Dünya tarihi açısından önemli bir yapı olan Ayasofya mabedi; ilk olarak MS 7. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilen gymnasium üzerine Bizans döneminde bazilika olarak inşa edilmiştir. Yazılı belgelerde ise adı ilk kez 787 yılında Patrik Trasios yönetiminde toplanan Yedinci Ekümenik Konsil dolayısıyla geçmektedir. Orhan Gazi tarafından İznik'in fethiyle 1331 yılında camiye dönüştürülen yapı, İznik Ayasofya Camii veya Orhan Camii olarak da anılmaktadır.
TGM
Birinci dönem yapısı, olasılıkla, Roma dönemine ait bir gymnasiumun taş temellerine oturulmuş tuğla duvarlı bir bazilikadır. Yapının kuzey ve güneyinde, taş temeller üzerinde görülen tuğla duvarlar bu dönemden kalmadır. Harç tabakası kalın ve kullanılan tuğlalar iridir. Apsisin iç kısmında aynı teknikle örülmüş duvarlar bulunmaktadır. Apsisin dış kısmının ilk yapıda üç yüzeyli olduğu ortaya çıkmıştır. Ana yapıda, batıdan itibaren üç giriş ile üç nefli naosa geçilmektedir. Orta nefin yan neflerden dokuz sütun ile ayrılmış olduğu sanılmaktadır. Doğudaki apsis üç yüzeylidir ve bu dönemde pasthophorion hücrelerine rastlanmaktadır.
TGM
İkinci dönem yapısı,1065’teki büyük deprem sonrasında harap olan yapının yenilenmesi ile oluşmuştur. Kilise, zemini 1,40 metre yükseltilerek adeta yeni baştan inşa edilmiştir. Dış duvarlar onarılmış ve orta nef duvarları yapılmıştır. Apsis beş yüzlü olmuş, kubbeli pasthophorion hücreleri eklenmiştir. Bu dönemin yapısında batıdan üç nefli naosa geçilir; yan nefler, orta nefe bir duvar ve ikişer payenin böldüğü üçlü kemer açıklıkları ile açılır.
1331’te Orhan Gazi zamanında İznik’in fethedilmesinden sonra, yapı yeniden yükseltilmiş, nefleri ayıran destekler değiştirilmiş, minare ve mihrap eklenerek camiye dönüştürülmüştür. Yapının bu üçüncü döneminde, üçlü kemer açıklıkları arasındaki ikişer sütun kaldırılmış ve bugün görülen büyük kemerler ile onların arasındaki küçük sivri kemerli açıklıklar yapılmıştır. Yapıdaki Türk dönemini yansıtan değişikliklerin büyük bölümünde, Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda yapılan yeniliklerin izlerini bulmak olanaklıdır.
TGM
1935 ve 1953 yıllarında yapılan onarımlar sırasında renkli taşlarla bezenmiş taban mozaikleri ve din görevlilerinin törenler esnasında topluca bulundukları, yarım yuvarlak oturma kademeleri ortaya çıkarılmıştır. Bir mezar odası duvarında Hz. İsa freski bulunmaktadır. 1980’li yıllardaki çevre düzenlemesi ve kamulaştırmanın neticesinde, Ayasofya’nın etrafındaki yapılar yıkılmış ve etrafı yeşillendirilmiştir. Restorasyon çalışmaları sonrasında, 2011 yılında ise yapının bir kısmı cami olarak hizmet vermeye başlamıştır.
Ayasofya’ya ev sahipliği yapan ve tarih boyunca dini, mimari, kültürel ve sanatsal yönleriyle önemli bir şehir olan İznik, 2014 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır.
Kaynak: Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü.