­

Genel Bilgiler

Nüfus
Yüzölçümü
Rakım
Plaka Kodu
Telefon Kodu

Konya, tarih boyunca dünyanın en önemli kadim şehirlerinden biri olarak günümüze kadar var olagelmiştir. Yerleşik şehir hayatının Prehistorik (tarih öncesi) çağda başladığı anlaşılmakta, şehir merkezine yakın olan bir konumda bulunan Çatalhöyük, bugüne kadar keşfedilmiş en eski ve en gelişmiş Neolitik devir yerleşim merkezi olarak bilinmektedir. Çumra Çatalhöyük, dünya ölçüsünde ilk defa yemek kültürünün başladığı, tarımın yapıldığı, ateşin kullanıldığı, yerleşik hayata geçildiği ve vahşi hayvan saldırılarına karşı ortak savunmanın yapıldığı merkez olarak tanınmaktadır. Benzer şekilde Beyşehir ilçesine bağlı Çukurkent Köyü höyüğünde ve Alâaddin Tepesinde de Çumra ve Çatalhöyüktekine benzer karakterde neolitik izlere rastlanmaktadır.

Şehrin merkezini oluşturan Alâaddin Tepesi Neolitik dönem (M.Ö 9000-5000) sonları ile Kalkolitik dönem (M.Ö. 5500-3000) başlarında kurulmuş olup M.Ö. 2000 yıllarından beri düzenli olarak iskân görmüş höyüklerden biridir. Bölgede yapılan kazılarda Frig, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı yerleşimlerine ait bulgular elde edilmiştir. Tarih devirlerinde Anadolu ve Suriye topraklarında büyük bir imparatorluk kuran Hititler, Konya'ya da hakim olmuşlardır.

M.Ö. VIII. ve VIII. yüzyıllarda ise Frigler zamanında surlarla çevrilmiş İç Kale’de (Alâaddin Tepesi'nde) gelişen Konya (Kavania) bir kale-kent hâline gelmiştir. Frigler'den sonra Lidyalılar'ın egemenliğine giren Konya, daha sonra M.Ö. 4. yüzyılda Persler ve M.Ö. 2. yüzyılda da Büyük İskender, Selevkoslar ve Bergama krallığının istilâsına uğramıştır. M.S. 395’te Anadolu'da Roma hakimiyeti sağlanınca Konya, İconium olarak varlığını korumuştur. Arapların Kuniya diye adlandırdıkları kentin adı Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bir daha değişmemiş ve günümüze kadar gelen ismini korumuştur.

Konya neolitik çağdan günümüze kadar uzanan süreçte bir yerleşim yeri olarak çağlar boyunca önemli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Böylece kent farklı toplumların farklı üretim ve yapım teknikleri ile meydana getirdikleri birçok sanat eserine sahip olmuştur (Çırakman, 1994:5). Konya'da Mısırlılardan önce hiyeroglif yazının kullanıldığı tarihte (M.Ö.3500) ilk ev mimarî ve ilk kutsal yapı kalıntılarına rastlanmaktadır. Hıristiyanlık devrinde ait Anadolu'daki en eski Hıristiyan yerleşimine ve en eski kiliselerine de bu bölgede rastlanmaktadır.

Günümüzde tükenme noktasına gelen bakırcılığa dayanan el sanatları Selçuklular dönemine kadar uzanmaktadır ve ilk olarak Kapu Câmii civarındaki atölyelerde başlamıştır (Bezirci, 2001: 148). Kitapları korumak ve bezemek için kullanılan ve İslâmiyetin kabulüyle birlikte kitaba verilen önemin artmasıyla gelişen ebru sanatı XVIII., XIX. ve XX. yy. örneklerine Konya Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesi'nde rastlanmaktadır. Çin sınırından Bizans topraklarına kadar uzanan Selçuklu Devleti'nin Anadolu'daki başkenti ve İpek Yolu üzerinde önemli bir konaklama ve ticaret merkezi olan Konya, aynı zamanda İslâm Medeniyeti'ne dair yüzlerce eserin yer aldığı, birçok İslâm ilim adamının ve mutasavvıfın yetiştiği ve yerleştiği önemli bir merkezdir. Kent ayrıca Anadolu Selçuklu Devleti’ni yönetmiş sultanların, vezirlerin ve Mevlâna gibi manevî fatihlerin, önemli tarihî şahsiyetlerin türbelerinin, vakıf eserlerinin, tekke, zaviye, mektep ve medreselerin bulunduğu bir şehirdir.

Konya'nın Yerleşim Birimi Olarak Tarihsel Gelişimini Etkileyen Menediyetler

M.Ö. 8. Yüzyıl: Hitit Medeniyeti
M.Ö. 7. Yüzyıl: Frig ve Kimmerler Medeniyeti
M.Ö. 6. Yüzyıl: Lidyalılar
M.Ö. 5. Yüzyıl: Pers Medeniyeti
M.Ö. 4. Yüzyıl: Makedonlar
M.Ö. 1. Yüzyıl: Roma Medeniyeti
M.S. 7. Yüzyıl: Sasaniler ve Müslüman Araplar
1077-1307 : Selçuklu Medeniyeti
1307-1465 : Karamanoğulları Beyliği
1465-1923 : Osmanlı Medeniyeti
1923-        : Cumhuriyet

1071 senesinde yapılan Malazgirt Savaşı'ndan önce Anadolu üzerine keşif harekâtları düzenleyen Müslüman Türkler ve Anadolu'yu tanıyan Büyük Selçuklular, bu savaş sonucu Anadolu'nun büyük bir kısmı ile birlikte Konya'yı da bir Müslüman Türk şehri yapmışlardır. Türklerin Müslüman olduktan sonra özellikle Anadolu'ya yönelmelerindeki temel gaye Hz. Peygamber (s.a.v)’in Konstantiniyye (İstanbul)’nin fethine dair müjdelere mazhar olabilme hedefleri olmuştur. Konya'nın fethedilmesiyle birlikte kentte İslâm kültürünün etkili olduğu dönem başlamıştır. 1071 Malazgirt zaferinden sonraki süreçte Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından fethedilen Konya, Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti İznik'in 1097 yılında 1. Haçlı Seferi ile kaybedilmesi üzerine başkent yapılmıştır. Konya, bu tarihten 1307 yılına kadar aralıksız bir şekilde Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti olmuştur.Konya, Anadolu Seçlukluları'na başkentlik yaptığı 1096 - 1277 yılları arasında ilim, kültür ve sanatta dönemin ünlü alimleri, filozofları, şairleri, mutasavvıfları, hoca ve diğer sanatkarları da burada toplanmışlardır. Bahaeddin Veled ve Mevlâna Celâleddin başta olmak üzere Kadı Burhaneddin, Kadı Siraceddin, Sadreddin Konevî, Şahabeddin Sühreverdi gibi bilginler ve Muhyiddin-i Arabî gibi mutasavvıflar Konya'ya yerleşmişler, verdikleri eserlerle şehri bir kültür merkezi hâline getirmişlerdir. "Konya'nın Altın Çağı" denilebilecek bu dönem 13. yüzyıl ortalarına kadar devam etmiştir.Bilhassa Hz. Mevlâna fikir ve felsefesi ile insanlığı aydınlatmış, Mesnevî ve Dîvân-ı Kebîr gibi eserler bırakmıştır. Yine önemli alimlerden biri olmakla birlikte ilmî kimliği fazla öne çıkmayan Nasreddin Hoca da güldüren ve düşündüren fıkraları ile Konya'nın kültür ve sosyal hayatının gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Selçuklular Dönemi Konya'sında kütüphaneler açılmış, bu dönemde din, hukuk, tarih, edebiyat, felsefe, sanat, tıp ve kozmografya alanında büyük tarihî ve kültürel atılımlar yapılmış, buna bağlı olarak kent genelinde birçok medrese, cami, kütüphane, türbe, çeşme, kale, han, hamam, çarşı, bedesten, köprü ve saray inşa edilmiştir.

Daha sonra Karamanoğulları Beyliği'nin en büyük şehri olarak yönetimine geçen  Konya'da, bu dönemde de ilim ve kültür alanındaki gelişmeler devam etmiş, Ulu Arif Çelebi ve oğulları Adil ve Alim Çelebiler ile Ahmed Eflâkî ve Sarı Yakup gibi bilgin ve Mutasavvıflar yetişmiştir. Ali Gav Zaviye ve Türbesi, Kadı Mürsel Zaviye ve Türbesi, Ebu İshak Kazerunî Zaviyesi, Hasbey Dârü’l-Huffâzı, Meram Hasbey Mescidi, Şeyh Osman Rûmî Türbesi, Ali Efendi Muallimhanesi, Nasuh Bey Darü’l-Huffâzı, Turgutoğulları Türbesi, Kalenderhane Türbesi, Tursunoğlu Câmii ve Türbesi, Burhaneddin Fakih Türbesi, Siyavuş Velî Türbesi gibi tarihî ve kültürel eserler Karamanoğulları döneminde yapılmıştır.

Fatih Sultan Mehmed, 1470'te Devletin Rumeli (Sofya), Anadolu (Kütahya), Rûm (Tokat) Eyaletlerinden sonra 4. Eyalet olarak Karaman Eyaletini, merkezi Konya şehri olmak üzere kurmuştur. 17. yüzyılda 11 sancaklı eyalet 80.000 km2 ye yakın bir büyüklüğe ulaşmış, Tanzimat Döneminde bu eyalete Karaman yerine Konya denmeye başlanmıştır. 1910'da 102.000 km2 büyüklüğündeki Konya Eyaleti 11 ilçeli Konya Merkez, 7 ilçeli Niğde, 2 ilçeli Burdur, 5 ilçeli Teke (Antalya), 5 ilçeli Hamîd (Isparta) sancaklarına ayrılmıştır.

Konya, Doğu seferlerine çıkan Osmanlı Sultanlarından Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman ve II. Murad'ın uğrak yeri olmuştur. Osmanlı döneminde Konya'da ilim, kültür ve sanat hareketleri kesintisiz olarak devam etmiş ve kent ünlü alimler, şairler, tarihçi ve filozofların toplandığı merkez olmaya devam etmiştir. Bu dönemde de mimarî yönden pek çok cami, çeşme, medrese gibi eserler inşa edilmiştir. Selimiye Câmii, Yusufağa Kütüphanesi, Piri Mehmed Paşa Câmii, Şerafettin Câmii, Kapu Câmii, Hacı Fettah Câmii, Nakiboğlu ve Aziziye Câmiileri, Şeyh Halili Türbesi ile Mevlâna Külliyesi dönemin mimarî eserlerinden bazılarıdır.

Osmanlının son döneminde Tanzimat Fermanı ile Konya'da da yenileşme hareketleri başlamış, kent genelinde medreselerin yanında birçok ilkokul (İptidaî), öğretmen okulu (Darülmualimîn) ve ortaokul (Rüştiye) açılmıştır. İlk lise (idadi) 1889 yılında açılmış olup yine aynı yıllarda Konya Sanat Okulu, Vali Ferid Paşa tarafından hizmete alınmıştır. 1900 yılında Konya'daki medrese sayısı ilçeler dahil 530'a ulaşmıştır.

