­
Taşa Yansıyan Sanat: Lahitler
 
Ölen kişinin bedeninin yakılması sonucu küllerinin koyulduğu taş, ahşap, pişmiş toprak ya da çeşitli madenlerden yapılan ve üstü bir kapakla örtülen sandukalara lahit denilmektedir. Bir mezar tipi olan lahit, genellikle sanduka ve kapak kısmında çeşitli siyasi ve dini anlatıların yer aldığı sanatsal motiflerle süslenir. Lahdin yapı malzemesi döneminin koşullarına ve ait olduğu kişinin statüsüne göre farklıklar gösterir. 
 
Ülkemizdeki müzelerde dünyaca ünlü örnekleri bulunan bu ihtişamlı eserler yaşamın, tarihin ve sanatın ölümsüz detaylarını betimliyor...
 
Eroslu Lahit - Side Müzesi
 
Eroslu Lahit, 1947 - 1966 yılları arasında Side Antik Kenti Doğu Nekropol kazısında, kısmen ayakta duran bir anıtmezarın içinde bulunmuştur. Her yönünde Erosların tasvir edildiği önemli lahitler arasında gösterilmektedir. 
 
Fotoğraf: Side Müzesi
 
Teknenin dört tarafında meanderlerla (geometrik kıvrımlar yapan şerit biçiminde bir süsleme motifi) süslü alçak bir kaide üzerinde oldukça yüksek bir kabartma şeklinde işlenmiş kanatlı Eroslar ayakta durmakta, meyve taşımakta, içki içmekte ve sarhoş olarak birbirine sarılmaktadırlar.  
 
Fotoğraf: Side Müzesi
 
Köşelerde Nikeler (zafer tanrıçası) sağ ellerinde bir çelenk, sol ellerinde hurma dalı tutarak ayakta durmaktadır.
 
Fotoğraf: Side Müzesi
 
Çeşitli silmelerle çerçevelenmiş ve köşelerinde akroterlerle (figüratif ya da bitkisel bezemeli süsler) süslenmiş olan alınlıkların içinde bir tarafta medusa başı diğer tarafta yuvarlak bir kalkan kabartması vardır. 
 
Fotoğraf: Side Müzesi
 
İşleniş tekniği (cilalı dış satıhlar, burgu delikleri) ve üslubu bakımından söz konusu lahit  MS 2. yüzyılın son yarısına tarihlendirilmektedir. 
 
Fotoğraf: Side Müzesi
 
Erosların lahitteki tasvirleri, Roma İmparatorluk Döneminde oldukça geniş bir alana yayılmış Dionysos mitleri ve ölümden sonra başka bir dünyada yaşama ümitleri ile ilgilidir.
 
Likya Lahdi - İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Likya Lahdi, 1887 yılında Osman Hamdi Bey’in Lübnan’da yer alan Sidon Kral Nekropolisi’nde gerçekleştiği kazılarda bulunmuştur. Sidon’daki kraliyet soyundan gelen yöneticilerden birine ait olduğu düşünülen lahdin kime ait olduğu bilinmemektedir. Kapak ve sanduka olmak üzere iki kısımdan oluşan lahit, paros mermerinden yapılmıştır. 
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Ters tekne formundaki kapağın bir yüzünde yüz yüze bir erkek ve bir dişi grifon (genellikle aslan vücutlu, kartal kanatlı ve kafalı mitolojik yaratık) yer alır. Her ikisi de üçer pençesini kaldırmış, bir bacağı üzerinde durmaktadır.
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Kapağın diğer cephesindeki tympanondaysa sırt sırta duran iki sfenks (Yunan mitolojisinde efsanevi bir canavar) yer almaktadır. Kapağın alınlıklarındaki akroterler içine yerleştirilmiş iki akantus (Yunan mimarisinde sütun başlarını süslemek üzere kullanılan bir bitki figürü) ve palmet süslemesi ile dört köşesine yerleştirilmiş ağzı açık şekilde aslanlar görülür.
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Sandukanın uzun yüzlerinden birinde yaban domuzu avı betimlenmiştir; atlara binmiş iki ve üç kişilik iki gruba ayrılmış beş avcı bir yaban domuzunu öldürmeye çalışmaktadır. Atların ayakları yükseltilerek hareket duygusu vurgulanmış, avcıların sağ kolları mızraklarıyla avlarına nişan almak üzereyken kalkmıştır.
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Sandukanın diğer uzun cephesinde bir aslan avı tasvir edilmiştir. İki arabaya binmiş dört genç avcı, vahşi hayvanı öldürmeye çalışmaktadır.
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
MÖ 5. yüzyıla tarihlendirilen lahit, Sidon Kral Nekropolü’nden çıkarılmış olsa da form olarak Anadolu Likya mezar anıtlarıyla olan benzerliğinden ötürü bu isimle anılmaktadır.
 
Ağlayan Kadınlar Lahdi - İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Ağlayan Kadınlar Lahdi, 1887 yılında Osman Hamdi Bey’in Lübnan’da yer alan Sidon Kral Nekropolisi’nde gerçekleştiği kazılarda bulunmuştur. Lahit üzerindeki ikonografik sahne nedeniyle Ağlayan Kadınlar olarak isimlendirilmiştir. 
 
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Yaklaşık MÖ 350 yıllarına tarihlenen lahdin, Klasik Dönem Yunan stilinde üretilmiş olduğu ve Atina veya Rodos atölyelerinde üretildikten sonra Sidon’a getirildiği düşünülür. Tüm yüzlerine toplam on sekiz İon düzeni sütun arasında, çeşitli şekillerde tasvir edilmiş, yas tutan kadınlar yerleştirilmiştir.
 
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Bu kadınların Mezopotamya ve çevre kültürlerinde karşımıza çıkan yas tutan kadınlar olabileceği gibi, mezar sahibinin ailesinden bireyler veya eşlerini tasvir ettiği yönünde görüşler bulunur.
 
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Lahdin İon düzeninde peripteros planlı bir Yunan anıt binasını örnek aldığı ve buna uygun biçimde orantılı olarak küçültülmüş bir model olduğu bilimsel araştırmalar sonucu tespit edilmiştir. Kapağında görülen sahneler ise Pers kültürüne özgü bir cenaze seremonisini anlatır.
 
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Lahdin üzerinde görülen bazı boya izleri mavi ve kırmızı tonlarında boyanmış olduğunu göstermektedir. Lahdin zevk ve eğlenceye düşkün bir insan olduğu söylenen Sidon Kralı Straton’a (MÖ 374-358) ait olduğu konusunda bazı görüşler var olsa da buluntuların yetersizliği ve herhangi bir yazıt içermemesi nedeniyle bu konuda net bir şey söylemek mümkün değildir.  
 
İskender Lahdi - İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
İskender Lahdi, 1887 yılında Osman Hamdi Bey’in Lübnan’daki Sidon (Sayda) Kral Nekropolisi’nde gerçekleştirdiği kazılarda bulunmuştur. Kapak ve sanduka kısmı olmak üzere iki kısımdan oluşan lahit, pentelikon mermerinden yapılmıştır. MÖ 4. yüzyılın son çeyreğine tarihlenen lahdin, Büyük İskender’e değil Sidon Krallarından Abdolonymos’a ait olduğu düşünülür. İskender’in İssos Savaşında Pers Kralı III. Darius’u mağlup etmesi sonucu kendisine Sidon kapıları açılmış ve Sidon’a geldiğinde Abdolonymos’u Sidon Kralı olarak tayin etmiştir. Bu durumun anısından ötürü Kral Abdolonymos'un kendi lahdi üzerinde Büyük İskender’e ve İssos Savaşı’ndan bir kesite yer verdiği düşünülür.
 
Fotoğraf: Tanıtma Genel Müdürlüğü
 
Lahdin bir uzun cephesinde Yunan ve Pers askerleri birbirlerine karşı savaş halinde betimlenmiştir. Sahnenin en solunda, lahde adını veren at üzerindeki figürün, aslan postu giymesinden ötürü, Büyük İskender olduğu anlaşılmaktadır. Hareket halinin oldukça başarılı bir şekilde işlendiği bu sahnedeki tasvirin, MÖ 333 yılında Büyük İskender’in Pers kralı III. Darius’u mağlup ettiği İssos Savaşı’ndan bir sahne olduğu düşünülür. 
 
 
Fotoğraf:​ Tanıtma Genel Müdürlüğü
 
Kapağın kısa cephesindeki alınlıklardan birinde tümünün Yunan askerleri olduğu düşünülen figürlerin birbirleriyle savaş halinde olduğu sahnede, İskender’in komutanlarından Perdikkas’ın katledilmesi tasvir edilir. 
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Diğer kısa yüzde ise Yunan ve Persler arasındaki çatışmalardan bir sahne yer almaktadır.
 
 
Fotoğraf:​ Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
 
Sandukanın diğer uzun cephesindeki sahnede, Yunan, Pers askerler ve avcılar bir arada aslan ve geyik avlamaktadırlar. Sandukanın diğer yüzündeki savaş sahnesine göre daha az figürün yer aldığı bu cephede figür hareketliliği daha durağandır ve diğer cephedeki kurgunun aksine ana karakterler sahnenin ortasına yerleştirilmiştir. Aslana darbe indiren merkezdeki iki Pers figüründen soldakinin Sidon Kralı Abdolonymos olduğu düşünülürken at üzerinde ona yardıma gelen figür ise Büyük İskender’dir.
 
Fotoğraf:​ Tanıtma Genel Müdürlüğü
 
Renk paleti oldukça iyi bir kimyasal bileşim içeren, zamana karşı dirençli mor, kırmızı, sarı, mavi, kızıl kahve ve eflatun renklerden oluşan İskender Lahdi, yapım tekniği ve sanat kalitesi açısından önemli lahitler arasında zikredilmektedir.
 
Altıkulaç Lahdi - Troya Müzesi 
 
Altıkulaç Lahdi veya Çan Lahdi (Çanakkale'nin Çan İlçesine bağlı Altıkulaç köyünde bulunması nedeniyle bu şekilde de isimlendirilmiştir), boyalı mermer bir lahit olup MÖ 4. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir (MÖ 400-375). Antik Troas bölgesinin güneydoğusunda Çanakkale Çan İlçesindeki Çingenetepe Tümülüsündeki bir mezar odasında 1998 yılında bulunmuştur.  
 
Fotoğraf:  Troya Müzesi
 
Mermer lahdin üzerindeki boyalı sahneler çok iyi korunduğu için eser büyük bir önem taşımaktadır. Lahdin MÖ 5. yüzyılın sonlarında burada hüküm süren Anadolulu bir hanedan için yaptırılmış olduğu düşünülmektedir. Anadolu’da Perslerin gelmesi ile birlikte hakim olan sanat anlayışını en iyi gösteren nadir örneklerden birisidir.
 
Lahdin uzun ön yüzü ortada betimlenen bir ağaç figürü ile ikiye bölünmüş vaziyettedir. Sahnenin sağında bir domuz avı sahnesi işlenmiştir. Atlı figür mızrağıyla bir domuzu avlarken av köpekleri de mücadeleye katılmış biçimde verilmiştir. Alçak kabartma verilen figürler ve fon tamamen boyanmıştır. Boya olarak kırmızı, yeşil, siyah ve açık sarı renkler kullanılmıştır. Domuz, pelerin ve eyer örtüsünün süsleri, atın kuyruğundaki kurdele ve atın toynakları kırmızı; ağaç, geyikler, atlar, köpekler ve giysiler sarı; domuzun sırt tüyleri siyah ve fon yeşil olarak boyanmıştır. 
 
Fotoğraf:  Troya Müzesi
 
Sahnenin solunda ise bir geyik avı sahnesi yer alır. Mızraklı atlı figür geyiği avlarken arka planda betimlenen geyiklerin kaçmaya çalışması canlı bir şekilde verilmiştir. Sahnenin en solundaki atlı figür, önce kabartma olarak işlenmiş sonradan silinmiştir. Lahdin bu kısmı kaçak kazılar sırasında en çok zarar gören bölümdür.
 
Fotoğraf:  Troya Müzesi
 
Savaş betimlemeli kısa yüzdeki sahnede zırhlı bir atlı süvari elindeki mızrağı karşısındaki düşman askerine saplamak üzereyken tasvir edilmiştir. Zırhlı figürün giyim kuşamı ile Persli bir komutan olduğu, mızrakladığı kişi ve sol arkasındaki kişinin de Yunanlı askerler olduğu şeklinde görüşler vardır. Atlı süvari betimlemesinin lahdin sahibine ait olduğu düşünülmektedir. Lahdin, sahneye boyut kazandırmak amacıyla boyandığı görülmektedir. Mavi arkaplanı üzerine işlenen ağaç betimlemesi sahnenin dışına kadar taşmıştır. Ağacın üstünde yine sahnenin dışında işlenmiş yırtıcı bir kuş figürü ile sahne detaylandırılmıştır.
 
Fotoğraf:  Troya Müzesi
 
Sidamara Lahdi - İstanbul Arkeoloji Müzeleri
 
Sidamara Lahdi, Konya-Ereğli Karaman yolu üzerindeki Ambar köyünde bulunmuş ve 1901 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne getirilmiştir. Eski adı Sidamara olan köyde bulunduğu için Sidamara ismiyle anılan ve MS 2-3. yüzyıla ait lahit, 32 tonluk ağırlığı ile dünyanın en ağır lahdi olarak bilinmektedir.  Beyaz mermerden yapılan lahit, kapak ve sandukadan oluşmaktadır. Kapağın üstünde lahdin ait olduğu düşünülen kişi ve eşi yarı uzanmış şekilde tasvir edilmiş olup bu iki figürün ayak ve başuçlarında iki eros bulunmaktadır. Kapağın frizindeyse (genellikle kabartmalarla bezeli arşitrav ve korniş arasında yer alan yatay dizi, kuşak) erosların aslan, ayı ve panter gibi hayvanlarla birlikte yaptığı mücadele tasvir edilmiştir.
 
Fotoğraf: Gülcan Acar
 
Sandukada ana sahnenin bulunduğu uzun yüzlerden birinde altı adet oluklu sütun, merkezde üçgen bir niş ve her iki yanda iki kemerli niş yer almaktadır. Nişler içine yumurtalar ve diş sırası bulunan bitkisel motifler oyularak işlenmiştir. Bu süsleme, nişlerin dışındaki ve yanlardaki alanları doldurmaktadır. Bu hafif karmaşık yapının ortasında, lahdin ait olduğu kişi sandalye üzerinde oturmuş ve bir filozof ya da şair gibi tasvir edilmiştir. Bu figürün sağ tarafında bulunan ve başı oturan figüre doğru dönmüş olan kişi ise olasılıkla ölen kişinin eşidir. Diğer tarafta ise tanrıça Artemis kıyafetiyle tasvir edilmiş genç kız figürünün ölen kişinin kızı olduğu düşünülmektedir. Sahnenin iki ucunda, köşelerde, bir ellerinde mızrak diğer ellerinde at dizgini tutan figürler ise dioskurlardır (Antik Yunan ve Roma mitolojisinde Tanrıça Leda'nın biri Tyndareus diğeri Tanrı Zeus'tan olan ikiz çocukları).  
 
Fotoğraf: Gülcan Acar
 
Sandukanın diğer uzun yüzünde bir av sahnesi tasvir edilmiştir. At üzerindeki beş genç adam çeşitli hayvanları avlamaktadır. Bu cephenin altında yer alan kısımdaysa genç erkekler eğitmenleri eşliğinde spor yaparlarken betimlenmiştir.
 
Fotoğraf: Gülcan Acar
 
Sandukanın kısa yüzlerinin birinde nişin tam ortasında bir mezarın kapısı bulunmaktadır. Elinde bir kapta incir ve üzüm toplamış olarak görülen genç bir kadın sol tarafından kapıya yaklaşmaktadır. Karşı taraftaki adam da bir parşömen taşımaktadır.
 
Fotoğraf: Gülcan Acar
 
Lahdin diğer kısa yüzünde ise genç bir adam at üstünde köpeklerin de yardımıyla avlanırken görülmektedir.
 
Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzeleri