. yüzyıl başlarından itibaren Anadolu’ya girmeye başlamış ve Geleneia (Dinar) kentini Anadolu’nun eyalet merkezi yaparak M.Ö. 546 yılından itibaren de tamamen egemen olmuşlar, hatta imparatorluk sınırlarını Makedonya’ya kadar uzatmışlardır. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’le yapılan savaşta yenilince, bütün imparatorluk sınırlarını Helen hâkimiyetine kaptırmıştır. Bu döneme ait izler Tatarlı Tümülüsü ahşap boyalarında, Altıntaş Mezar Taşı'nda görülmektedir.

e) Helenistik Dönem (M.Ö. 333 - 30) :
M.Ö. 336’da Makedonya kralı Flip, ordusu ile Anadolu’ya geçtiği zaman Heredot tarafından ortaya atılıp, Sokrat tarafından geliştirilen, “Birleşik bir Yunan milletinin Asya’yı fethetmesi” düşüncesini gerçekleştirmek için ilk adımı atmıştır. Yerine geçen oğlu İskender (Alexandros) önce Güneye inmiş ve İssos’da yapılan savaşta (M.Ö. 334) III. Darius komutasındaki Pers ordusunu yenmiştir. Pers hükümdarının tacını giymiş ve Hayber geçidi yolu ile Hindistan’a ulaşmıştır. Doğu ile Batıyı birleştirmek istemiş; Perslerin yıllarca süren hakîmiyetine son vererek yeni bir uygarlık anlayışını olan HELENİZM devrini başlatmıştır.

Büyük İskender M.Ö. 323’te Babil’de öldü. Komutanları, zaptettikleri ülkeleri paylaşmak için birbirleriyle mücadeleye girişmişlerdir. Mısır, Babil, Makedonya’ya sahip olan komutanlar ile Anadolu hâkimi komutan Antigonos ile olan mücadele İpsos-Julia’da (şimdiki Çay İlçesi) yapılmıştır (M.Ö.301). Antigonos’a karşı galip gelen komutanlardan Babil hâkimi Selevkos, M.Ö. 282’de Batı Anadolu’nun üzerine yürümüştür. Trakya ve Makedonya hâkimiyetleri zamanında, yeni uygarlık anlayışı ile ilgili bir iz bırakmamışlarsa da, İlimiz sınırları içinde kendi adına sikke (para) basabilecek bağımsız 16 kent devleti kurmuştur. Bunlardan önemlileri; Apemeia (Dinar), Synnada (Şuhut), Docimeon (İscehisar), Amorium (Hisarköy) ve Pentapolis (Beş şehir-Sandıklı bölgesi) adlarıyla bilinen kentlerdir. Selevkosların en parlak devirleri Kral II. Antiochos (M.Ö. 233-183) zamanıdır. Çünkü Batıda kudretli bir devlet kuran Romalılar’ın Asya işlerine karışmaları bu devirde başlamıştır. Ön Asya’da kuvvetli bir hükümdarın bulunmasını Akdeniz siyaseti ve geleceğine ait emelleri bakımından zararlı ve tehlikeli gören Romalılar, M.Ö. 191 yılında Selevkosları Magnesia (Manisa)’da savaşa zorlamışlardır. Kazandıkları zaferler ile Anadolu’nun tek kuvvetli devletini etkisiz hâle getirmişlerdir. Romalılar ve Selevkoslar arasında 3 yıl sonra Apameia’da yapılan anlaşma gereğince, Romalılar, Torosların güneyine kadar uzanan topraklara sahip oldular. M.Ö. 120’de Roma senatosu, aldığı kararla Anadolu’da bir Asya eyaleti kurulmasını gerekli görmüş, Batı Anadolu’nun tamamı Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. M.Ö. 48’de Spartaküs isyanını sona erdiren Romalı komutan Luculluse, Anadolu’yu Ermenistan’a kadar zaptetmiştir. Böylece Anadolu, Roma hâkimiyetine girmiştir.

f) Romalılar Dönemi(M.Ö.30 - M.S.395)
Roma egemenliğinde kent sayıları çoğalmış özellikle barış döneminde 2. ve 3. yüzyıllarda İlimiz, mermer sanayi merkezi konumuna gelmiş ve tüm Roma topraklarına Dokimeion’dan (İscehisar) çıkarılan mermerler başşehir Synnada (Şuhut) olması nedeniyle, Synnada Mermeri adıyla işlenmiş, yarı işlenmiş veya ham blok olarak mermer ticareti yapılmıştır. Bu nedenle tüm kentler mermer kentleri konumuna gelmiştir. Yollar, yapılar hep mermerden yapılmıştır. Antik kent olarak söylediğimiz örenyerlerinde bunları açıkça görmekteyiz. Ayrıca ilimiz Arkeoloji Müzesi’nde mermer sanatının tüm özellikleri sergilenmektedir.

İlimiz sınırları içinde; Apemia, Synnada, Dokimeion, Amorion’dan başka Pentapolis bölgesinde Eucarpia (Emirhisar), Hieropolis (Koçhisar), Stectorium(Menteş), Bruzes (Karasandıklı), Otreus (Yanıkören); ayrıca Metrepolis (Tatarlı), Prymnessos (Sülün), Kidyessos (Küçükhöyük), Lysias (Arızlı), Julio (Çay), Ococleia (Karacaören), Sanaus (Sarıkavak) adlı 16 kent kurulmuştur. Bunların dışında Akroinon (Karahisar), Sibidunda (Atlıhisar), Diocleia (Ahırhisar) gibi kasaba özelliğinde küçük kentlerin de kurulduğu bilinmektedir.

g) Bizans Dönemi (395 - 1176) :
İmparator Constantinius’un Yunan koloni şehri Byzantion'u başşehir yapmış (330), daha sonra Constantionopolis (İstanbul) adıyla ve Nova Roma'nın (Yeni Roma) adını alan şehir, Anadolu’ya hâkim olan yeni siyasî birliğin başkenti olmuştur. Roma İmparatoru Teodosios’un ölümünden sonra (395) İmparatorluk ikiye ayrılmış, Frigya Bölgesi büyük oğlu Arkdios’un payına düşmüştür. Batı Roma’nın tamamen ortadan kalkmasından sonra, Doğuda hâkimiyetlerini sürdüren Bizanslılar zamanında, Amorium önemli bir şehir olmuştur. Abassam (Bayat ilçesi) Docimeum (İscehisar ilçesi) ve Ayazin’de geniş bir sahaya yayılmış olan oyma kilise ve manastırlar, dinî yapılara ait mimari kalıntılar M.S. 6. yüzyıldan başlayarak 10. yüzyıla kadar tarihlenmektedir. Buna göre Bizanslılar, bu devirde, buraları dini merkez olarak seçmişlerdir.