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu bilgi, Konya Valiliği'nin web sitesinde bulunan Kültür, Turizm ve Tanıtım Sektörü Raporu'ndan 07.07.2014 tarihinde alınmıştır.

http://www.konya.gov.tr/dosyalar/kultur_turizm_ve_tanitim_raporu.pdf

...Devamını Oku
Matematik Konum
Enlem
Boylam
Özel Konum
Genel Coğrafi Durum Konya ili Anadolu Yarımadası'nın ortasında bulunan İç Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, şehrin kendi adıyla anılan Konya bölümünde yer almaktadır. İlimiz topraklarının büyük bir bölümü, İç Anadolu'nun yüksek düzlükleri üzerine rastlar. Güney ve güneybatı kesimleri Akdeniz bölgesine dahildir. Konya, coğrafi olarak 36o 41' ve 39o 16' kuzey enlemleri ile 31o 14' ve 34o 26' doğu boylamları arasında yer alır. Yüzölçümü 38.873 km2 (göller hariç)'dir. Bu alanı ile Türkiye'nin en büyük yüzölçümüne sahip olan ilidir. Ortalama yükseltisi 1016 m'dir. İdari yönden, kuzeyden Ankara, batıdan Isparta, Afyonkarahisar, Eskişehir, güneyden, İçel, Karaman, Antalya, doğudan, Niğde, Aksaray illeri ile çevrilidir. Konya ili, doğal açıdan kuzeyinde Haymana platosu, kuzeydoğuda Cihanbeyli Platosu ve Tuz Gölü'ne, batısında Beyşehir Gölü'ne ve Akşehir Gölü'ne, güneyinde Sultan Dağları'ndan başlayan Karaman ilinin güneyine kadar devam eden, Toros yayının iç yamaçları önünde bir fay hattı boyunca oluşmuş volkanik dağlara, doğusunda ise Obruk platosuna kadar uzanır. İlin uç noktalarını kuzeyinde Kulu'nun Köşkler Köyü, batısında Akşehir'in Değirmen Köyü, güneyinde Taşkent'in Beyreli Köyü, doğusunda ise Halkapınar'ın Delimahmutlu Köyü uç noktalarını oluşturmaktadır. Konya il sınırları içerisinde kalan alan, Türkiye'nin Ana Tektonik Üniteleri'nden Orta Anadolu Birliği'nin güney kesimi ile Toros Birliği'nin orta kesiminde kalmaktadır. Toros Birliği farklı çökelme ortamlarını yansıtan ve geç Kretase Paleosen (ikinci zaman sonu dördüncü zaman başlangıcı) döneminde gelişen sıkışma kuvvetleri ile üstüste bindirilmiş kütlelerden meydana gelmektedir. Konya il sınırları içine giren alanda bunlardan Bozkır Geyikdağı ve Aladağ kütleleri gözlenmektedir. Gerek Toros Kuşağı'nda, gerekse Orta Anadolu birliğinde yörede yüzeyleyen en yaşlı kayaçlar olarak Paleozoik (birinci zaman) yaşlı kayaç birimleri Bozkır, Hadim, Seydişehir, Akören, Ahırlı, Beyşehir, Doğanhisar, Kadınhanı yörelerinde ortaya çıkmaktadır. Genellikle Paleozoik yaşlı birimlerin bir devamı niteliğinde olan Mesozoik (ikinci zaman) yaşlı kayaçlar ise yaygın olarak Ereğli, Bozkır, Seydişehir, Ahırlı, Akören, Altınekin, Kadınhanı, Beyşehir, Akşehir, Ilgın, Doğanhisar yörelerinde yüzeylemektedir. Mesozoik sonunda kapanan okyanusun sıkışması ile ortaya çıkan dağ oluşumu evresinde Toroslarda kütleler meydana gelirken okyanus kabuğu parçaları olan ofiyolitler bu kütlelerin arasında, özellikle Konya Meram, Ereğli güneyi, Bozkır güneyi, Karapınar ve Cihanbeyli civarında gözlenir konuma gelmiştir. Tersiyer'de (üçüncü zaman) denizin ve gölsel sedimanların yanısıra yaygın volkanik faaliyetlerle daha yaşlı birimlerin üzeri örtülmüştür. Denizel sedimanlar Ereğli ve Çumra civarında gözlenir. Konya ve çevresi Geç Miyosen (10 milyon yıl) Pliyosen döneminde blok faylanmalarla çökmeye başlamış daha sonra bu ortamda bugün de kalıntılarını gördüğümüz (Akgöl ve Hotamış gölü) büyük bir göl oluşmuştur. Bu göl, karasal ve gölsel sedimanlar ile doldurularak bugünkü ovalardan Ereğli, Karapınar, Cihanbeyli, Kulu, Sarayönü, Kadınhanı, Konya merkez ve çevre ilçeler ile Çumra Ovaları oluşmuştur. Bu dönemde meydana gelen volkanik faaliyetler ile Karapınar, Çumra, Akören, Selçuklu kesiminde Takkeli dağ, Acıgöl, Meke Gölü gibi volkanik yapılar ve tüfler ortaya çıkmıştır. Aynı zaman aralığında Ilgın civarında meydana gelen bir fay ile bugün kaplıca olarak kullanılan sıcak su çıkışları meydana gelmiştir. Bütün bu birimler Kuvaterner yaşlı genç karasal sedimanlarla örtülmüştür. Özellikle Konya Ovası ve bunun devamı niteliğindeki Ereğli ve Cihanbeyli Ovaları'nda, çok kalın alüvyal depolar bulunmaktadır. Konya ili sınırları içerisinde Türkiye'nin en büyük alüminyum (boksit) ve magnezit yataklarının yanısıra, kömür, kil, çimento hammaddeleri, kurşun-çinko, barit madenleri ile önemli oranda yer altı suyu rezervleri bulunmaktadır. Alüminyum (boksit) yatakları Seydişehir ilçesi güneyinde Üst Kretase zaman aralığında karasal ayrışmalarla meydana gelmiştir. Magnezit yatakları ise Meram ilçesi sınırları içerisinde olup tek başına hem Konya'nın hem de dünyanın en büyük rezervli (80 milyon ton) magnezit yatağıdır. Yunak civarında Magnezit ve az miktarda lüle taşı yatakları bulunmaktadır. Ilgın (Haremi Kurugöl), Beyşehir ve Seydişehir ilçelerinde Pliyosen yaşlı toplam 750 milyon ton rezervli linyit kömürü yatakları bulunmaktadır. Beyşehir, Selçuklu ve Ilgın civarında önemli miktarlarda kil yatağı vardır. Ayrıca Bozkır'da barit, Hadim (Kızılgeriş) ve Bozkır'da (Küçüksu) kurşunçinko yatakları bulunmaktadır. Ayrıca Konya'nın birçok yerinde çimento hammaddelerinden kil, kalsit, jips, tras, kireçtaşı ve dolomit gibi hammaddeler bulunmaktadır. Konya ve çevresindeki Çumra, Ereğli, Cihanbeyli, Akşehir, Yunak ovalarında yaklaşık 20-100 metreler arasında yer altı suyu bulunmakta ve bazı yerlerde bu su artezyen yapmaktadır. Konya ilinde en fazla alana sahip yeryüzü şekli ova ve platolardır. Ovaların tabanlarında yer alan çukur kısımlarında kapalı havzalar oluşmuştur. Yükseltiler az yer tutar, genellikle ilin güneyinde toplanmıştır. Ovalar, platolarla birbirinden ayrılmıştır. Platolar akarsular tarafından fazla derin parçalanmamıştır. Açık havza kısımları da vardır.   Dağ,Plato ve Ovalar Dağlar Dağlar İlin kuzey kısmında yeralan yükseltiler genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanır. En önemlisi Bozdağlardır. Bozdağlar üzerinde yer yer tepeler yükselir, bu tepelerin en yükseği Bozdağlar'ın batısındaki Karadağ Tepe'dir. (1919 m). Bu tepeler arasında da geçitler yer alır. Konya'nın batısında yeralan sıra dağlar kuzeyden güneye doğru uzanırlar. En kuzeyinde Sultan Dağları (2169), Aladağlar (2339), Loras (2040), Eşenler (1951) yer almaktadır. Bölgenin güney kısmı Toros dağlarıyla sınırlanmıştır. Bu kuşakta ise Geyik (3130), Bolkar dağları (3134), Aydos dağları (3240) yer almaktadır. Bu alanda volkanik kütlelerin ve arazilerin önemli bir yeri vardır. Karapınar Ovası'nın güneyinde yer alan Karacadağ (2025), Konya'nın güney batısındaki Erenler Dağı (2319) batısında Takkeli Dağ (1400) yer almaktadır. Belirtilen volkanik dağların dışında Karapınar yakınlarında kül konilerine rastlanır. Bunlar genç volkanik faaliyetler sonucunda oluşturulmuş küçük konilerden ibarettir. İl sınırları içinde yer alan volkanik dağlar İç Anadolu Bölgesinin diğer volkanik dağları ile karşılaştırıldığında yükselti ve alanlarının daha az olduğu görülür. Konya'nın ormanları ve su kaynaklarının büyük bölümü buradaki yükseltilerde yer almaktadır. Bölgenin güneyindeki kireç taşlarından oluşmuş yükseltilerin bulunduğu yerlerde mağaralar oluşmuştur. Bunlardan Çamlık mağaralar ve Seydişehir'de bulunan Tınaztepe mağarası , milli park olmaya namzet mağaralarımız. Platolar Yöredeki Obruk ve Cihanbeyli Platoları ortalama 1000 m. yükseltiye sahip geniş düzlüklerden oluşurlar. Tuz gölünün batısında Cihanbeyli platosu, güneyinde ise Obruk platosu yer alır. Obruk platosu üzerinde kireç taşı tabakaları üzerinde gelişmiş karstik şekillerden olan obruklara rastlandığından bu isim verilmiştir. Bunların en büyüğü Kızören obruğudur. Konya'nın kuzeydoğusunda yer alan bu obruk kireç taşlarının çözülmesi ile oluşmuş yaklaşık 300 m. çapında 145 m. derinliğindedir. Obruk içerisine suların dolması ile aynı ismi alan bir de göl oluşmuştur. Göl tabanından fazla suları boşalttığından suları tatlıdır. Obruk platosu yörenin en çukur yeri olan Tuz Gölü ile Konya ve Ereğli ovalarını birbirinden ayıran bir eşik görünümündedir. İlin kuzeyini kaplayan Cihanbeyli Platosu genel olarak kireçtaşı tabakaları ile kaplıdır. Bu plato akarsular tarafından az parçalanmış dalgalı bir yüzeye sahiptir. Zengin bozkırlarla kaplı olan bu platolar, il hayvancılığı ve tarımı açısından önemlidir.   Ovalar İl sınırları içerisinde ovalar platolardan sonra en fazla alanı kaplar. Buradaki ovalar, genel olarak buraya yerleşen bir gölün ortadan kalkması ve göl tabanında alüvyonların depolanması ile ortaya çıkmıştır. Obruk platosunun kuzeyindeki en çukur alanda Tuz Gölü yerleşmiş, güneyde ise Hotamış bataklığı ile İvriz bataklıkları burada oluşan eski göl kalıntıları olarak yer almıştır. Konya ve Ereğli ovaları yörenin en geniş ovalarıdır. Bu ovalar Konya ve Ereğli arasında geniş düzlükler şeklinde uzanırlar. Konya ili bu ovaların batı ucunda kurulmuştur. Bu dizi içerisinde, Çumra Ovası ve Karapınar'ın bulunduğu Karapınar ovasında eski Konya Gölü tabanının kum depoları rüzgar erozyonuna da imkan vermiştir. Bozdağların kuzeyinde Altınekin, Sarayönü ve Kadınhanı ovaları bulunur. Ilgın (Çavuşçu) gölü ve Akşehir gölünün yerleştiği çanakta bir çöküntü hendeğidir. Ilgın ve Akşehir ovaları, bu çöküntü hendeği içerisinde oluşmuş ovalardır. Bu ovalar dışında; Beyşehir ovası, Seydişehir ovası, Doğanhisar ovası ile Yukarı Sakarya ovalarının güney ucunu oluşturan Yunak ve Akgöl ovalarıdır.   Akarsular Konya ili sınırları içerisinde daha çok mevsimlik ve sel rejimli akarsular yer alır. Buradaki akarsuların boyları kısadır. Konya ilinin geniş sahaları, kapalı havza olması sebebiyle akarsular ova tabanlarındaki bataklıklarda kaybolur. Bölgedeki akarsular kar ve yağmur suları ile beslenirler. Konya'daki yağış rejimi düzensiz olduğu için bu akarsuların rejimi de düzensizdir. Bir çoğu, yaz aylarında kururlar; ancak ilkbahar ve yaz aylarında kısa süreli sağanak yağışlar ile sel baskınlarına sebep olabilmektedir. Sel baskınları tarım alanlarında büyük zarara neden olur. Bundan dolayı bölgede erozyonla mücadele çalışması yapılmaktadır. Bu çalışmalar en fazla sel gelen dereler üzerine barajlar kurularak sürdürülmektedir. May ve Apa barajları buna örnektir. Konya'da akarsuların su toplama havzaları farklı yönlere akış gösterirler. Bunlardan Yukarı Sakarya Nehri'ne ulaşan Gökpınar Deresi ile Karadeniz'e, Göksu Nehri'nin kuzey kolu olan Hadim Çayı, Manavgat Nehri'nin yukarı havzası çevresindeki dere ve çaylar açık havza niteliğinde olup sularını Akdenize ulaştırırlar. Bunlardan Tuz Gölü, Çavuşçu Gölü, Beyşehir Gölü, Ereğli Ovasındaki Akgöl, Hotamış Bataklığı çevresindeki yükseltilerden kaynağını alan dereler ise kapalı havza şeklindeki bu alanlara akış gösterirler. Bölgenin güneyindeki kapalı havzanın merkezinde Konya ve Ereğli ovalarında kuraklık nedeniyle göl oluşmaz ve buradaki yükseltilerden kaynağını alan dereler ovada kaybolurlar. Konya'da yer alan en büyük ve en önemli akarsu Çarşamba Suyu'dur. Kaynağını Bozkır ilçesindeki yükseltilerden alır. Beyşehir Gölü'nün ayağı ile birleşerek Çumra Ovası sulama şebekesini oluşturur. Çarşamba Suyu üzerinde kurulan Apa Barajı hem selleri önlemek hem de Konya Ovasının bir bölümünde sulama yapmak için kurulmuştur. Konya ilinde Meram Çayı, Sille Deresi, May Deresi, İvriz, Bolasan, Çiğil, Doğanhisar İnsuyu, Göksu, Adıyan, Engilli, Çavuşköy, Karasu Çayları da önemli akarsulardandır. Şehrin içme ve kullanma suyu olarak kullanılan Hatıp, Çayırbağı, Mukbil ve Dutlu Suyu ve Hotamış Bataklığı çevresindeki çeşitli kaynaklarda önemlidir.   Göller Konya ili sınırları içerisinde pek çok tabii göl ve bataklık bulunmaktadır. Bunların kimilerinin suları acı ve tuzlu, bazılarının da suları tatlıdır. Oluşum yönünden de birbirinden farklılıklar gösterirler. Tuz Gölü Tuz Gölü kapalı havzasının merkezinde Tuz Gölü oluşmuştur. Ankara, Konya, Aksaray sınırlarının kesiştiği yerde olup bir kısmı Konya ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Tuz Gölü Türkiye'nin yüzölçüm olarak ikinci büyük gölüdür. Derinliği 12 m. civarındadır. Yaz mevsiminde buharlaşmanın etkisi ile alanı oldukça küçülür. Kuruyan kesimlerde tuz tortulları meydana gelir. Türkiye'nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir. Sulama ve su ürünleri için kullanılamaz. Beyşehir Gölü Konya ilinin batısında Konya-Isparta sınırı üzerinde yer almaktadır. Beyşehir Gölü, yurdumuzun 3. büyük gölüdür. Aynı zamanda en büyük tatlı su gölüdür. Tektonik-Karstik olaylarla meydana gelmiştir. Aynı zamanda Türkiye'nin en önemli milli parklarından biridir. Milli park alanı içerisinde aynı anda su sporları, dağ sporları ve av sporları yapmak imkanı vardır. Su ürünleri açısından ekonomik değeri yüksektir. Gölün iki plajı, 22 adası ve pek çok kayalığı bulunmaktadır. Göl Ornitolojik bakımdan önemli bir kuş üreme, barınma, beslenme ve konaklama merkezidir. Bu yönü ile de turizm açısından önem taşımaktadır. Akşehir Gölü Konya ilinin kuzey batısında Konya-Afyonkarahisar il sınırında yer alır. Suyu tatlıdır. Tektonik olaylarla meydana gelmiştir. Su ürünleri açısından ekonomik değer gösterir. Sulama suyu olarak kullanılmakta olup kamış üretimi de yapılmaktadır. Suğla Gölü Konya ilinin güneybatısında yer alır. Oluşumu tektoniktir. Yağışlı yıllarda alanı iyice genişlemekte kurak yıllarda ise göl kurumakta ve alüvyonlu göl tabanı ortaya çıkarak, iyi bir tarım alanı oluşturmaktadır. Suları tatlıdır. Su ürünleri ve sulama açısından önemi büyüktür. Ilgın (Çavuşçu) Gölü Konya ilinin kuzeybatısında yer alır. Oluşumu tektoniktir. Suları tatlıdır. Su ürünleri açısından önemlidir. Ayrıca bir ayağı ile Atlantı ovaları sulanmaktadır. Ereğli Akgöl Ereğli ilçesinin batısındadır. Eski göl tabanıdır. Çok sığ bir özelliğe sahiptir. Tatlı sulara sahiptir. İvriz deresinden gelen sularla beslenir. Akgöl sazlıklarında 200'ün üzerinde kuş türü yaşamaktadır. Bu yüzden tabiatı koruma alanı olarak kabul edilmiştir. Yunak Akgöl Yunak ilçesi yakınlarında küçük bir göldür. Suyu tatlıdır. Çoğu yeri bataklık halindedir. Göl Gökpınar Deresi ile Sakarya Nehrine boşalmaktadır. Bunların dışında Konya ilinin karstik sahalarında, karstik şekillerden olan obrukların sularla dolması ile çok ufak göller meydana gelmiştir. Bunlar Kızören obruğu, Timraş obruğu, Obruk gölü, Çiralı gölü, Meyil gölü de vardır. Obruk göllerden bazıları sulama amaçlı kullanılırken bazı obruk gölleri de turistik değer taşır. Volkanik olaylarla da göller meydana gelmiştir. Volkan konilerinin çevresinde volkanizmanın etkisi ile daire şeklinde çanaklar oluşmuştur. Bu çanaklara suların dolması ile küçük maar gölleri meydana gelmiştir. Bunlar Acıgöl Maarı ve Meke Gölü'dür. Karapınar ilçesi sınırları içerisinde bulunan bu krater göllerinin içerisinde magnezyum sülfat çözeltileri vardır. Bu nedenle suyu çok acıdır. İçinde canlı yaşamaz. Oluşumdan kaynaklanan özellikler nedeniyle Meke Gölü etrafındaki volkanik malzeme biriket yapımı ve benzer amaçlarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Meke Gölü, Kültür Bakanlığı, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından "1. Doğal Sit Alanı" ilan edilmiştir. Yeraltı Suları Konya ilinde Çumra, Ereğli, Cihanbeyli, Akşehir, Yunak ovalarında yaklaşık 20 ila 100 m. arasında zengin yer altı suyu bulunmaktadır. Bazı yerlerde bu su artezyen yapmaktadır. Bunun yanında binlerce adi kuyu kazılmıştır. Genellikle tarım amaçlı olarak pek çok sondaj kuyusu da açılmıştır. Konya çevresinde genellikle paleozoik mermerler, mesozoik kalkerler, neojen kalkerleri ve Alüvyonlar su taşıyan formasyonlardır.     --------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Bu bilgiler, Konya Valiliğinin web sitesindeki http://www.konya.gov.tr/goster.asp?baslik=Genel%20Co%F0rafya%20ve%20Yery%FCz%FC%20%DEekilleri linkinden 07.07.2014 tarihinde alınmıştır.
...Devamını Oku
Yeryüzü Şekilleri
Adı Tür Özellikler
Beyşehir Gölü Göl
Cihanbeyli Platosu Plato
Karapınar Ovası Ova
Obruk Platosu Plato
Suğla Gölü Ada
Taşeli Platosu Plato
Tuz Gölü Göl
    İklim
    İklim

    Doğal Değişkenler

    Konya ili, coğrafik konumu itibariyle kuzey-güney doğrultusunda geniş bir alanı kapsayan Konya kapalı havzasında yer almaktadır. Bu nedenle değişik iklim özellikleri görülmektedir. Havzanın güneyi, kışları ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak geçen Akdeniz iklimi, orta ve kuzey kesimleri kışları soğuk, yazları sıcak ve kurak geçen karasal iklim; Karapınar ve çevresinde ise çöl iklimi hüküm sürmektedir. Yağışlar en çok kış ve ilkbahar aylarında görülür.

     

    Rüzgar

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Konya'da (Merkez) hakim rüzgar yönü kuzey-kuzeydoğudur. 1970-2011 periyodunda 37 yıllık esme sayıları toplamı göz önüne alındığında en fazla esen rüzgarlar sırasıyla kuzey-kuzey doğu (NNE-4766), kuzey-kuzeybatı (NNW-3519) ve kuzey (N-3471) yönündedir.

    ...Devamını Oku
    Flora

    Konya Floristik Bölgesi için endemik olan bitkiler ve bunların ait oldukları familyalar şöyledir: 

    ALYSSUM L.: 1. A. Lycaonicum (Schulz): Dudley C4 Konya, Karaman-Mut arası C5 Konya, Ereğli Endemik;

    ARABIDOPSIS HEYNH: 2. A. Parvula (Schrenk): Schulz B4 Konya, Tuz Gölü, Yavşan Tuzlası, Cihanbeyli'nin 22 km güneyi, Güney Rusya, Transkafkasya, Doğu Türkistan

    CARYOPHYLLACEAE ARENARIA L.: 3. A. Angustifolia McNeill C4 Konya, Ermenek, Hamitseydi Boğazı, Sarıvadi ve Beşkuyu arası,1500-1700 m Endemik

    DIANTHUS L.: 4. D. Stramineus Boiss. Et. Heldr. C4 Konya, Karaman, Ermenek, Göksu Vadisi 900 m Endemik

    SAPONARIA L.: 5.S. Halophila Hedge. et. Hub-Mor B4 Konya'nın 76 km. kuzeyi Endemik

    BOLANTHUS (Ser.) Reichb. 6-B. Ciherlerioides (Bornm) Bark. B3 Konya, Sultandağ, Subalpin 1600-1800 m. B3 Konya, Sultandağ kuzeyi, geçit 1600 m. C4 Konya, Karaman-Mut Sertavul Geçidi'ne 29 km. kala Karaman güneyi 1610m. Endemik; E. medit. element

    SILENE L. 7.S.Lycaoniaca Chowdh C4 Konya, Üçpınar (Bozkır) Yaylası arası Endemik; Ir.-Tur. Element 8- S.Salsuginea Hub-Mor B4 Konya, Tuz Gölü, Dondurma Köyü 900 m. Endemik Ir.-Tur. element 9- S. Capillipes Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Ermenek'ten Mut'a doğru 20 km. 1340 m. Endemik

    CHENOPODIOACEAE MICROCNEUM Ung-Sternb. 10. M. Coralloides (Loscos et. Pardo.) Font-Quer B4, Konya, Tuz Gölü'nün güneydoğuu tarafında C4, Konya, Kayacık

    SUEDA L. 11. S. Protrata Pall. ssp. Anatolica C4 Konya, Kadınhanı Endemik 12. s. Eltonica Iljin B4 Konya, Cihanbeyli, Tuz Gölü 900 m.

    GUTTIFERAE HYPRICUM L. 13. H. Neurocalycinum Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Ispartli Yaylası'nın doğusunda Hadim, Gevne arasında Endemik 14. H. Salsugineum Robson et. Hub-Mor B4 Konya, Tuz Gölü, Dondurma Köyü, Tuzlu Bataklık civarı 900 m. Endemik Ir. - tur. Element LINACEAE LINUM L. 15.L. Ciliatum Hayek C5 Konya Endemik 16- L.Selijukorum Davis C4 Konya, Konya-KaGınhanı arasında 1000 m. B4Konya, Cihanbeyli Bulok Gölü 1010 m. Ir.-Tur. element

    GERANIACEAE GERANIUM L. 17.G. Lasiopus Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Karadağ Endemik Ir.-Tur.element

    LEGUMINOSAE ASTRAGALUS L. 18. A. Akscheherensis Freyn. et. Bornm. B3 Konya, AkGehir 1100 m. Endemik Ir.-Tur element 19.A Isauriscus Hub-Mor et. Matthews C4 Konya, Hadim-TaGkent yukarısında 1500 m. Endemik Ir.-Tur. element 20.A. Vestitus Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Karadağ Endemik Ir.-Tur. element

    LYCYRRHIZA L. 21.G. Iconıca Hub-Mor B4 Konya, Kadınhanı Konutlar Çiftliği'nin 20 km. kuzeyinde Sarayönü'nün 20 km. batısında 900 m. Endemik

    UMBELLIFERAE FERULA L. 22.F. Halopila PeGmen B4 Konya, Cihnabeyli-Tuz Gölü ile YavGan Tuzlası arasında 900 m. endemik Ir.-Tur. element

    COMPOSITAE INULA L. 23. I. Sarana Boiss. C4 Konya Ermenek, Hamitseydi Boğazı ile Sarıvadi arasında BaGkuyu'ya 1500-1700 m.'de Endemik E. Medit element

    COUSINIA Cass. 24 C. Ermenekensis Hub-Mor C4 Konya, Ermenek doğusu 1300-1350 m. Endemik E. Medit element 25.C. Davisiana Hub-Mor. C4 Konya, Ermenek 1400 m., Endemik

    CENTAUREA L. 26. C. Lycaonica Boiss.et. Heldr. C4 Konya, BeyGehir Endemik Ir-Tur. Element

    CAMPANULACEAE CAMPANULA L. 27. C. Iconica Phitos. B3 Konya, AkGehir-Sultandaı 1800 m. Endemik Ir.-Tur. element 28. C. sorgerae Phitos C4 Konya, Konya'nın 16 km kuzeyi 1200 m. Endemik 29 C. leucosiphon Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Karaman-Ermenek 915 m. C4 Konya, Ermenek, Oyuklu Dağı, karaman'ın kuzeyi 1100 m. Endemik E. Medit elemet 30. C. pubicalyx (Davisb) Dambolt. C4 Konya, Ermenek-Hamitseydi Boğazı ile Sarıvadi arasında ve BeGkuyu'ya 1500-1700m. Endemik E. Medit. element 31. C. myrfolia Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Ermenek-Oyuklu Dağı 1400-1500 m. Ermenek kuzeyi 1700 m. Endemik E. Medit. element

    BORAGINASCEAE ONOSMA L. 32. O. papilosum H. Rield. C4 Konya, KoraG Endemik Ir.-tur element 33. O. halophilum Boiss. et. Heldr. B4 Konya, Koçhisar güneyi, Dondurma (halkenli) yanında 900 m., C4 Konya, Konya'nın 25 km. güneyi 1050 m. Çumra ile Karadağ arasında Endemik Ir.-Tur. element 34. O. siehenaum Hayek C4 Konya, Karaman'dan Mut'a 12 km. Endemik Ir.-Tur. Element

    SCROPHULARIACEA VERBASCUM L. 35. V. leuconeurum Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Göksu Dağı, Ermenek ve Sarıvadi arasında 1000 m. Endemik Ir. -tur. Elemenet 36. V. campeste Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Bozkır'dan Hadim'e doğru 36 km. 1370 m. Endemik Ir.-Tur. element 37. V. agastachyum Hub.-Mor. C4 Konya, Bozkır'ın 27 km. önünde 1080 m. Endemik Ir.-Tur. element 38. V. vulcanicum Boiss. et. Heldr. var. viridans Hub.-Mor. B4 Konya, 20 km. kuzey Konuklar Çiftliği 900 m. Endemik Ir.-Tur. element 39. V. flvipannosum Hub.-Mor C4 Konya, Hadim'in basıtında Çoban Çayırı'na 2 km. 1600 m. C4 Konya, Geyik Dağı ve Bozkır arasında Karance'nin güneyinde, Ermenek güneyinde 1450 m. Endemik Ir.-Tur. element 40. V. iconium Hub.-Mor. C4 Konya, Konya'dan Sille'ye 2 km. de 1100-1500 m. Sille Barajı'nın batısında 2 km. de 1270 m. Endemik Ir.-Tur. Element

    LABIATAE TEUCRIUM L. 41. T. cavernarum P.H. Davis. Konya, Ermenek At Meydanı ÇeGmesi 1300-1400 m. Konya, KamıGdere, Ermenek ve Oyuklu Dağı 1400-1500 m. Ermenek Tekeçatı 1400 m. Endemik E. Medit. element

    SIDERITIS L. 42. S. hololeuca Boiss. et. Heldr. C4 Konya, Ermenek'in güneyinde Sarıvadi'de 1300 m. C4 Konya, Karaman'dan Mut'a doğru 20 km. 1000 m. 43. S. bilgenara P.H. Davis. C4 Konya, Ermenek 1300-1400 m. C4 Konya, Karaman'ın güneyinde 1350 m., Ermenek'ten Mut'a doğru 22 km. 650 m. Endemik E. Medit. element 44. S. hispida P.H. Davis C4, Bozkır Vadisi 1100 m., Hadim'den Bozkır'a 15 km. 1350 m. Endemik Ir. -Tur. elemenet 45. S. phrygia Bornm B3 Konya, AkGehir Sultan Dağı 1450-1500 m. Endemik Ir.-Tur. element ORIGANUM L. 46 O. leptocladum Boiss. C4 Konya, Ermenek Bolkusan Dere 1500 m. Endemik E. Medit. element SAVIA L. 47. S. albimaculata Hedge. et. Hub.-Mor. C4 Konya, Ermenek'ten Karaman'a 2 km. 1360 m. C4 Konya, Ermenek'in 11 k. kuzeyinde 1100 m. Endemik E. Medit. element 48. S. adenocaulon P.H. Davis C4 Konya, Ermenek, Hamitseydi Boğazı ve BeGkuyu arasında 1500-1700 m.

    PLUMBAGINACEAE LIMONIUM L. 49. L. anayolicum Hedge. C4 Konya, Cihanbeyli, Kırkışla, Acıtuz Gölü yanında 900-1000 m. Endemik Ir.-Tur. Element

    ACANTHOLIMON Boiss. 50- A. halophilum Bokhari B4 Konya, Halkenli, Cihanbeyli 10 km. 1000 m. B4 Konya, Cihanbeyli, Acıtuz Gölü, KırkıGla yanında 900-1000 m. C3 Konya, BeyGehir'e 21 km. 1100 m. Endemik Ir.-Tur. element 51- A. confertiflorum Bokhari. C4 Konya, Bozkır 1100 m. C4 Konya, Bozkır 1220 m. Endemik Ir-Tur element

    EUPHORBIACEAE EUPHORBIA L. 52. E. isaurica M.S. Khan. C4 Konya, Ermenek, Kamişdere (Ermenek, Oyukludağı arasında)1400-1500m C4 Konya, karaman'dan ermenek'e 24 km. 1550 m. Endemik E. Medit. Element

    RUBIACEAE GALIUM L. 53. G. huber-morathii Ehrend. et. Schönb-Tem. C4 Konya, Konya-Bozkır, ÇarGamba Irmağı, Konya'dan 74 km. 1060 m. Endemik

     LILIACEAE ASPARAGUS L. 54. A. Iycaonicus P.H. Davis B4 Konya, Cihanbeyli, Bolluk Gölü 1010 m. Endemik Ir.-Tur. Element

    HYANCINTHUS L. 55. H. campanulata K. Person. et. Wendelbo. C4 Konya, Konya'nın batısında 1300 m. C4 Konya, Konya'nın batısında 1100 m. Endemik Ir. -Tur. Element

    JUNCACEAE LUZULA DC. 56. L. sudetica (Willd) DC. B3 Konya, Sultan Dağı 1700 m.


    ...Devamını Oku
    Fauna

    SÜRÜNGENLER

    Adi Tosbağa, Su Kaplumbağası, Kara Kaplumbağası, Bozkır Keleri, Kaya Kertenkelesi, Tarla Kertenkelesi, Çizgili Kertenkele, Tıknaz Kertenkele, Yeşil Kertenkele, Kör Yılan, Ok Yılan, Uysal Yılan, Karayılanlar, Şeritli Engerek, Su Yılanı

     

    KUŞLAR

    Leylek, Alaca Balıkçıl, Suna, Angıt, Bağırtlak, Serçe, Saksağan, Ağaçkakan, Karga, Üveyik, Martı, Saz Delicesi, Şahin, Kerkenez, Sakarmeki, Kuyruksallayan, Sığırçık, Yeşilbaş Ördek, Kırlangıç, İbibik, Baştankara, Paspas Patka, Cılıbıt, Pelikan, Kaşıkçı, Sumru, Kaz, Ördek, Kayalık Serçesi, Flamingo, Çit Kuşu, Kor Kırlangıcı, Adi Kumru, Arı Kuşu, Süte Bülbülü, Bahçe Ötügeni

     

    MEMELİLER

    Sevri Fare, Kirpi, Yarasa, Ada Tavşanı, Gelengi-Yer Sincabı, Domuz, Kayalık Orman Faresi, Tarla Faresi, Gelincik, Siğilli Kurbağa, Kırlangıç, Sincap, Tavşan, Adi Tavşan, Arap Tavşanı, Büyük Dişli Orman Faresi, Kör Fare, Tilki

    Siğilli Kurbağa, Gece Kurbağası, Su Kurbağası, Su Kaplumbağası, Su Yılanı, Ağaç Kurbağası

    ...Devamını Oku
    Ekonomik Yapı

    Konya’da ekonomik faaliyetlerin sektörel dağılımına bakıldığında; % 53,9 ile hizmetler sektörü, % 23,6 ile sanayi sektörü ve % 22,5 ile tarım sektörünün sıralandığı görülmektedir. Ülke genelinde % 9 tarım sektörü payının, Konya İlinde % 22,5 olması dikkat çekmektedir.

    Selçuklu’dan itibaren temel zanaatların geliştiği Konya’da son yıllarda sanayide büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmelerin bir yansıması olarak, İstanbul Sanayi Odası’nın 2012 yılı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde Konya’dan ilk 500’de 9 firma, ikinci 500’de de 15 firma yer almıştır.

    Konya; istihdam ve ülkemiz ekonomisine kazandırdığı katma değer açısından İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’dan sonra 6’ncı il konumundadır. İldeki 9 adet Organize Sanayi Bölgesi, 39 adet küçük sanayi sitesi ve 14 adet özel sanayi sitesinde konumlanmış imalat sektörü işletmeleri, Türkiye genelindeki kayıtlı işletmelerin % 4’ünü oluşturmakta ve sanayi üretimi yapan firma sayısı açısından 5’inci sırada yer almaktadır.

    İlde faaliyet gösteren sanayi işletmelerinin işyeri sayısı bakımından sektörel çeşitliliği dikkat çekicidir. Başta otomotiv yan sanayi, tarım makineleri, değirmen makineleri, ekmek makineleri ve metal işleme makinelerinin ağırlıklı olarak oluşturduğu makine sanayi, döküm sanayi, gıda sanayi, ayakkabı sanayi olmak üzere, lastik-plastik ürünleri, mobilya, dokuma-giyim, tuz, alüminyum, mermer öne çıkan sanayi ürünlerindendir.

    Konya’da sanayinin gelişmesinde, yatırım ve üretim aşamasında yatırımcılara uygun ortamlar sağlayan organize sanayi bölgeleri, özel sanayi siteleri ve küçük sanayi siteleri büyük önem taşımaktadır.

    Konya I.Organize Sanayi Bölgesi 1976 yılında 134 ha. alanda 165 işyeri ile hizmete girmiştir. Hâlen genişlemeye devam eden Konya Organize Sanayi Bölgesinde 2043 ha. alanda 520 işyeri üretime geçmiş, diğer taraftan Akşehir, Beyşehir, Çumra, Ereğli, Kulu, Karapınar ve Seydişehir ilçelerinde Organize Sanayi Bölgeleri kurulmuştur. Söz konusu Organize Sanayi Bölgelerinde 70 işyeri üretime geçmiş olup, parsel dağıtımı ve inşaat yapımları devam etmektedir. İlde mevcut OSB’ler toplam 3.466 ha. alanda 36.245 istihdam sağlamaktadır.

    İlde 528 ha. alanda yerleşik, 14 özel sanayi sitesinde 2.526 işyeri üretime geçmiş olup, 32.365 civarında istihdam sağlanmaktadır.

    Diğer yandan küçük sanayicilerin işyerleri gereksinimleri için İlde bugüne kadar 39 küçük sanayi sitesinde 6.800 işyeri yapımı gerçekleştirilerek, 15.010 civarında istihdam sağlanmaktadır.

    Konya ili aynı zamanda toplam 1.904.438 ha. tarım alanı, farklı özelliklere sahip agroekolojik alt bölgeleri, ülkemizin toplam tarımsal üretime katkısı ile ülkemizin en önemli tarım merkezidir. Türkiye’de 21.383.626 ha. olan işlenen tarım alanının %9,5’i, sulanan tarım alanların ise %10’u Konya il sınırları içinde bulunmaktadır. Tarımsal üretimde de önemli bir yere sahip olan Konya ili; Türkiye buğday üretiminin yaklaşık %7’sini, arpa üretiminin %11’ini, şeker pancarının %28’ini, kuru fasulyenin üretiminin % 29’unu, havuç üretiminin ise % 67’sini ve haşhaş üretiminin % 22’sini üretmektedir. Konya, bu ürünlerin üretiminde ilk sıradadır.

    Konya, ülkemizin küçükbaş hayvan, büyükbaş hayvan, kümes hayvanı, et, süt, yumurta, bal ve su ürünleri üretimine önemli katkıları olan bir ildir. Hayvancılığın gelişmesinde ilin sahip olduğu geniş mera ve bitkisel üretim alanları ile yaygın ve gelişmiş yetiştiricilik kültürünün önemli payı vardır. İlde hayvancılık ürünlerini değerlendiren çok sayıda süt işlemesi (112 adet) ve yem (61 adet) tesis, kombina ve mezbahalar (19 adet), et işleme tesisleri (46 adet) bulunmaktadır.

    Konya’nın dış ticareti de giderek gelişmektedir. 2004 yılında 627 olan ihracatçı firma sayısı 2013 yılında 1.427’ye çıkmış, ihracatı da aynı sürede 275,6 milyon $’dan 1,35 miyar $’a yükselmiştir. İthalatta da benzer bir artış meydana gelmiş ve son on yılda 377,7 milyon $’dan 1,23 milyar $’a yükselmiştir.

    Konya’nın 2013 yılı ihracatının sektörel dağılımı incelendiğinde; toplam 1,35 milyar dolar ihracatın, 1,251 milyar dolarını “İmalat Sanayi” nin oluşturduğu görülmektedir. Bu miktar toplam ihracatın yaklaşık % 93’üne karşılık gelmektedir. İkinci sırada yaklaşık 80 milyon dolar ile “Tarım ve Ormancılık", üçüncü sırada 11,6 milyon dolar ile “Madencilik ve Taşocakçılığı”, dördüncü sırada ise 4,18 milyon dolar ile “Toptan ve Perakende Ticaret” yer almaktadır.

    Türkiye küresel rekabet endeksinde Konya 9. sırada yer almaktadır. İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından yapılan bu çalışmada Konya, temel göstergelerde ve ekonomik etkinlikte 9. sırada, inovasyonda 10. sırada bulunmaktadır.

    ...Devamını Oku
    Ortalama Sıcaklık Nem
    Ahırlı’da yerleşim, M.Ö. 2000’li yıllara uzanmaktadır. Bölgede bulunan tarihi eserlerden de anlaşılacağı üzere Türklerden önce burada, Bizans İmparatorluğu hüküm sürmüştür. 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’ nun kapısının Türklere açılması ile birlikte Anadolu’ ya Türk akınları yapılmıştır. Büyük Selçuklu Hükümdarı Melihşah döneminde, Kutalmışoğlu Süleyman Şah Anadolu’ ya akınlar düzenleyerek İznik’ e kadar ilerlemiştir. Süleyman Şah Konya’ya geldiği zaman burayı fethetmiş, ilçemizin bulunduğu bölgeye de akıncılarını göndererek buranın fethini de sağlamıştır. Bu tarihten itibaren bölge Türk hakimiyeti altına girmiştir. Konya’nın Türkleştirilmesi esnasında bu bölgeye Orta Asya’dan (Horasan) Türk aileleri gelerek yerleşmişlerdir. Ahırlı, Anadolu’nun fethinden sonra özellikle, Haçlı seferlerinde Kıbrıs ve Alanya’dan Anadolu’ya saldıran Haçlı sürülerine karşı Anadolu Selçuklularının da Bizanstan beri devam eden askeri ve atlı birliklerinin at tavlalarının bulunduğu bir askeri merkez ve üs olarak görev yapmıştır. Bu görevi yapan İçel Türkmenlerinden olan Dodurga Oğuz Beylerinden meydana gelen, Ahırlı Beyleri, o dönemden beri bölgeyi kahramanca savunmuşlardır. Atların yetiştirildiği bu ahırlar ; eski camii (Aşağıoluk ve Hansıdı) mevkiinde bulunan yoldur. En eski yerleşim bölgelerinde Dodurga, Doğancı Deresi ve Gavur Öreni mevkileridir. O dönemlerde, İlçenin su ihtiyacı da eski camii altında bulunan su sarnıcından karşılanmaktaydı. Kasaba, Karamanoğulları döneminde de aynı görevi üstlenmiş, İbrahim Bey (Ö.1454) bu bölgede vakıflar kurmuştur. İçel Türkmenlerinin Taşlık Silifke’de yaşayan Bozkır Oymağı, II Beyazıd Döneminde Bozkır Bey ve Kanuni döneminde Bozkır Bey’ in oğlu Hüseyin Bey’ in reisliğinde bugünkü Bozkır ve Ahırlı İlçesi çevrelerinde hüküm sürmüştür. Son dönemlere kadar kasaba, Alanya, Akseki, Manavgat, Beyşehir, Bozkır ve Çumra İlçeleri ve köylerinin ihtiyaçlarını karşıladıkları elli demirci, elli leblebici, otuz kunduracı, dört dokumacı, on nalbant, on marangoz, on duvarcı ustası, on bakkal, onbeş terzi, yirmi kasap gibi 394 esnafın faaliyet gösterdiği bir ticaret merkezi idi. 1963 yılında Belediye Teşkilatı kurulan Ahırlı, Bozkır ilçesinin Nahiye merkezlerinden biri idi. 09.05.1990 tarih ve 3644 Sayılı 130 İlçe Kurulması Hakkında Kanun ile Bozkır İlçesinden ayrılarak, Akkise Kasabası, Aliçerçi, Bademli, Balıklava, Büyüköz, Çiftlik, Erdoğan, Karacakuyu, Kayacık, Kuruçay ve Küçüköz köylerinin kendisine bağlanması ile İlçe olmuştur. 31 Temmuz 1991 tarihinden itibaren de ilçelik faaliyetine başlamıştır. İlçenin Konya’ya uzaklığı Bozkır ilçesi üzerinden (137) km. Seydişehir ilçesi üzerinden (130) km. dir. İlçeye bağlı Akkise Kasabasından geçerek Akören İlçesi güzergahından İl’e uzaklığı (100) km.dir. Ahırlı, Suğla Gölü’nün doğusunda yavaş yavaş yükselen bir set üzerinde kurulmuştur. Güneyinde Toros sıra dağları uzanır. Doğusunda Bozkır, batısında Yalıhüyük ve Seydişehir, kuzeyi Akören ilçeleri ile çevrilidir. İlçe sınırları içerisinde Toros Sıra Dağlarının kuzeyinde ve eteklerinde çeşitli yaylalar mevcuttur. Bunlar; Aşağı Yayla (Bademli Yaylası), Bartlı Yaylası, Sülek, Gölcük, Karacakuyu Yaylası, Aşağı ve Yukarı Sazaklar, Kayacık, Çiftlik ve Erdoğan Köyü Yaylalarıdır. Bahar aylarında bu yaylaların bazılarına göç yapılır. Ahırlı ilçesi 37-38 enlem, 32-33 boylam daireleri arasında yer alır. Denizden yüksekliği 1.200 metre, yüzölçümü 49.000 hektardır. İlçenin kuruluş yeri engebelidir. Yerleştiği alan sağlam kalkerlerden oluşmuştur. Deprem haritasında 4. dereceli deprem bölgeleri içerisinde gösterilmektedir. İlçe sınırları içerisinden geçen bir akarsu yoktur. Yalnız, ilçeye bağlı Akkise Kasabası ve Balıklava Köyü arazilerinden Beyşehir Kanalı geçerek, Apa Barajına dökülür. İlçenin iklimi İç Anadolu ve Akdeniz iklimlerinin özelliklerini taşır. 49.000 Hektar olan ilçe yüzölçümünün 19.016 hektarını ormanlar kaplamaktadır.
    ...Devamını Oku
    AKÖREN Yüzölçümü : 490 km2 Nüfus : 6.899 İlçe merkezi : 2.781 Köyler : 4.118 Rakım : 1130 m Anadolu'nun en eski kenti olan Çatalhüyük'e 49 km. gibi yakın bir mesafede olan Akören'in geçmişi M.Ö. 7000-6500 yıllarına kadar dayanmaktadır. Rivayetlere göre buranın gür ormanlarla kaplı ve çok miktarda av hayvanlarının olması nedeniyle "Av vuran" ile "Av veren" veya "Ağaç evreni" anlamına gelen ve "Avren" olarak adlandırıldığı, çevresindeki 7 viraneden gelen halkın bugünkü yerleşim yerinde toplanmasıyla "Akviran" olarak adının değişikliğe uğradığı söylenmektedir. Cumhuriyet döneminden sonra 1961 yılında İçişleri Bakanlığınca Akviran ismi değiştirilerek "Akören" olarak resmen tescil edilmiştir. 4 Ağustos 1914 yılında Akören bucak olmuş ve aynı tarihte belediye teşkilatı kurulmuştur. 19.06.1987 gün ve 3392 sayılı kanunla kendisine bağlı 8 köyü ile birlikte ilçe statüsüne kavuşmuştur. Daha sonra 20.06.1991 gün ve 91-38043 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Bozkır İlçesinden ayrılarak mülki yönden kendisine bağlanan Avdan, Dutlu ve Belkuyu ile birlikte köy sayısı 11 olmuştur. İç Anadolu Bölgesinin en güney batı kısmında yer alan Akören'in kuzeyinde Konya ili ve Abaz Dağları, güneyinde Bozkır ve batısında Seydişehir bulunmaktadır. Sınırları içerisinde May Barajı (7.8 km2) ile Akören ve May Göletleri bulunmaktadır.
    ...Devamını Oku
    Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olan Akşehir'e ait ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanıyor. Etiler zamanında Akşehir'in adı Thymbrion' dur. Zamanla Frikya egemenliğine daha sonra Anadolu‘ da egemenlik kuran Lidyalılar’ın yönetiminde kalan Akşehir'in önemi daha da arttı. "Krallar Yolu" Akşehir'den geçmekteydi.Akşehir Helenistik dönemde Phrygia tiranı Philomelos tarafından kuruldu. İlk yerleşim alanı bugünkü kentin kuzey-batısında, sultan dağının kuzey yamaçlarındaydı. Kent roma döneminde Philomelium (Bal Sevenler) adını aldı. Müslüman Araplar birçok kez yağmaladıkları kente Belde-i Beyza (Beyaz Şehir) adını verdiler. Malazgirt Savaşı'nın ardından başlayan Anadolu' nun türkleşmesi sonucunda Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından alınan kentin bundan sonra adı ve kaderi değişir. Nehçet-ül menazil'de buraya gelen hükümdarlardan birinin çiçek açmış ağaçlardan esinlenerek"Akşehir" dediği rivayet edilmektedir. Akşehir'in günümüzde sahip olduğu eserlerin pek çoğu Selçuklular zamanında yapılmıştır. Bu dönemde kent zenginleşir ve gelişir. Horasan illerinden Seyyid Mahmud Hayrani, Nimetullah Nahçevani gibi din bilginleri Akşehir'e göç ederek bu toprakların manevi dokusunun değişmesine katkıda bulunurlar. Selçuklu devleti'nin çökmesiyle önce Eşrefoğulları, sonra da yüz yılHamitoğulları yönetir. Kenti beyliklerden günümüze sadece Marif köyündekiŞeyh Hasan Türbesi ile mezar taşları ulaşır. Akşehir 1381 yılında Murat Hüdavendigar'a satılır. Yıldırım Beyazıt 1402 yılında Timur'a yenilince,Ferruhşah Mescidi'nin cenazelik bölümüne hapsedilir ve burada intihar eder. Timur'un zulmünden bunalan halk, Nasreddin Hoca'yı dirilterek doymak bilmeyen fillerden kurtulmanın çaresini arar. Fetret döneminde kısa bir süreKaramanoğulları eline geçen Akşehir, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1467 yılında fethedilir ve cumhuriyete kadar sürecek olan kesintisiz Osmanlı Hâkimiyeti başlar. 15. Yüzyılın sonlarına doğru çeşitli etnik ve dinsel kökenden gelen kavimlerin barış ve kardeşlik içerisinde bir arada yaşadığı günler başlar. Sevr Antlaşması ile, Akşehir İtalyanlar tarafından işgal edilir. İtalyanlar hıristiyan mahallelerindeki evlere yerleşirler. Ancak işgal günleri uzun sürmez. Çınaraltı Mescidi avlusundaki çınarın üstünde yuvalanan leyleğe ateş eden İtalyanların silah seslerini duyan halk sokağa fırlar. Bunu bir ayaklanma sanan işgal kuvvetleri toparlandıkları gibi şehri terk ederler. Ancak Anadolu'nun topyekûn kurtuluşu bu kadar kolay olmayacaktır. Mustafa Kemal kumandasındaki ordu, Kurtuluş Savaşı'nı, halkla birlikte büyük sıkıntılar içinde sürdürecektir. Sakarya Meydan Muhabereresi'nden sonra 18 Kasım 1921'de Garp Cephesi Karargâhı Akşehir'e nakledilir. 24 ağustos 1922'ye kadar sürecek olan dokuz ay on günlük sürede taarruz hazırlıkları Akşehir'den yönetilir, planlar burada yapılır. Akşehir ve köylerine birlikler yerleştirilir. Kumandan İsmet ( İnönü ) Paşa TBMM' den ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa' dan aldığı emirlerle "Büyük Taarruz" un hazırlıklarını 9 ay boyunca Akşehir' de yapar. Akşehir, bir anlamda sinesinde Büyük Taarruz'u doğuma hazırlar. Garp cephesi komutanı Mirlavi İsmet Bey bu sürede sürekli Akşehir'de kalır. Mustafa Kemal Paşa’da hazırlıkları kontrol etmek için defalarca Karargâha gelir. 1922 yılının 28 Temmuz günü bir futbol turnuvası bahane edilerek bütün ordu komutanları Akşehir'de buluşur ve son hazırlıklar gözden geçirilir. Nihayet ağustos sonunda taarruza karar verilir. 24 Ağustos 1922 günü sabahı ordu harekete hazırdır. Namaz kılınır, Nasreddin Hoca'nın Türbesi ziyaret edilir. Mustafa Kemal' in askerleri Akşehirlilerin alkış ve dualarıyla cepheye uğurlanır. Ünlü yazarımız, hemşerimiz Merhum Tarık Buğra, Küçük Ağa romanında işte o günlerin Akşehir'ini anlatmıştır. 24 Ağustos her yıl Akşehir Onur Günüolarak coşkuyla kutlanır. O umut yüklü mücadele günlerinin anısına Garp Cephesi Karargâh Binası bugün aynı isimle Müze olarak hizmet vermektedir.
    ...Devamını Oku
    ALTINEKİN Yüzölçümü : 1106 km2 Nüfusu : 14.874 İlçe merkezi : 3.711 Köyler : 11.163 Rakım : 970 m Altınekin İlçesinin tarihi oldukça eski devirlere dayanmaktadır. İlçe Selçuklular zamanında önemli bir ticaret merkezi idi. Fakat arazinin kıraç oluşu gelişmiş olan ticaretini göçlerin başlaması nedeniyle yavaş yavaş söndürdü. Cumhuriyet Döneminde genelde tüm kamu kuruluşlarıyla birlikte gelişmiş bir yerleşim merkezi iken, bu kurumlar daha sonra başka bir yere taşınmasıyla birlikte küçük bir nahiye halini almıştır. Altınekin Kasaba iken, 4 Temmuz 1988 gün ve 19507 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3292 Sayılı Kanunla ilçe olmuştur.
    ...Devamını Oku
    Konya'nın en büyük ve en önemli ilçelerinden olan Beyşehir, il merkezinin 92 km batısındadır. Tarihi M.Ö. 6000-700 yılları (Neolitik) Cilalı Taş Devri'ne kadar uzanır. M.Ö. 2000 yılları arasında Hititler; Eflatunpınar ve Fasıllar'da ölmez eserler bırakmışlardır. İlçe turizmine canlılık kazandıran ve yurdumuzun üçüncü büyük gölü olan Beyşehir Gölü milli park hüviyetindedir. Göl üzerinde otuza yakın ada, on üç çeşit balık vardır. Ayrıca Kubad Âbâd Sarayı kalıntısı, Beyşehir'in batısında ve Beyşehir Gölü'nün güneyinde Gölyaka Beldesinin 1.5 km kuzeyinde sahildedir. Bunların yanı sıra Beyşehir köprüsü, Çifte Hamam, Bedesten, Yaka Manastır, göl içerisinde Hacı Akif Adası (dikit ve sarkıtlarla dolu mağaralarıyla) önemli turistik yerlerdendir. Doğa ve tarih meraklıları için mutlaka gezilip görülmesi gereken yerlerin başında gelen Beyşehir, civar ilçelerin aksine her geçen gün nüfusu artan ve gelişme gösteren yerler arasındadır. Göl kenarında kurulu motel ve pansiyonlar, özellikle yaz ayları içinde dolup taşmakta, başta Konya merkezinden olmak üzere çeşitli bölgelerden gelenler Yaka Manastır'da pikniğe çıkmaktadırlar. Otantik ve nostaljik özelliğini kaybetmeyen köyleri ve av turizmi açısından önemli bölgeleriyle Beyşehir tam bir turizm cenneti sayılabilir.
    ...Devamını Oku
    BOZKIR Yüzölçümü : 1489 km2 Nüfusu : 32.054 İlçe merkezi : 6.801 Köyler : 25.253 Rakım : 1.125 m. Bozkır eski çağda İsaura Bölgesi içindeydi. Bölgenin adını taşıyan şehir şimdiki Bozkır İlçesidir. Daha sonra İlçenin kuzey doğusuna yapılan büyük kaleye İsaura Nova (Yeni İsaura) denilince, ilçeye Lentopolis ve sonra Tris-Maden adları verilmiştir. Son zamanlara kadar halk, kasabaya Siristat diyordu. Kelimenin gerçek söylenişi bilinmemekle beraber, ilçe çevresindeki kurşun madenlerini işletmekte olan ustalara baş usta anlamına gelen "Ser-Üstat" denildiği için, bu kelimeden geldiği sanılmaktadır. Selçuklular zamanında bölgenin hakimi bulunan ve Bozkır İlçesini fetheden Bozkır Bey'den İlçenin Bozkır ismini aldığı bilinmektedir. Bozkır Bey'in hayatı hakkında elimizde hiçbir bilgi yoktur. Yalnız halk arasında "Yazı Kolu" denilen ilçe ve etrafındaki köylerle Suğla Gölü arasındaki az engebeli bölgede bulunan ve kendisine ait Türk Boylarıyla burada oturduğu ve adını verdiği anlaşılmaktadır. Osmanlı vergi defterinde, Bozkır adıyla anılan bölgenin yukarıda belirtilen yerin batı tarafı, kuzey ve güney havalelerinin bir kısmı kast olunmuştur. İlçenin Çumra, Karaman ve Hadim'e komşu olan bölgesinde ise 15 ve 18 . y.y.da Belviran adlı bir ilçe bulunmaktaydı. Halk şimdi bu bölgeye "Dağ kolu" adına vermiştir.
    ...Devamını Oku
    CİHANBEYLİ Yüzölçümü : 4.109 km2 Nüfusu : 62.572 İlçe merkezi : 15.192 Köyler : 47.380 Rakım : 980 m. Cihanbeyli'nin tarihi gelişimi Konya Tarihi ile eş değerdir. Konya'yı Cihanbeyli'den ayıran doğal sınırlar yoktur. Cihanbeyli'nin ilk adı Esbikeşan'dır. Daha sonraları "İnevi" adını almış ve uzun yıllar İnevi adını taşımıştır. Esbikeşan İlçesi ilçelikten bucaklığa, bucaklıktan ilçeliğe çok kez yer değiştirmiştir. Böğrüdelik Köyüne Cambegli Aşireti yerleşir. Böğrüdelik 1928 yılında ilçe merkezi olur. Cihanbeyli de "Mürseli Efendi" Nahiyesi adını alarak bu ilçeye bağlanır. 1929 yılında Böğrüdelik'ten ilçelik kaldırılır, Mürseli Efendi Bucağı ilçe olur. Böğrüdelik'te bulunan Cambeyli Aşiretinin adına uygun olarak Mürseli Efendi adı Cihanbeyli'ye dönüştürülür. Cihanbeyli, İç Anadolu Bölgesinin orta kısımlarına düşer. Bağlı olduğu Konya İlinin 100 km. kuzeyinde, Tuz Gölünün batısındadır. Cihanbeyli kuzeye doğru uzanan Konya Ovasının devamı gibidir. İlçenin bulunduğu kesimler geniş yayla özelliği gösterir. Ova-yayla özellikleri Ankara'ya doğru Kulu İlçesi komşusunu da alarak sürer. Önemli tepesi, güneyde bulunan Bozdağ'dır. Yüksekliği 1150 m'yi bulur. Cihanbeyli'nin doğusunda Tuz gölü ve Aksaray İli, batısında Sarayönü ve Yunak İlçeleri, güneyinde Altınekin İlçesi, kuzeyinde Kulu İlçesi ile Haymana İlçeleri vardır. Yörenin tek akarsuyu İnsuyu Çayıdır. Tersishan (Tersakan), Süt Gölü, Acı Göl ve Adil Göl, başlıca gölleridir.
    ...Devamını Oku
    ELTİK Yüzölçümü : 637 km2 Nüfusu : 11.505 İlçe merkezi : 4.250 Köyler : 7.255 Rakım : 850 m. İlçenin kuruluşu 11. ve 12. Yüz yıla kadar uzanmaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı'nın "Konya Tarihi" adlı eserine göre Çeltik'in geçmişi Karaman Eyaletine bağlı Akça şehrine dayanmaktadır. Çeltik yakınlarındaki İbanın Kuyusu denilen yerde kurulan Akça şehri 1902'de ilçe kimliği kazanmış, ancak bataklığı ve sivrisinek çokluğu sebebiyle ilçe sıfatıyla önce Hatırliya verilmiş, Daha sonra da Cihanbeyli'ye aktarılmıştır. 1958 yılına kadar köy olarak kalan Çeltik, bu yıl da bucak, 10 yıl sonra da kasaba statüsü kazanmış, 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 sayılı "130 ilçe Kurulması Hakkında Kanun" ile İlçe olmuştur. Konya'nın kuzey batısında yer alan Çeltik, Doğuda Polatlı, batıda Emirdağ, Güneyde Yunak, Kuzeyde ise Sivrihisar ile çevrilidir.
    ...Devamını Oku
    ÇUMRA Yüzölçümü : 2.320 km2 Nüfusu : 64.247 İlçe merkezi : 28.153 Köyler : 36.094 Rakım : l.009 m. Çumra ilçesi 1926 yılında kurulmuştur. 1936 yılında Romanya ve Bulgaristan'dan gelen göçmenler İlçeye yerleştirilmiştir. İlçenin doğusunda Karaman ili, batısında Akören İlçesi, kuzeyinde Karatay, Karapınar ilçeleri, güneyinde Güneysınır İlçeleri ile çevrilidir. İlçe ova üzerine kurulmuştur. Ancak çok az sayıdaki köyü dağlık arazidedir. Apa Köyü ile Dinek Kasabaları'nda ormanlık alanlar mevcuttur. İlçenin kuzey, güney ve doğusu verimli tarım alanlarıyla kaplıdır. İlçenin tek akarsuyu Çarşamba Çayı olup, sulama amaçlı kullanılmaktadır. Çatalhöyük : Çumra'nın 13 km kuzeyindeki Çatakhüyük Mevkiinde İngiliz ve Türk Arkoloji ekiplerince yapılan kazılarda Neolitik Devre ait 7 katlı şehir harabeleri bulunmuştur. M.Ö.5000 yıllarında Neolitik Döneme ait medeniyetin burada başladığı anlaşılmıştır. Kazı çalışmalarına bir süre ara verilmiş olup, 1993 yılında yeniden başlanmış ve halen her yıl Temmuz-Eylül ayları arasında devam edilmektedir. Karaman Köprüsü : Karamanoğulları zamanında yapılmış olmakla birlikte Çumra Merkezi ile Sanayi Sitesi arasında bulunan yolda hizmet vermektedir. Esat Paşa Camii: İlçemiz İçeri Çumra Kasabasında Karamanoğulları zamanında yapılmış tarihi bir camidir. Son olarak 1989 yılında İçeri Çumra Belediyesi marifetiyle tadilat yapılmış ve ibadete açık bir camidir.
    ...Devamını Oku
    DERBENT Yüzölçümü : 442 km2 Nüfusu : 5.819 İlçe merkezi : 3.033 Köyler : 2.786 Rakım : 1480 m. 18.yüzyıla ait Osmanlı belgelerine göre Derbent'in eski adı Tatlarhisarı'dır. Tatlarhisarı Derbent'in kuzeyinde küçük bir köyün adıdır. Konya Salnamelerinde,Derbent 1880 den itibaren kayıtlıdır.Bu tarihte Derbent'te bir medrese bulunduğu, medresinin 40 talebesi olduğu kayıtlıdır. Derbent'te yerleşik bulunan halkın büyük çoğunluğu Tatlarhisarı Köyü'nün devamıdır. 1720 yılında Arkıd-Hanına Akşehir ve Ilgın Kazaları ve köyleri ile birlikte Derbent civarına da 62 hane nakledilmiştir. Bu 62 haneden kaçının Derbent civarına yerleştirildiği tesbit edilememiştir. Yerleştirilenler: Boz-Ulus Türkmenlerinden Kara-Halilu, Çavuşdurlu ve Bekirli cemaatleri (Aşiretleri) idi. Derbent 1930 yılında kasaba ve 1990 yılında da ilçe olmuştur. Yüzölçümünün yaklaşık 10 km2'si sulanabilir vaziyette, toplam 156 km2' si tarım arazisidir. Kalan kısım ise yerleşim yerleri ile orman ve mera arazileridir. Derbent arazisi kuzeyden doğuya uzanan Morbel Dağları, doğudan güneye uzanan Aladağ, güneyinde Ablağı ve Dikmen Dağları ile batı ve kuzeyinde yer alan yaylalarla çevrilidir.
    ...Devamını Oku
    DEREBUCAK Yüzölçümü : 483 km2 Nüfusu : 9.740 İlçe merkezi : 3.017 Köyler : 6.723 Rakım : 1235 m. İlçenin kuruluşu 1200-1300 yılları arasına kadar uzanmaktadır. Önceleri Antalya ile Akseki ilçesine bağlanmış, 1900 yılında Akseki'den ayrılarak Seydişehir'e bağlanmış. 1967 yılında belediye teşkilatı kurularak Beyşehir'e bağlı hale getirilmiştir. 1987 yılında kabul edilen "103 ilçe Kurulması Hakkında Kanun" ile ilçe olmuş Ağustos 1998 de fiilen ilçelik hüviyetini kazanmıştır. Konya İl merkezinin 140 km. batısında yer alan Derebucak; Toros Dağları'nın keşfedilmeyi bekleyen yayla, tepe ve mağaraları ile Konya'nın şirin ilçeleri arasında yer almaktadır. 4 kasaba ve 4 köyü bulunan Derebucak'ta halkın geçim kaynağını halıcılık, av tüfeği imalatı ve hayvancılık oluştururken 1968 yılında itibaren yurt dışına işçi olarak gidişler başlamıştır. Avrupa ülkelerine yapılan işçi göçü sonucu kooperatifçilik yaygınlaştırılmıştır. Günümüzde 15.000 hektar alanda tarım yapılabilmekte, bunun da 2.500-3000 dönümlük bölümü sulanabilir arazi oluşturmaktadır. Patates, domates, fasulye, mısır, soğan, nohut, buğday, arpa tarımı yapılan Derebucak'ta her hangi bir sanayi tesisi bulunmamaktadır. Mağaralarıyla dikkatleri üzerine çeken Derebucak merkezinde Balat Mağarası ile Çamlık Kasabasındaki Suludere ve Körikini Mağaraları ilginç merkezler arasında sayılabilir. Taşpınar Köyünde bulunan Hitit kabartması bölgedeki yerleşimin Hitit dönemine kadar uzandığını doğrulamaktadır.
    ...Devamını Oku
    DOĞANHİSAR Yüzölçümü : 428 km2 Nüfusu : 22.510 İlçe merkezi : 5.945 Köyler : 16.565 Rakım : 1.201 m. Doğanhisar M.Ö. 500 yıllarında Metyos (Meteos) adıyla kurulmuştur. M.S. 395 yılında Bizans İmparatorluğunun eline geçmiş, M.S. 704-708 yıllarında Emevi ve Abbasi ordularının taarruzlarına uğramıştır. Bu savaşlarda şehit olan Seyit Ahmet'in mezarı şehrin Kızılışık Mevkiinde bulunmaktadır. 1071 Malazgirt Savaşını müteakip Selçukluların batıya yayılışları sırasında 1100 yılında Doğanhisar Türk hakimiyetine geçmiştir. Şehrin adı Selçukluların arması olan doğan kuşuna izafeten "Doğankalesi" olarak değişmiştir. Daha sonra Doğanhisar adını almıştır. Doğanhisar 1298 tarihinde Karamanoğulları idaresine geçmiş, Fatih Sultan Mehmet devrinde 1473 yılında Karamanoğulları saltanatına son verilerek Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. Cumhuriyetten sonra 1957 yılında da ilçe merkezi olmuştur. İlçe merkezi Sultan Dağlarının kuzey doğuya bakan eteklerinde kurulmuştur. Konya'nın 122 km. batısında bulunmaktadır. İlçemiz doğuda Ilgın İlçesine, güneyde Hüyük İlçesine, batıda Isparta İli, kuzey batıda Akşehir ilçesi ile kuzeyde Ilgın Argıthanı Kasabasına komşudur.
    ...Devamını Oku
    EMİRGAZİ Yüzölçümü : 829 km2 Nüfusu : 10.739 İlçe merkezi : 5.567 Köyler : 5.172 Rakım : 962 m. İlçemiz Emirgazi tarihinin Hititlere kadar dayandığı, eski Kışla (Dikilitaş-Yukarıkışla) ve Arısama (Belkaya) da yapılan kazılarda bulunan tabletlerden anlaşılmaktadır. Hititlerden kalma Eski Kışla diye adlandırılan yerleşim merkezi üzerinde bulunan Kale ve Yeraltı şehrinden Romalılar ve Bizanslılar faydalanmışlardır. Rivayetlere göre bu yerleşim merkezindeki ve Bağlıca Köyündeki halk 5 asır kadar önce dağlara bir kısmı Arısama Dağındaki Kale'ye, bir kısmı da şimdiki Emirgazi'nin kurulu olduğu yere yerleşmişlerdir. İlçenin yaklaşık 2 km kuzeyinde yer alan ve "Kötü Dağ" ismiyle anılan dağ, üzerinde bir kale mevcut olup, kale ve çevresindeki yerleşim yerlerinde eski zamanlarda yapılan kaçak kazılar sonucu; Hitit, Frigya, Roma ve Bizans Uygarlıklarının daha önce bu yerde yaşadıkları anlaşılmaktadır. İlçe adını, 2 km. güney doğusundaki "Emrullah Gazi" Türbesinden almıştır. İlçemiz Emirgazi, il merkezine 140 km. mesafede bulunmaktadır. Doğusunda Niğde ili, Güneyinde Ereğli İlçesi, Batısında Karapınar İlçesi ve Kuzeyinde Aksaray İli vardır. Emirgazi ilçesi İç Anadolu'nun en az yağış alan bölgesidir. Ayrıca akarsu veya gölet gibi herhangi bir yerüstü su kaynağına sahip değildir. Arazi, bazı bölümlerde engebeli ise de genelde ovalıktır ve bozkırlarla kaplıdır. İlçenin tek ormanlık alanı güney bölümdeki Karacadağ'da bulunan meşeliklerdir
    ...Devamını Oku
