­

"TÜM ASYA’DAN KENDİME BU KENTİ SEÇTİM"

"Tüm Asya'dan kendime bu kenti seçtim"

Alaçatı ve ardından Ildırı köyündeki kısa seyahatim esnasında öğrenmiştim büyük fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in bu dünyadan ayrıldığını. Ölümüyle bizleri üzüntüye boğan "Üstat" ile ilgili haberlerde, tarihe ışık tutan fotoğraflarının hikayesi anlatılırken, bir görev esnasında Afrodisias Antik Kenti’ni keşfediş hikayesi ön plana çıkıyordu. Ankara’ya dönüş yolunda ben de rotamı, tarihi kalıntılar arasında hâlâ canlılığını koruduğuna inandığım üstadın hatıralarının izlerini aramak ve bastığı yerlerde yürümenin hazzını duymak üzere Afrodisias Antik Kenti’ne çeviriyorum…

Yerleşim tarihi MÖ 5. bin yıl ortalarına kadar uzanan Aphrodisias, MÖ 6. yüzyılda küçük bir köy görünümünde iken, MÖ 2. yüzyılda Menderes Vadisi'ndeki yoğun şehirleşme döneminde kent devleti (polis) statüsü kazanmıştır. MÖ 1. yüzyılda Roma ile yakın ilişkilere sahip olan Aphrodisias, daha sonra Roma İmparatoru olarak Augustus unvanını alacak olan Octavian tarafından “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.” sözleriyle koruma altına alınmış ve Roma Senatosu tarafından MÖ 39 yılında vergi muafiyeti ve özerklik gibi ayrıcalıklar tanındıktan sonra hızla gelişmeye başlamıştır.

Afrodisias, aşkın ve güzelliğin tanrıçası Afrodit’in şehri diye biliniyor. Roma Çağı’nda Afrodit Tapınağı ile ünlenmiş, oldukça gelişmiş bir şehir. Yerleşimi Geç Neolitik Çağ’a kadar uzanıyor. Roma egemenliği döneminde kent, kutsal yöre olarak önem kazanmış ve Aphrodisias ismini almıştır. Burada ilk kazı çalışmaları, 1904 yılında Fransız Gaudin tarafından yapılmıştır. 1960’lı yılların başından itibaren de kazı çalışmaları Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim tarafından ölüm tarihi olan 1990 yılına kadar yürütülmüş ve ismi Afrodisias kazıları ile özdeşleşmiştir.   

Antik kent oldukça geniş bir alana yayılmış olduğundan değil birkaç saatte dolaşmak, neredeyse bir gününüzü ayırmanız gereken zengin bir koleksiyona sahip. Bu kadar geniş bir alanı ayrıntılarıyla gezilebilir kılmak için yürüyüş yolları ve yönlendirme tabelaları bir hayli kolaylık sağlıyor.

Antik kentin en dikkat çekici yerlerinin başında; Afrodit Tapınağı, Tetrapylon denilen  Afrodisias Tapınağı’nın kutsal alanına girişi sağlayan anıtsal kapı, yaklaşık 7000 kişilik oturma kapasitesine sahip ve iki bölümden oluşan antik tiyatro ve tiyatronun doğusundaki sütunlu meydan Tetrastoon geliyor. Bunların yanı sıra şehrin meydanlarında İon düzenindeki revakları süsleyen tanrı, kahraman, sade vatandaş, köle, asker ve atlet gibi tiplemeleri temsil eden maske ve griland frizleri, dönemin en çok sevilen mimari bezemeleri olarak oldukça ilgi çekici eserler arasında yer alıyor.

Roma İmparatorluğu’nun Yunanca konuşulan bölgelerinde, Roma İmparatorlarına tanrı olarak tapıldığından, bu amaçla imparatorlara ait kutsal alan olarak yapılmış Sebasteion yapıtı,  kamusal alan olarak kullanılan Güney Agora, Hadrian Hamamı ve Bouleuterion’u (Meclis Binası) dolaşırken zaman yolculuğuna çıkmış gibi hissedebilirsiniz kendinizi.

Dünyanın en önemli antik yapıları arasında gösterilen, ören yerinin en iyi korunmuş görkemli yapıtlarından birisi de kentin kuzeyinde yer alan stadyum. 270 m uzunluk ve 30.000 izleyici alabilecek kapasiteye sahip. Elips plan şeklinde yapılışı, tüm seyircilerin etkinlikleri rahat izlediğinin göstergesi.

Adeta tarih fışkıran bu topraklarda dolaşırken adım attığım her yerde yüzlerce denilebilecek sayıda üzerinde süslemeler ve kabartmalarla dolu sütunlara, kaya parçalarına rastlıyorum. 

Bir gün ait oldukları yerlere konulmayı bekliyorlar sanki. Ören yeri öylesine zengin ve geniş ki, kim bilir belki de on yıllarca sürecek kazılar sonucunda daha gün yüzüne çıkacak nice eserler olacak. Zira bu kadar eserin kapalı alanlara sığdırılması imkânsız. Bu nedenledir ki nadir görülebilecek  eserlerin bir kısmı da müzede sergileniyor.

Afrodisias Müzesi, kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin sergilendiği ve ören yeri ile iç içe olan ender müzelerden biri. Müzede, ören yerinde kazılarda çıkan Roma, Bizans ve Erken İslami devir eserleri sergileniyor. Müze, heykeltraşlık eserleri yönünden de oldukça zengin. Bu yönüyle önemli bir arkeoloji müzesi. 

Baba Dağı yamaçlarından çıkartılan beyaz, mavi-gri mermerlerden Afrodisias’lı heykeltıraşların yaptığı eserler, müzede oluşturulan farklı salonlarda sergileniyor. Müzenin dışında; iç bahçesinde ve avlusunda da kentte çıkan bir birinden güzel kabartmalara sahip lahitler görenleri şaşırtacak ve hayranlık uyandıracak nitelikte.

Afrodisias Müze Müdürlüğü hizmet binasına ek olarak Geyre Vakfı tarafından yaptırılan ve Sebasteion eserlerinin sergilendiği Sevgi Gönül Salonu’nda; dört nala koşar vaziyette yapılmış at heykeli dâhil 86 parça nadide heykeltıraşlık eserleri, ilgi çekici mitolojik hikâyeleriyle sanatseverlerin mutlaka görmeleri gerekenler arasında yer alıyor.

2004 yılında uzmanlardan oluşan jüri tarafından “En İyi On Antik Kent” listesinde yer alan Afrodisias Ören Yeri, UNESCO’nun 2017 yılında Dünya Miras Listesi’ne de  kaydedilmiştir.

Ara Güler’in bu antik kentle ilgili fotoğraflarının yer aldığı "Aphrodisias Çığlığı" adlı kitabının ön sözünün son satırları şöyle biter; “Bugün Hipodroma gider ve güneş batarken orada bulunursanız, bu taşların üzerine bir garip akşam güneşinin düştüğünü görürsünüz. Işık giderek sararır, koyulaşır; geçmişe düşen bu ışık sizi düşündürür, belki de geçmişten size haber verir.”

Evet Üstat, bugün bu toprakların her bir karesinde sizin hatıralarınızın izlerini aradım. Bir garip akşam güneşi düşer mi diye bekledim durdum. Bugün bu topraklar bir garip akşam güneşini beklemenin hazzını değil sizin gidişinizin hüznünü yaşıyordu adeta.  Ayrılmadan önce son bir kez durdum, uçsuz bucaksız antik kente şöyle bir baktım. Havada hafif bir rüzgar eserken, rüzgarla birlikte gelen bir ses dolaşıp duruyordu kalıntılar arasında.  Bu ses,  60 yıl öncesinin “çığlığı” değil, bu defa gidişinizin ardından “hıçkırıklarıydı”…

Erdoğan Gümüş

 

Afrodisias'a Nasıl Gidilir?

Aydın Karacasu ilçesinde Geyre mahallesinde bulunmaktadır.

Afrodisias Müzesi Ziyaret Saatleri

Müze haftanın her günü açıktır. 

16 Ekim- 15 Mart: 08:30 ile 17:00 

16 Mart- 15 Ekim: 08:00 ile 18:30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Afrodisias Müzesi Giriş Ücreti: 20 TL ve Müzekart geçerlidir.

Gezilecek Yerler TÜMÜ