9. ve 10. yüzyıl Türklerin Anadolu’ya akın ettiği devirdir. Kapadokyalı komutan Romanos Diogenes, Bizans İmparatoru olduğu zaman bütün kuvvetini Doğuda Selçuklularla yapılacak savaş için toplamış, Selçuklu Sultanı Alparslan’a yenilmiş, esir düşmüştür (1071). Malazgirt Savaşı'ndan sonra, yeniden toparlanan Bizans Ordusu, Bolvadin’de (1116), Konya’da (1146) ve daha sonra Miryekefalon’da (1176), Selçuklularla savaşmış ve sonunda yenilerek bu bölgeyi Türklere bırakmıştır.

Bizans yönetiminde eyalet sistemi uygulanmış, bunlara “Tema Analitolikan” denilmişti. Özellikle 6. yüzyıldan sonra önemi artan Amorium Kenti, eyalet merkezlerinden biri olmuş ve Constantinapol’dan sonra ikinci büyük kent konumuna gelmiş, Anadolu askerinin üssü olmuştur. Apameia ve Synnada şehirlerinin özelliği azalmıştır. Bu arada savunmaya yönelik Akroinon ve Kidrea kalelerinin önemi artmış, halk kayalık alanlarda yaşamaya başlamıştır.

3) Afyonkarahisar’da Türk Hâkimiyeti :

a) Selçuklu ve Beylikler Dönemi:
Malazgirt Zaferinden sonra yapılan antlaşmayı Bizanslıların tanımaması üzerine, Büyük Türk Sultanı Alparslan, Kutalmışoğlu Süleyman Şah’tan Ege ve Marmara’ya kadar Anadolu’nun fethini istemişti. Süleyman Şah “Başkomutan” olarak Türk ordusu başında Anadolu içlerine girmiş “Artuk, Tutuk, Saltuk, Mengücek, Ebulkasım ve Atsız Bey” gibi büyük komutanlarının idaresindeki akıncılarla birkaç yıl içinde Anadolu’nun fethini tamamlamıştır.

1071-1243 yılları Anadolu Selçuklu Türklerinin siyasî birlik olarak güçlü oldukları devirdir. 1157’de Sultan Sancar’ın ölümü ile Büyük Selçuklular sona ermiş, büyük hakanlık tacı Batı’ya, Anadolu Selçuklularına geçmiştir. 1243’te Kösedağ’da Moğollarla yapılan savaşta uğranılan bozgundan sonra dünyanın en güçlü devleti olma özelliğini kaybetmiş, Moğol Egemenliği altına girmiş, İlhanlılara tâbi beyliklere ayrılmıştır.

Selçuklulara bağlı olarak Anadolu’da kurulan ilk beyliklerden biri de SAHİBATA OĞULLARI’dır. Bu beyliğin kurucusu Sahibata Fahrettin Ali, yaşamının büyük bir kısmını, mülkü saydığı Afyonkarahisar’da geçirmiştir.

O zamana kadar “Karahisar” denilen şehre onun adına izafeten “Karahisar-ı Sahib” denmiştir. Afyonkarahisar, uzun süre bu beyliğin başkenti olarak kaldı.(1265-1333) Sahibata’nın yerine geçen torunu Şemsettin Ahmet Bey, Germiyanoğlu’nun damadı idi. Ölümünden sonra yerine geçen oğulları Nusrettin Ahmet ve Muzafferüddin Devlet Beylerden Ahmet Bey, ana tarafından bağlı bulunduğu Germiyan sarayına gitmiştir. Önce bütün Afyonkarahisar çevresine hâkim iken, gittikçe küçülen beylik zamanında (1260-1428), Devlet Beyin oğulları şehirde hüküm sürmüşlerdir. Germiyan Beyi II.Yakup samimî bir Osmanlı dostu idi. 1390’dan 1399’a kadar İpsala’da Osmanlı ülkesinde oturmuştur. Beyliğini vasiyet yolu ile II. Murat’a bırakmış, böylece Germiyan beyliği içinde bulunan Afyonkarahisar’da OSMANLILAR’ın idaresine girmiştir. (1428).

Bu dönemde Sultandağı, Çay, Bolvadin, Sandıklı, Şuhut ve özellikle kaleden dolayı Karahisar’a çok önem verilmiş, kaleler onarılmış veya yeniden yapılmış; camii, medrese, han, kervansaray, türbe, su yolu gibi anıtsal yapılar yapılmıştır. 40 ahşap direkli Ulu Camii, Taş Külliyesi, Sahipata Kervansarayı, Ebheri ve Kureyş Türbeleri bunlar içinde en önemli yapılardır. Esirüddin Ebheri’nin yazdığı mantık kitabı dünyanın her yerinde okutulmuştur.

Beylikler döneminde, zaman zaman Karamanoğulları, Hamitoğulları ve Eşrefoğullarının kısa süreler içinde varlıkları hissedilmiştir. Bolvadin, Sultandağı ve Şuhut’ta eserleri vardır.

b) Osmanlı İdaresinde Afyonkarahisar :
Afyonkarahisar, Beyazıt devrinde 1390 yılında Osmanlılara geçmiştir. Ankara Savaşı’nın (1402) ardından Germiyanoğulları tekrar eski topraklarına sahip olmuşlarsa da, son Germiyan Hükümdarı II.Yakup Bey’in 1429’da ölümü üzerine vasiyeti gereği bu topraklar tekrar Osmanlı hakimiyetine alınmıştır. XV.Yüzyıl ortalarına doğru Osmanlıların, Rumelide Haçlılarla uğraştığı bir sırada durumu fırsat bilen Karamanoğulları, Kütahya, Karahisari Sahip, Hamid taraflarına kadar akınlarda bulunarak bu yerleri yakıp yıkmışlardır. Karamanoğulları ile Osmanlılar arasındaki bu gibi mücadelelerden oldukça etkilenen Afyonkarahisar havalisi, II. Mehmet’in Karamanoğullarını ortadan kaldırmasıyla kesin bir şekilde Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.

XVII. yüzyılda başlayan Celâlî isyanlarından zaman zaman Afyonkarahisar bölgesi de etkilenmiştir. 1833’te bir süre II.Mahmut ile mücadele hâlinde olan Mısır Valisi İbrahim Paşa’nın eline geçen şehir, beş yüz yılı aşan Osmanlı hâkimiyeti devrinde Anadolu Beylerbeyinin bir sancağı olmuştur. Afyonkarahisar, 1917 yılına kadar Bursa’ya bağlı kalmış, I. Dünya Savaşı sonuna doğru bağımsız mutasarrıflık olmuştur.

XV. yüzyıldan itibaren Osmanlı; kültür, sanat ve yapılaşmalarda damgasını vurmaya başlamıştır. Özellikle Karahisar’da kentleşme oluşmuş, kadılık, muhassıllık ve mutasarrıflık olarak idari merkez konumunu almıştır. Mehmet Semai (Sultan Divani) ile Mevlevilik en üst düzeye ulaşmış ve Karahisar’ın adını tüm dünyaya duyurmuştur. Ayrıca Ahmet Karahisari, Şemsettin Karahisari gibi kültür ve sanat adamları, İlimizin adıyla anılmıştır.

c) Afyonkarahisar’ın Kurtuluş Savaşı’nda ki Yeri:
Adımızı bütün dünyaya altın harflerle yazdıran İstiklal Savaşımızın geçtiği İlimiz, coğrafî konumu dolayısıyla her dönem insanların ele geçirmek istediği bir yerdir. Bu sebeple İstiklâl Savaşında Afyonkarahisar’ın önemli ve seçkin bir yeri vardır.

Bunun sebepleri şöylece özetlenebilir: Yunanlıların son durağı olduğundan, istikbâldeki Millî Mücadele bu topraklar üzerinde başlayacaktı. Ayrıca Afyonkarahisar, Ege Bölgesi’ndeki sivil direnişin temel taşlarından biri olan Afyonkarahisar Kongresi’ni gerçekleştirmekle Doğu’da yapılan kongrelerle Batı’da yapılan kongrelerin birleşmesini sağlamış, iki bölge arasında çıkması muhtemel sürtüşmeler bu toplantıyla önlenmiştir. Bu kongreyle bütün Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak ve Kuvay-ı Milliye Harekâtı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin denetimi altına alınmıştır. Ayrıca İlimiz, Afyonkarahisar-Eskişehir, Afyonkarahisar-Kütahya, Afyonkarahisar-Uşak demiryollarının odak noktası olması nedeniyle silâh, cephane, erzak naklinde son derece önemli rol oynamış, ordumuzun nakliye ihtiyacı daha çok bu demiryolları ile sağlanmıştır. Ayrıca Afyonkarahisar, İzmir-Afyonkarahisar demiryolu hattıyla İstanbul-Bağdat demiryolu hattı Afyonkarahisar’da birleştiklerinden, bölgeler arası nakliyenin büyük yükünü Afyonkarahisar çekmiştir.

Mondros Barış Antlaşması’ndan (Aralık-1918) hemen sonra İngiliz, Fransız ve İtalyan birlikleri yer yer Osmanlı topraklarına girdiler. Bu arada, 16 Nisan 1919’da Fransızlar Afyonkarahisar istasyonuna yerleşti. 21 Mayıs 1919’da iki subay ve 262 erden meydana gelen bir İtalyan birliği de Afyonkarahisar’a geldi. Bu birlikler, 17 Mart 1920’de buradan çekilerek yerlerini Yunanlılara bıraktılar.

Çok kısa süren birinci işgalden sonra, 13 Temmuz 1921’de Afyonkarahisar ikinci kez işgal edilmiş ve tam 1 yıl, 1 ay, 25 gün Yunan işgali altında kalmıştır.

İlimiz topraklarına yerleşmiş bulunan Yunan kuvvetleri, önce Sakarya’da, daha sonra da bu yenilgiden kurtulamadan ve güçlenme fırsatı bile bulamadan Kocatepe-Dumlupınar arasında 26-30 Ağustos 1922 günlerinde “Büyük Taarruz Harekâtı”mızla daha büyük bir darbe yiyerek yurdumuzdan kovulmuştur.

Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra Yunanlılar Afyonkarahisar’da yayılmak ve temelli yerleşmek istediler. Afyonkarahisar’ın Türk Millî Mücadelesinde şeref duyacağı bir husus da, düşmana ilk kurşunun, bir Afyonkarahisar’lı Komutan olan Ali Çetinkaya tarafından atılmış olmasıdır. (28-29 Mayıs 1919 172.Alay Komutanı Ayvalık).

Afyonkarahisar’ın kurtuluş plânları Akşehir’de yapıldı. Daha sonra Şuhut’a gelindi. Atatürk, İnönü ve Fevzi Paşa’nın gizlice hazırladıkları Büyük Taarruz plânları Afyonkarahisar’da eski Belediye Binasında yapılmıştır. Millî Mücadelenin kazanılmasında Afyonkarahisar halkının büyük katkısı vardır; çünkü Afyonkarahisar halkı, Atatürk ve Millî Kuvvetlere manen ve maddeten büyük desteklerde bulunmuştur.

26 Ağustos 1922 günü, saat 05.30 ‘da top ateşiyle aydınlanan Kocatepe’den fırlayan ordumuz, sıra sıra tel örgülü, makinalı tüfek ve top yuvalarıyla pekiştirilmiş Yunan mevzilerine, büyük bir insan üstü güçle atılarak saldırıya geçmiş, makasla, dipçikle, hatta elleriyle, bedenleriyle parçaladıkları tel örgüleri aşıp, mevzileri bir bir ele geçirerek Kurtuluş Savaşı destanını yazdırmıştır. Başkomutanımızın önderliğinde, Milletimizin bütün insanlarının büyük çaba ve destekleri ile yurdumuz içinde bir tek düşman eri bırakılmayıncaya dek bu taarruz harekatımız sürdürülmüş ve İzmir’de noktalanmıştır.

İlk gün 1 ve 2 nolu tepeler, Tınaztepe, Kılıçarslan 1. ve 2. noktaları, Belentepe, Erkmentepe, ikinci gün Çiğiltepe ve Afyonkarahisar ( 27 Ağustos 1922, saat 17.oo) ele geçirildikten sonra, üçüncü gün Batı Cephesi ve Ordu karargâhları Afyonkarahisar’a getirilip Belediye Binasında (bugünkü Zafer Müzesi) üslendirilmiş ve 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi buradan yönlendirilmiştir.

Mustafa Kemal Paşa, 21 Ekim 1925 günü Afyonkarahisar Türk Ocağında ve Başkomutanlık Savaşının ilk kutlanışında, 30 Ağustos 1924 günü Dumlupınar yakınlarındaki Çataltepe’de öğleden sonra saat 03.30’da söylediği nutkun özetinde:

Afyonkarahisar, Son Büyük Zaferin Kilidi Oldu, Esası Oldu, Afyonkarahisar’ın Tarihi Savaşımızda Unutulmaz Parlak Bir Sayfası Vardır.”
“Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebeleri, Türk Ordusunun, Türk Subay ve Komuta Heyetinin Yüksek Gücünü ve Kahramanlığını Tarihte Bir Daha Tespit Eden Çok Büyük Bir Eserdir. Bu Eser Türk Milletinin Hürriyet ve İstiklâl Fikrinin Ölmez Anıtıdır.” demiştir.

Gazi Mustafa Kemal, 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’ta kesin bir sonuca bağlanan 5 günlük “Başkomutanlık Savaşı” sırasında, 27 Ağustos 1922’de düşmandan temizlenen Afyonkarahisar’a 23 Mart 1923’te gelmiş, Afyonkarahisar halkının sevgi gösterileriyle karşılanmıştır.

Dumlupınar Zaferi’nin 3.yıldönümünde Afyonkarahisar gençlerinin telgrafına Gazi Mustafa Kemal şöyle cevap veriyor:

Dumlupınar’ın 3.Yıldönümünü kutlarken beni hatırladığınız ve hakkımda gösterdiğiniz samimi duygular için teşekkürlerimi sunarım.
Asrın bütün icaplarını tamamıyla anladıklarına inandığım, Sayın Karahisar’lıların askerî zaferimizde olduğu gibi ve sosyal devrimimizin en ön saflarında da kendine yaraşan saygılı yerde yürüyeceklerine eminim. Bu bakımdan bana düşen vazifelerin yerine getirilmesi ve belli edilmesinde bir an bile tereddüt etmeyerek, Milletin güven ve sevgi ile bağışladığı, kuvvet ve yetkiyi iyiye kullanacağımı arz etmekle seviniyorum. Hepinize selâm ve sevgiler.’’

Kaynak : İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 

 

...Devamını Oku
Demiryolu
ALİ ÇETİNKAYA TREN GARI şehir merkezinde bulunmaktadır. İlin her noktasından toplu taşım araçları ( dolmuş-otobüs) ile tren garına kolayca ulaşılabilmektedir. İlimiz, Ülkemizde dört ayrı demiryolu hattının birleştiği noktada bulunan tek il merkezi olma özelliğini taşımaktadır. Ülkemizin her yönüne demiryolu ile ulaşım sağlanmakta olup, Afyonkarahisar Gar'ından günde ortalama 18 tren geçmektedir. İl merkezimiz demiryolları ile komşu illerden Konya, Isparta, Denizli ve Kütahya illerine doğrudan, Eskişehir, Uşak'a Kütahya, Burdur'a Isparta illeri topraklarından geçmek suretiyle bağlanmaktadır. Demiryolu hatlarından, Afyonkarahisar-Konya hattının 72 km'si, Afyonkarahisar-Kütahya hattının 66 km'si, Afyonkarahisar-Uşak hattının 50 km'si ve Afyonkarahisar-Denizli hattının 206 km'si İlimiz hudutları içerisindedir. Toplam demiryolu uzunluğu 394 km'dir. İl merkezi içindeki demiryolu hatları uzunluğu 35 km'dir. Ankara-Afyonkarahisar Yüksek Hızlı Tren Hattı temeli atılmış çalışmalara devam edilmektedir. İletişim: (272) 213 79 19 (24 Saat Açık)
...Devamını Oku
Karayolu
Afyonkarahisar, yolların kesiştiği, bölgelerin birbirine bağlandığı bir merkez konumundadır. Ulaşım tüm illere sağlanmaktadır. AFTAŞ; Afyonkarahisar Otobüs Terminali İletişim Ertuğrulgazi Mh. Küme Evler No:3 Afyonkarahisar Tel:(272) 229 90 10 Faks: (272) 229 90 11 Bilgi için: http://aftas.com.tr/
...Devamını Oku
Havayolu
Zafer Havalimanı; Zafer Bölgesel Havalimanı Kütahya il merkezine 45, Afyonkarahisar il merkezine 55, Uşak il merkezine de yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Zafer Havalimanı'na inen tüm uçuşlar için servis düzenlenmektedir. Zafer Havalimanı – Afyonkarahisar Servisi Zafer Havalimanı Tüm Uçuşlarında Afyonkarahisar merkez – Zafer Havalimanı servisi bulunmaktadır. Web : http://kanatogullari.com.tr Tel : 0 272 214 47 20 E-mail : kanatogullari@hotmail.com 25.03. 2018 tarihinden itibaren; Sabah Uçuşlarında /Afyon'dan Hareket Saati: 04:15 Öğlen Uçuşlarında /Afyonkarahisar'dan Hareket Saati: 11:45 Ayrıntılı bilgi için http://www.zafer.aero/ tıklayınız.
...Devamını Oku
Matematik Konum
Enlem
Boylam
Özel Konum

Afyonkarahisar İli, 1941 yılında Ankara'da toplanan Birinci Coğrafya Kongresi'nde çizilmiş olan bölge ve bölüm sınırlarına göre; Ülkemizin Ege Bölgesi - İçbatı Anadolu Bölümü sınırları içinde yer almaktadır. Büyük kesimi Ege Bölgesi'nin İçbatı Anadolu Bölümü içinde yer alan Afyonkarahisar İlinin, doğudaki kesimi İç Anadolu Bölgesi'nin sınırları içinde kalır. Böylece Afyonkarahisar İli İç Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri ile komşudur.

Diğer yandan Afyonkarahisar şehri, Ege Bölge sınırlarının doğuya doğru en fazla sokulduğu yörenin en büyük yerleşim birimidir.

Afyonkarahisar şehrinin deniz seviyesinden yüksekliği 1021 metredir. Dünya üzerinde 38° 45' kuzey enlemi ile 30° 32' doğu boylamının birleştiği yerde bulunmaktadır.

Afyonkarahisar İlinin toplam yüzölçümü 14.295 km² ve Ülkemiz topraklarının %1,8'i kadardır.

Afyonkarahisar İline, kuzeyinde Eskişehir (144 km), kuzeybatısında Kütahya (100 km), doğusunda Konya (223 km), güneyinde Isparta (169 km), güneybatısında Denizli (225 km) ve batısında Uşak (116 km) İlleri komşu olur. Ayrıca Afyonkarahisar İli, güneybatısındaki küçük bir sınırla Burdur (170 km) İli'ne de komşudur.

Kaynak : afyonkulturturizm.gov.tr. sitesinden 10.04.2014 tarihinde kaydedilmiştir.

...Devamını Oku
Yeryüzü Şekilleri
Adı Tür Özellikler
Kuruçay Gölet Göletin Yeri Afyonkarahisar - Sinanpaşa Akarsuyu-Kocadere Amacı:Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı:2006 - 2011 Gövde dolgu tipi Zonlu Kil dolgu Depolama hacmi: 2,840 hm3 Aktif Hacim: 2,340 hm3
Acı Göl Afyonkarahisar ve Denizli il sınırları içerisinde bulunan gölün genel yüzölçümü 41,5 km²’dir. Bunun 20 km².si Başmakçı ve Dazkırı ilçeleri sınırları içerisindedir.
Afyon Ova Kapalı bir havza durumundadır. Akarçayın kuzeybatı-güneydoğu yönündedir. Kuzeyinde Eynihan dağları(Beydağı 750 m. Şamdağ 1500m. Emirdağları 2066 m. ve batıda Kumalar dağları vardır.
Ağzıkara Gölet Göletin Yeri; Şuhut Akarsuyu; Bağlar Deresi Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 2005 - 2006 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi;1,200 hm3
Ahır Dağ 1940 m. yükseklikte Sinanpaşa ile Sandıklı ilçeleri arasındadır.
Akdağ Dağ 2449 m. yüksekliktedir. Sandıklı ve Dinar ilçeleriyle Denizli’nin Çivril ilçeleri arasındadır.
Akdeğirmen Baraj Gölü Barajın Yeri; Afyonkarahisar Akarsuyu; Nacak Çayı Amacı; İçme Suyu İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1998 Gövde dolgu tipi Zonlu Toprak dolgu Gövde hacmi; 1,2 hm3 Yükseklik (talvegden); 34,
Akşehir Göl Afyonkarahisar-Konya il sınırları içerisindeki Gölün yüzölçümü 304,4 km² olup, 211.7 km².lik bölümü Sultandağı ilçe sınırları içerisinde kalmaktadır. Derinliği 4,5 m. Yüksekliği 956,19 m.dir.
Ayazini Gölet Göletin Yeri; İhsaniye Akarsuyu; Ayazini Deresi Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 2001 - 2007 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi; 1,320 hm3
Bayat Gölet Göletin Yeri; Bayat Akarsuyu; Bayat Çayı Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1990 - 1992 Gövde dolgu tipi Zonlu Toprak dolgu Depolama hacmi; 1,76 hm3
Bozdağ Dağ 1250 m. yüksekliğinde olup, batı bölgesindedir.
Burgazdağı Dağ 754 m. yükseklikte Hocalar ile Uşak ilinin Banaz ilçesi arasındadır.
Büyük Sincanlı Ova Kuzeyinde İlbudak dağları (1563m.) güneyinde Ahır dağları, batısında Murat dağları (2312 m.) bulunmaktadır. Bu ova doğuya doğru çok hafif bir meyilli uzanarak Afyon ovası ile birleşir.
Çöl Ovası, Geneli ve Çamurca Ova Bu küçük ovalar Sultandağlarının kuzey etekleriyle Kumalar dağlarının güney etekleri arasında sıralanır.
Dinar Ova Dinar’dan doğan (Suçıkan) güneydoğu kuzeybatı yönünde akan Büyük Menderes’in Samsun dağları ile Karadağ arasında geçtiği vadide daralıp, tekrar genişleyerek il sınırlarına kadar devam eder.
Dinar II HES Baraj Gölü Barajın Yeri; Dinar Akarsuyu; Karakuyu depolaması Kuvvet tüneli Boyutu; 1 220 m Proje Düşüşü 135,6 m Kurulu Güç; 3 MW Toplam Enerji; 16,26 GWh /yıl
Dombay Ova Akdağ, Kumalar ve Samsun dağları ile çevrilidir. Bu ova güneye doğru alçalan bir tekne gibidir.
Eber Göl Çay ve Bolvadin ilçesi sınırları içerisinde 150 km² yüzölçümüne sahiptir. Akarçay ve Sultandağlarından gelen kaynak suları ile beslenmektedir. Derinliği 3.98m. denizden yüksekliği ise 966.98 m.dir.
Emirdağları Dağ 2307 m yüksekliği olan bu dağlar, Bolvadin ilçesiyle adını verdiği Emirdağ ilçesi arasındadır.
Emre Göl Doğal yolla oluşmuş alanı en küçük olan göldür. Yaklaşık yüzölçümü 5 km² dir. İhsaniye ilçesi, Döğer kasabası, Bayramaliler köyü arasındadır.
Erkmen Gölet Göletin Yeri; Afyonkarahisar Akarsuyu; Erkmen Çayı Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1990 - 1992 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi; 0,3 hm3
Karacaören Gölet Göletin Yeri; Sandıklı Akarsuyu;Karacaören Deresinden Derivasyonla Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1995 - 1999 Gövde dolgu tipi Zonlu Toprak dolgu Depolama; 1,130 hm3
Karakuyu Göl Dinar ilçesi sınırları içerisinde Büyük Menderes nehri yukarı havzasının membasında yer almakta olup, Ankara-Antalya karayolu güzergahında Dinar yol kavşağından 10 km. sonra yolun hemen sağındadır.
Karamık Bataklığı Göl Dinar-Çay karayolu güzergahındadır. Yüzölçümü 40 km², en derin noktası 3 m. ve denizden yüksekliği de 1.001 m. dir.
Kayabelen Gölet Göletin Yeri; Şuhut Akarsuyu; Ellez Çayı Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1986 - 1992 Gövde dolgu tipi Zonlu Toprak dolgu Depolama hacmi; 2,45 hm3
Kırka Gölet Göletin Yeri; Sinanpaşa Akarsuyu; Değirmendere Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1991 - 1997 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi; 2,075 hm3
Kumalar Dağ 2447 m. yüksekliktedir.
Küçük Sincanlı Ova Büyük Sincanlı ve Sandıklı havzalarının arasında bulunan Küçük Sincanlı Ovası, küçük bir çöküntü ovasıdır. Ortalama yükseltisi 1190 m. olan ovanın etrafı dağlarla çevrilidir.
Maymun Dağ 1622 m. yükseklikte batı bölgesindedir.
Ortapınar Gölet Göletin Yeri; Afyonkarahisar - Şuhut Akarsuyu:Sinir Deresi Amacı. Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 2006 - 2010 Gövde dolgu tipi Zonlu Kil dolgu Depolama hacmi:1,270 hm3 Aktif Hacim 1,096 hm3
Örenler Baraj Gölü Barajın Yeri; Sandıklı Akarsuyu; Karadirek Çayı Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1987 - 1993 Gövde dolgu tipi Toprak dolgu Gövde hacmi; 0,61 hm3 Normal su kotunda göl hacmi 26,278 hm3
Özburun Gölet Göletin Yeri; Bolvadin Akarsuyu: Değirmenderesi Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 2007 - 2009 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi: 1,690 hm3
Paşa ve Bey Dağ Paşa ve Bey dağları 1750 m. yüksekliktedir. Bolvadin ve Bayat ilçeleri arasında yükselen tepeye Paşa dağı, batı ve kuzey yönünde Eskişehir iline kadar uzanan dağlara da Bey dağları denilir.
Pınarlı Gölet Göletin Yeri; Dinar Akarsuyu; Güllüp Deresi Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1991 - 1995 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi; 0,740 hm3
Sandıklı Ova Kufi çayının kolları olan Hamam çayı ile Sandıklı’nın içinden geçen (şimdi bu çay üzeri kapalı bir kanalla ilçe merkezinden geçer) Beylik deresinin birleştiği yerde yükselti 1000 m. den aşağıdadır.
Selevir Baraj Gölü Barajın Yeri; Çay Akarsuyu; Gali Çayı Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1960 - 1964 Gövde dolgu tipi Toprak dolgu Gövde hacmi;0,65 hm3 Gövde hacmi; 0,65 hm3 Yükseklik (talvegden);31,4 m
Serban Gölet Göletin Yeri; Sinanpaşa Akarsuyu; Serban Çayı Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1989 - 1995 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi; 3,35 hm3
Seydiler Gölet Göletin Yeri; İscehisar Akarsuyu; Kabız Deresi Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 2007 - 2008 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi; 1,340 hm3
Seyitler Baraj Gölü Barajın Yeri; Afyonkarahisar Akarsuyu; Seyitler Deresi Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1961 - 1964 Gövde dolgu tipi Toprak dolgu Gövde hacmi; 0,65 hm3 Yükseklik (talvegden); 25,5 m
Söğüt Dağ 1919 m. yüksekliğindeki bu dağ Dinar ve Dazkırı ilçelerimiz arasındadır.
Sultandağları Dağ 2519 m. yüksekliğindedir.
Şuhut Ova Doğusu bir plato ile sınırlıdır. Batısı derin vadilerle yarılmış dik ve çıplak Kumalar dağlarıyla, güneyi ise Kocakal (1675 m.) ve Kayrak dağı ile çevrilidir.
Taşoluk Gölet Göletin Yeri; Sinanpaşa Akarsuyu; Kepez Deresi Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1993 - 1998 Gövde dolgu tipi Zonlu Toprak dolgu Depolama hacmi; 1,01 hm3
Tınaztepe Gölet Göletin Yeri; Sinanpaşa Akarsuyu; Koru Dere Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1989 - 1991 Gövde dolgu tipi Zonlu Toprak dolgu Depolama hacmi; 1,6 hm3
Üçlerkayası Gölet Göletin Yeri;İhsaniye Akarsuyu; Balıklı Deresi Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 2000 - 2005 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi; 0,865 hm3
Yeşilçat Gölet Göletin Yeri; Dinar Akarsuyu; Katır Çayı Amacı; Sulama İnşaatın (başlama-bitiş) yılı 1990 - 1993 Gövde dolgu tipi Homojen Toprak dolgu Depolama hacmi; 0,540 hm3 Aktif hacim; 0,447 hm3
    İklim
    İklim

    Afyonkarahisar ve çevresi, coğrafi konumuna bağlı olarak iklim özellikleri bakımından farklar arz eden kuzeyde “Batı Rüzgarları Sistemi”nin etkisinde bulunan orta ve batı Avrupa’nın her mevsimi yağışlı “Ilıman iklimi” ile, Doğu Avrupa’nın “karasal iklimi” ve güneyde “Subtropikal Yüksek Basınç Rejimi”nin etkisinde bulunan her mevsimi kurak, tropikal bölge arasında bir geçiş kuşağında yer almaktadır. Diğer yandan, Afyonkarahisar ve çevresi farklı çevrelerden gelen hava akımlarının etkisinde kalmakla beraber, hava koşulları yıl içersinde sürekli olarak değişiklik gösterir.
    Kış aylarında Karadeniz ve Doğu Akdeniz havzalarında gelişen cephe depresyonlarının etkisi altında bulunmaktadır. Genellikle bu tip soğuk cepheler bölge üzerinde yağışlara yol açar, rüzgarlı ve soğuk hava koşulları oluştururlar. Hazar Gölü ve çevresindeki cP hava sistemi ile birleşen Termik Yüksek Basınç alanı kış aylarında büyüyerek ve gelişerek Doğu ve İç Anadolu bölgesinden yüksek bir basınç sırtı şeklinde soğuk bir şekilde etkili olarak Afyonkarahisar’a kadar ulaşır. Böylece kış aylarında Afyonkarahisar ve çevresinde bu hava akımları, düşük sıcaklıklara neden olur ve zaman zaman da açık hava durumları ile karakterize edilen antisiklon koşulları hüküm sürer.

    Afyonkarahisar İli bütün yıl boyunca farklı çevrelerden gelen hava kütlelerinin ve basınç sisteminin etkisinde kalmaktadır.

    Ortalama basınç değerlerinin aylık değişimleri küçük boyutlarda olurken en yüksek ve en düşük basınç değerleri arasındaki salınımların fazla olması özellikle kış aylarında yüksek olması sonucunu doğurmuştur.

    Afyonkarahisar İlinde rüzgar rejimini atmosfer sirkülasyonu ve basınç koşullarının mevsimlik değişimi ile topografik faktörler belirler. Başka bir ifade ile basınç koşullarını tayin eden hava kütlelerindeki değişime bağlı olarak, mevsimlere göre rüzgarın yönü ve frekansı da değişmektedir. 

    Kaynak: Anadolu'nun Kilidi Afyon Kitabı (2004) 09 Nisan 2014 tarihinde kaydedilmiştir.

    Uzun Yıllar İçinde Gerçekleşen Ortalama DEğerler (1954-2013)

    AFYONKARAHİSAR                                             Ocak     Şubat    Mart    Nisan   Mayıs   Haziran     Temmuz   Ağustos     Eylül    Ekim     Kasım    Aralık
    Ortalama Sıcaklık (°C)                                         0.3        1.6        5.5     10.3       15.0     19.2            22.3           22.1           17.7     12.2        6.8           2.5

    Kaynak: meteor.gov.tr sitesinden 11.04.2014 tarihinde kaydedilmiştir.

    ...Devamını Oku
    Bitki Örtüsü

    Afyonkarahisar iklim koşulları içerisinde bitki örtüsü, yükseklikle uygun olarak dağılmış bulunmaktadır. Çok az bir sahaya yayılmış olan orman örtüsü ilin batı ve güney-batısını çeviren yüksekliklerin üzerini kaplamıştır. Kuzeyde Emir Dağları ve devamı üzerinde yer yer, kısa ada ormanı tipi, orman örtüsü görmek mümkündür. Bu örtünün çoğunluğunu Meşe ağaçları yükseklik arttıkça kısmen Ardıç ve az miktarda Çamlar teşkil eder. Ovalar tamamen açıktır. Buralarda step bitki cinsleri bulunur.

    Bayat İlçesi ile Afyon-Ankara karayolunun geçtiği Köröğlu beli arasında, Laden topluluğunun 1100-1500 m.arasında güneye bakan kurak yamaçlarda yer aldığı belirtilmektedir. 80-120 cm. boyunda olan bu topluluk, organik maddece fakir, kumlu ve kumlu-balçık ve su tutma kapasitesi zayıf olan 30-80 cm. derinliğinde toprak üzerinde görülür. Bu toplulukta Karaçam ve Katran Ardıcı yaygındır. Ayrıca çalı katının altında yarıdan fazlası tek yıllık olan 100 kadar otsu tür bulunur. Karaçam ormanlarının tahrip edildiği 1300-1450 m. yükseklikler arasında kar örtüsünün uzun zaman kaldığı taşlık, kayalık, nemli ve soğuk kuzey yamaçlarda Titrek kavak yerleşmiştir. Bu topluluğun bulunduğu alanda toprağın A horizonu organik madde bakımından zengindir (% 3-8). Topraklar kireçsiz olup kumlu-balçık bünyededir hafif ve alkalen reaksiyon gösterir. 

    Karaçam ve Sedir yörenin klimax vejetasyonunu oluşturur ve 1000-1500 m. arasında yer almaktadır. Karaçam nadiren hafif eğimli veya düz kalın topraklar üzerinde yer alır. Laden olarak bilinen çalı birliği karaçamın tahribi ile yerleşmiştir yani regresif bir süksesyon sonucu gelişmiştir. Step vejetasyonu ile subklimax safhada Meşeler bir geciş vejetasyonu niteliğindedir. Dereçine havzasında relikt olarak kabul edilen Fındık ve Porsuk da tespit edilmiştir. Akdeniz dağ kuşağının en önemli ağacı olan ve yer yer saf ve karışık orman kuran Sedir, Anadolu’nun iç kısımlarında, kuzeybatıda Sultandağı (Deresinek ve Yakasinek köyleri arası)’nda, her türlü ana materyal üzerinde 800-1200 m. arasında bulunur. Meşe toplulukları genellikle antropojen step alanlarında ve step ile orman arasında geçiş zonundaki plato yüzeylerinde kümeler halindedir.

    Sandıklı Ovası'nı, Sincanlı Ovası'ndan ayıran Ahır Dağları ve kollarında Meşeler ve Çam ormanları görülmektedir. Sandıklı sınırları içerisinde bulunan Akdağlar’da yakın zamanlara kadar büyük ormanlar yer almıştır.

    ...Devamını Oku
    Flora

    Afyonkarahisar, İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinin birleştiği noktada yer almaktadır. Hem bu özelliği, hem de sınırları içinde dağlar, bataklık ve göller gibi değişik habitatlar bulundurması nedeniyle flora ve vejetasyonda zenginlik arz etmektedir. Flora ve vejetasyondaki bu zenginlik özellikle Sultan Dağları, Akdağ, Kumalar, Ahır Dağı, Söğüt Dağı, Maymun Dağı ve Emirdağ’da dikkati çekmektedir. Ayrıca Afyonkarahisar sınırları içinde yer alan Eber Gölü, Karamık Gölü ve Acı Göl gibi yerlerin bitki örtüsü oldukça zengindir. Bir fındık türü olan “Corylus avellana” Sultan Dağları’nın mikroklima içeren kuzey yamaçlarında büyük topluluklar oluşturmaktadır. Diğer fındık türü “Corylus colurna” ise yine aynı tepelerin kayalık alanlarında “Taxus baccata” (Porsuk Ağacı) ile karışık halde seyrek topluluklar oluşturmaktadır. “Taxus baccata” (Porsuk Ağacı)’ya göre daha yaygın olan “Corylus colurna” oldukça geniş gövdelere sahiptir. Bu amaçla yapılan göğüs yüksekliğinde gövde ölçümlerinin 380 cm’ye ulaşması dikkat çekicidir.

    Kaynak: Afyonkarahisar Müze Müdürlüğü

    ...Devamını Oku
    Fauna

    İlimiz sınırları içinde yayılış gösteren çeşitli Omurgalı hayvan türü bulunmaktadır. Bu hayvanlar kısaca aşağıdaki şekilde incelenebilir;
    Büyük memeli türleri içerisinde, Kızılgeyik (Cervus elaphus), Kurt (Canıs lupus), Tilki (Vulpes vulpes), Yabani domuz (Sus serofa), Tavşan (Lepus capensis), Kaya sansarı (Martes foina), Porsuk (Meles meles),  Su samuru (Lutra lutra), Yabani kedi (Felis silvestris) ve Yılkı atları  bulunmaktadır. Orman İşletme Müdürlüğü’nün Dort Deresi’nde (Sultandağı) kurduğu çiftlikte geyik üretimi yapılırken aynı anda Akdağ’da (Sandıklı) doğal olarak birçok geyik yaşamaktadır.
    Dağlarda yaşayan yabani domuzun besin kaynağını tavşan, geyik, çeşitli kemiriciler, yılan, kurbağa, kertenkele, kuş yavruları ile tüm böcek ve larvaları oluşturmaktadır.
    Yarasaların (Chiroptera) bulunduğu takıma ait türlerden, Nalburunlu büyük yarasa (Rhinolophus ferrumequinum), Nalburunlu yarasa (Rhinolophus meheleyi) ve Fare kulaklı büyük yarasa (Myotis myotis) türleri bulunmaktadır.
    Kemiriciler (Rodentia) takımında, Arap tavşanı (Allactaga williamsi), Sincap (Sciurus anomalus), Türkiye çöl sıçanı (Meriones tristiami), Kör fare (Spalax leucodon), Orman faresi (Apodemus sylvaticus) ve Kaya faresi (Apodemus mystacinus) türleri yayılış göstermektedir.
    Böcekçiller (Insectivora) takımından Sivri burunlu fare (Crocidura suaveolens) bölgede bulunmaktadır.
    Sürüngenler (Reptilia) türleri çerçevesinde çeşitli Yılan, Kaplumbağa ve Kertenkele bulunmaktadır.
    Kuşlar (Aves) çok farklı ortamlarda bulunmaktadırlar:
    Dereler ve kanyonda bulunan kuş türlerinden, Akkuyruk sallayan (Motacilla alba), Dere kuşu (Cinclus cinclus) ve Dere düdükcüsü (Actitis hypoleucos) sayılabilir.
    Ormanlık sahalarda, Tepeli toygar (Galerida cristata), İspinoz (Fringilla coelebs), Kızıl gerdan=Nar bülbülü (Erithacus rubecula), Kızıl kuyruk (Phoenicurus ochurus), Boz kuyrukkakan (Oenanthe isabellina), Karatavuk (Turdus merula), Çam baştankarası (Parus ater), Kaya sıvacı kuşu (Sitta neumayer), Ketenkuşu (Carduelis chloris), Saka kuşu (Carduelis carduelis) ve Karabaşlı kiraz kuşu (Emberiza melanocepala) türleri görülmektedir.
    Kayalık alanlarda Kaya kırlangıcı (Ptyonoprogne rupestris) yayılış göstermektedir.
    Akdağ’da bulunan kanyonda özellikle Kanyon güvercini (Columba livia) bulunmaktadır.
    Kanyonun yüksek kayalıklarında nesli tükenmekle tehlike altında olan Sakallı akbaba veya Kuzu kuşu (Gypatus barbatus) ve Kızıl akbaba (Gyps fulvus) nadir olarak da olsa bulunmaktadır.
    İbibik, Hüthüt veya Çavuş kuşu (Upupa epops) açıklıklarda görülen kuş türüdür.
    Yırtıcı kuş türlerinden Kızılşahin (Buteo rufinus) bölgede yayılış göstermektedir. “Bu hayvan her çeşit orman, çayır ve tarlalarda yaşar. Fare, köstebek, tavşan, kurbağa, balık, kertenkele, yılan, kuş, salyangoz, böcek ve larvalarıyla beslenir. Özellikle fare, köstebek ve zararlı böceklerle beslendiğinden tarım açısından yararlıdır.”
    İlimiz, omurgasız hayvanların yayılışı açısından da zengin bir tür çeşitliliğine sahiptir. Bu çerçevede böcekler önemli  tür sayısıyla kendilerini göstermektedir. Bölgede yayılış gösteren yüz yirminin üzerindeki kelebek türü bu konuda sadece bir örnek sayılabilir.
    Bunlar, Kırlangıç kelebekleri (Papilionidae), Lahana kelebekleri (Pieridae), Limon kelebeği (Coliadidae), Isırgan kelebeği (Libytheidae), Alaca kelebekleri ve Amiral kelebekleri (Argynnidae), Göz kelebekleri (Satyridae), Su güzelleri (Lycaenidae) ve Kaptan kelebekleri (Hesperiidae) familyalarına ait olan türler olup bölgede yayılış göstermektedirler.
    Kaynak: Anadolu'nun Kilidi Afyon Kitabı (2004) 08 Nisan 2014 tarihinde kaydedilmiştir.

    ...Devamını Oku
    Ekonomik Yapı

    Afyonkarahisar’ın, doğal kültürel ve tarihsel zenginliği ile birlikte kavşak noktasında olması da ekonomik gelişmesinde yararlı olmaktadır. Şekercilik, sucukçuluk, Afyonkarahisar'a iyi gelir getirmektedir. Ayrıca İscehisar ilçesindeki zengin mermer yataklarını işletmek üzere o bölgede irili ufaklı çok sayıda atölye vardır. Bunun yanında Alkoid, Şeker, Selüid, Un, Yağ, Yem, Çimento gibi sanayi yatırımları yanında son yıllarda Turizm gelirinin payı artmıştır.

    Afyonkarahisar ilinin yüzölçümü 1.423.000 hektardır. Bu alanın 687.750,5 hektarını kültüre elverişli arazi, 735.249,5 hektarını kültüre elverişsiz arazi oluşturmaktadır. 215.558 hektarı çayır ve mera, 206.860,5 hektarı ormanlık ve fundalık, 312.831 hektarı da tarım dışı arazilerdir. İşlenen arazilerin % 68'inde kuru tarım, %32'sinde sulu tarım yapılmaktadır. Toplam alanın % 48' ni kültüre elverişli arazi, %52' sini kültüre elverişli olmayan arazi teşkil etmektedir. Sulu tarım arazisi 174.487 hektar alan, kuru tarım arazisi 513.263,5 hektar alandır.
    Afyonkarahisar ilinde geçim kaynağı genel olarak tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarım, öncelikle dağlar arasında yer tutan ovalarda bahçe tarımı tipindedir. Mevsimlik sebze üretimi ile birlikte meyve üretimi de büyük oranda yapılmaktadır. Sulu tarımın yapıldığı yerlerde sebze üretimi hâkimdir. Diğer yandan iklim şartlarına ve toprak özelliklerine göre tahıl üretimi de çok miktarda yapılmaktadır. Bunun yanında haşhaş, şekerpancarı, patates, ayçiçeği gibi endüstri bitkileri de yetiştirilir.

    Geleneksel hayvancılığın azaldığı ve buna karşılık modern hayvancılığın artmaya başladığı Afyonkarahisar'da et ve et ürünleri üretimi gelişme göstermiştir. Besi hayvancılığı kapalı mekânlarda ve hemen her ilçede olmak üzere, merkez ve çevresinde yoğun bir biçimde yapılmaktadır. Tavukçuluk ve buna dayalı yumurta üretimi fazla miktarda yapılmaktadır. Yumurta borsası Afyonkarahisar'da belirlenmektedir. Hayvancılık alanında Afyonkarahisar, komşu illere göre daha yüksek bir potansiyele sahiptir. Süt sığırcılığı, küçük ve büyük baş hayvancılık, arıcılık ve tavukçuluk yapılmaktadır.
    Afyonkarahisar tarımında öne çıkan ürünler Haşhaş, patates, kiraz, vişne, yağlık ayçiçeği, şeker pancarı, kırmızı et, yumurta , manda ve kaymaktır.

    Kaynak :  bagev.com/tr/iller/  sitesinden 11.04.2014 tarihinde kaydedilmiştir.
                    afyon.bel.tr/tr/icerikdetay/  sitesinden 11.04.2014 tarihinde kaydedilmiştir.

     

    İ

    ...Devamını Oku
    Ortalama Sıcaklık Nem

    Haberler ve Duyurular TÜMÜ

    Etkinlikler TÜMÜ