    EREĞLİ Yüzölçümü : 2189 km2 Nüfusu : 134.438 İlçe Merkezi : 94.542 Köyler : 39.896 Rakımı : 1050 m. Ereğli ülkemizde 15 ayrı yerleşim yerinin adı olarak kullanılmaktadır. Bunların en tanınmış olanlarından biri de Konya Ereğli'dir. Adı, Kibistra, Cybistra, Kybetra olarak anılan Ereğli ilçesinin kurulduğu yöreye zaman içinde Tuvana, Tihana, Tuvanuva isimleri de verilmiştir. Hitit, Asır, Eski Yunan, Pers, Makedonya, Roma ve Bizans'a bağlı olan Ereğli, Selçuklu döneminde uzun süren barış ortamına kavuşmuş Karamanoğulları devrinde ise Mamur Yazlık belde olarak kullanılmıştır. Yıldırım Beyazıt devrinde Osmanlı Devletine bağlanan Ereğli'de kesin Osmanlı egemenliği Fatih Sultan Mehmet Devrinde sağlanmıştır. Ereğli'nin Kuzeyi düzlük bir görünümde iken; güneyi oldukça engebelidir. Arazi kuzeyde Toros dağlarının eteğinden başlar ve engebesi giderek azalarak Konya Ovasına yayılır. İlçe Merkezinin 20 km güneyinden geçen Toros Dağlarından başka sönmüş Volkan Dağları Hasan Dağı (3258 m) ve kuzeybatı Karacadağ ile çevrilidir. En önemli akarsuyu İvriz Çayı'dır. Üzerine kurulu İvriz baraji ile Ereğli'de tarım alanlarının sulanmasını sağlayan İvriz Çayı, diğer taraftan Ereğli'nin içme suyu ihtiyacını da karşılamaktadır. Tarihi Eserleri : İvriz Kaya anıtı Büyük Göztepe Höyüğü Küçük Göztepe Höyüğü Ulu Camii Cemil Efendi Evi (Şevket Ağa Evi) Şeyh Şehabuddin Külliyesi Boyaca Ali Mescidi Şeyh Şehabuddin Camii Bağdatlı Camii Cahı ve Çerkez Mezarlığı Cinler ve Gülbahçe Mezarlıkları Meydanbaşı Şehitliği Hacı Ömer Ağa Yatırı Şeyh Şehabuddin Camii yanındaki yatırlar Mustafa Bey ve Emetullah Hanım Türbeleri Celalettin Rufai Türbesi Ahi Zekeriya Helva-i Türbesi Adil Dede Türbesi Piri ve Budak Efendiler Kabri Ebud Dede Türbesi Küçük Göztepe Tümüllüsü Büyük Göztepe Tümüllüsü Rüstem Paşa Kervansarayı Cağaloğlu Bedesteni Anıt Ağaçlar Salim Hoca Çeşmesi Vezirli Çeşmesi Şeyh Şehabuddin Köprüsü Hacı Kazım Kurtoğlu Evi Şevket Ağa Evi Mehcure Koçak Evi Şifa Hamamı Roma Hamamı
    ...Devamını Oku
    Güneysınır
    ...Devamını Oku
    GÜNEYSINIR Yüz ölçümü : 395 km2 Nüfusu : 11.286 İlçe Merkezi : 5.089 Köyler : 6.197 Rakım : 1100 m. Halk arasında "Güdelesin" adıyla tanınan höyükte ve çevresindeki bazı köylerimizde topraktan yapılmış çanak, çömlek ve madenden yapılmış eserler bulunması Güneysınır ve çevresinin tarih öncesi devirlerden bu yana iskan yeri olarak kullanıldığının delili olmaktadır. Daha önce Bozkır'a bağlı olan İlçemiz 1955 yılında Çumra'ya ait Karasınır ve Güneybağ (Elmasun) kasabaları haline getirilmiştir.Bu iki kasaba 9 Mayıs 1990 tarihinde birleştirilerek Güneysınır İlçesi'ni oluşturmuşlar, Güneybağ ve Karasınır ise İlçenin iki mahallesini oluşturmuştur. Konya'nın güneyinde ve Konya'ya 70 km.uzaklıkta yer alan Güneysınır İlçesinin büyük bir bölümü dağlıktır. İlçede karasal iklim hüküm sürmekle beraber, az da olsa Akdeniz ikliminin ılımanlaştırıcı tesirlerinden de söz etmek mümkündür. Kış aylarında kar olarak düşen yağışlar, ilkbahar ve sonbaharda yağmur şeklindedir. Doğal bitki örtüsünün bozkır olduğu bölgemizde, yükseklere çıkıldıkça ardıç, meşe ve çamdan oluşan ormanlık alanlara rastlanır. Ormanlık alanlar yaklaşık 13.000 hektar kadardır. Toros dağlarının arasında akan Göksu deresi, İlçemiz ile Hadim İlçesi arasındaki sınırı oluşturmakta, Kızılöz ve Aydoğmuş göletleri ise başlıca su kütlelerini meydana getirmektedir.
    ...Devamını Oku
    HADİM TARİHİ Hadim' in bulunduğu bölge; 2 yy. kadar Selçukluların elinde kalmıştır. Daha sonra Karamanoğulları’nın eline geçmiştir. 1465 de Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğulları Beyliği' ni ortadan kaldırdıktan sonra bu bölge Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girmiştir. Hadim, Ebu Said Muhammed Hadimi dönemine kadar küçük bir köy olarak kalmıştır. Ancak Hadimi ile birlikte büyümeye ve ünü Osmanlı ülkesine yayılmaya başlamıştır. Hadimi zamanında Hadim, bölgenin ilim ve irfan merkezlerinden biri olmuştur. Osmanlı kaynaklarında Hadim'den bahsedilirken Hadim'in, İstanbul, Bursa, Konya, Kayseri gibi büyük ulema yetiştiren beldeler arasında sayılması ilçenin o dönemdeki önemini göstermektedir. Hadim daha sonraki tarihlerde yapılan idari taksimatta birkaç kez kaza ve nahiye merkezi olmuştur. 1901 yılında bucak olarak Karaman'a bağlanan Hadim, 30 Mayıs 1926 yılından sonra ilçe merkezi olmuştur. Halen Konya iline bağlı ilçe konumundadır. Hadim; sözlük anlamı itibariyle: Hizmet eden, hizmet edici, yarayan ve yarar anlamlarına gelmektedir. Bitki Örtüsü ve Coğrafi Yapısı Hadim ilçesinde karasal iklimin tipik bitki örtüsü olan bozkır bitki örtüsüne ait alt floralar görülmektedir. Ayrıca bölge de ardıç, meşe ve çamdan oluşan ormanlık alanlara da rastlanılmaktadır. Bütün bunların yanı sıra Hadim ilçesinin Alanya ilçesi ili sınırında olan Gevne bölgesinde Geyi dağları olarak da bilinen 2588 metre yüksekliğindeki Aktepe bulunmaktadır. Coğrafi yapı olarak Akdeniz kıyı şeridi ve Konya ovasına sınır olan Toros Sıra dağlarının doğu bölgesinde Taşeli platolarının tepeleri arasında dar vadiler üzerine kurulmuş bir Konya ilçesidir. Hadim-Konya arası 128 kilometredir. İl ile ilçe arasındaki ulaşım Hadim Belediyesi tarafından düzenlenen otobüs seferleri ile sağlanmaktadır. Bu seferler, Hadim’den Konya’ya sabah-akşam olmak üzere 2 otobüs, aynı şekilde Konya’dan Hadim’e 2 otobüs olmak üzere toplam 4 otobüs ile sağlanmaktadır. İlçede başka taşımacılık yapan ve çeşitli saatlerde Konya il merkezine gidip gelen firmalar da bulunmaktadır. Bunun yanında Taşkent, Ermenek gibi ilçelerden Konya’ya gidip gelen araçlar Hadim içerisinden geçtikleri için bu araçlar da ulaşımda kullanılmaktadır. İlçe ile kasabaları arasında ilçeden hareket eden ulaşım aracı bulunmamaktadır. Ancak buradaki ulaşımı kasabalar günlük seferlerle sağlamaktadır. İlçeden Taşkent, Sarıveliler, Ermenek, Bozkır, Seydişehir ve Beyşehir gibi ilçelere yol güzergahı mevcut olup yol yaz-kış kullanılmaktadır. Ayrıca Hadim, Mersin’e 350 km. uzaklıkta olup buradan da özel araçlarla ulaşım sağlanmaktadır. Yine önemli bir yol güzergahı vardır ki bu da Hadime 90 KM olan Alanya’dır. İç Anadolu'yu Akdeniz'e bağlayan en yakın yol olan ve bir çok doğal güzelliği olan bu yol güzergahı daha çok yaz aylarında kullanılmaktadır. Ebu Said Mehmet Hadimi Hazretleri 1701 yılında Konya’nın Hadim ilçesinde dünyaya gelmiş, 1762 yılında da Hadim’de vefat etmiş, onsekizinci asırda yetişmiş ender ve önder kişilerden birisi olup Hadim ilçesinin sembolleri arasında yerini almıştır.
    ...Devamını Oku
    HALKAPINAR Yüzölçümü : 483 km2 Nüfusu : 5.356 İlçe Merkezi : 1.487 Köyler : 3.869 Rakım : 1150 m. Halkapınar, Anadolu'nun en eski yerleşim yerleri arasındadır. Hitit Şehir Devletlerinden Tuvana Krallığı merkezi Aydınkent olmak üzere M.Ö. 1200 -M.Ö.742 yılları arasında Halkapınar'a hakim olmuştur. Bu krallıktan günümüze Aydınkent köyünde bulunan Kral Warpalavas'a ait İvriz Kaya Kabartması ulaşmıştır. Asur egemenliğine geçen Halkapınar M.Ö. 64 yılında Romalılara bağlanmış, M.S.395' de Roma'nın ikiye ayrılmasıyla Bizans denetimine geçmiştir. Adana ve Tarsus üzerinden Toroslar'a kadar ilerleyen Abbasi Devleti Yermük Savaşında Bizans'ı yenerek onlarla Halkapınar ile Ereğli'nin gelirinin vergi olarak ödenmesi şartıyla anlaşmışlardır. Abbasiler'in zayıflaması üzerine Bizans denetimine geçen Halkapınar, 1077'de Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Selçuklular'a bağlanmıştır. 1276'da Karamanoğlu Mehmet Bey zamanında Karamanoğlu Beyliğine geçen Halkapınar, 1468'de Fatih Sultan Mehmet zamanında Ereğli ile birlikte Osmanlı sınırlarına dahil edilmiştir. Osmanlı Devleti zamanında askerden arındırılmış bölge durumuna getirilen Halkapınar, İstanbul'da oturan Dar'us sade Ağası tarafından idare edilmiştir. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Halkapınar, Ereğli ilçesine bağlı bir bucak olmuş, Belediye Teşkilatına ise 1954 yılında kavuşmuştur. Eski adı Zanapa iken 1962'de Halkapınar olarak değiştirilmiştir. Halkapınar'ın Aydınkent köyünde bulunan İvriz Kaya Kabartması dünyanın en eski ziraat anıtlarından birisidir. Anıtın tarihi özelliği çevresinin doğal güzelliği ile birleşince Aydınkent köyü yerli-yabancı bir çok turistin uğrak yeri olmaktadır.
    ...Devamını Oku
    HÜYÜK Yüzölçümü : 448 km2 Nüfusu : 19.148 İlçe Merkezi : 3.618 Köyler : 15.530 Rakım : 1245 m Hüyük'ün tarihi MÖ. 2000 yıllarında Hititler'le başlamaktadır. Bu dönemden kalan en önemli eser Eflatun Pınarı Anıtıdır. Asur, Friğ, Lidya, Pers, Büyük İskender ve Romalılar tarafından istila edilen Hüyük; pek çok uygarlığın harman olduğu nadir ilçelerimizden biridir. Anadolu Selçuklu Devleti'nin merkezi Konya, yazlık merkezinin de Beyşehir gölünün batı kıyısındaki Kubad-Abat olması, bölgemizin önemini artıran sebeplerin başında gelir. 1243 yılında İlhanlı askerleri Çobanoğlu Demirtaş komutasında Anadolu'da büyük tahribat yapmışlar, kargaşaya yol açmışlardır. Bu ortamdan en az zararla kurtulmak için Konya'da oturan Hazreti Mevlâna, öğrencilerinden, bölgenin elverişli yerlerinde gizlenmelerini istemiştir. İşte, bu arada Hüyük'ün kurucuları olarak bilinen ve Hüyük'te türbeleri bulunan Şeyh İdris ve Şeyh Bahri'nin bu çerçevede Moğol zulmünden kaçarak Hüyük'e yerleşmiş olmaları kuvvetle muhtemeldir. Anadolu Selçukluları'ndan sonra, önce Eşrefoğulları'na, sonra da Hamitoğulları'na bağlanan Hüyük; Karamanoğulları ve Osmanlılar arasında yirmi kez el değiştirmiştir. Katip Çelebi'nin Cihannüma adlı eserinde de bahsettiği salnameden de anlaşılacağı gibi, Hüyük, 1467 yılından sonra Beyşehir Sancağına bağlı Kıreli Livası'nın köyleri arasında yer almaktadır.
    ...Devamını Oku
    ILGIN Yüzölçümü : 1394 km2 Nüfusu : 61.814 İlçe Merkezi : 31.178 Köyler : 30.636 Rakım : 1092 m. Ilgın; günümüzden 3500 yıl önce MÖ.1500-1200 yılları arasında şimdiki iskan yerinin 25 km kuzey doğusunda Hititler tarafından "Yalburt" adıyla büyük bir şehir devleti olarak kurulmuştur. Klasik devirlerde Triatum olarak adlandırılan Ilgın Kral yolu üzerinde bulunması sebebiyle önemli bir şehir olarak dikkati çeker. Ege kıyısında Lidya'nın başkenti Sard'dan başlayarak Mezopotomya'ya kadar ulaşan Kral yolu üzerinde bulunan Ilgın ve çevresi, sırasıyla Hitit, Firig, Lidya, Roma ve Bizans'a bağlanmış daha sonra 1077 yılında Anadolu Selçuklu Devletinin Kurucusu olan Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından fethedilerek, Büyük Selçuklu Devleti'ne katılmıştır. Ilgın, Anadolu Selçukluları zamanında başşehir Konya'nın değerli bir "su şehri" idi. Haçlı seferleri sırasında bir çok kere yağma edilen Ilgın, Selçuklular zamanında bilhassa Alaaddin Keykubat ve Gıyasettin Keyhusrev zamanında imar görmüştür. Alaaddin Keykubat ve Vezir Sahip Ata tarafından büyük bir kaplıca binası (hamam) inşaa edilmiştir. Bundan dolayı "Kaplıca Şehri" olarak tanınmıştır. Selçuklu Veziri Sadettin Köpek'in türbesi ilçede bulunmaktadır Ilgın Kaplıcası : Ilgın kaplıcaları çok eski zamandan beri tanınmıştır. Romalılar ve daha sonra da Bizanslılar zamanında kaynaklar üzerinde hamamlar yapılmış olduğu gibi Selçuklular zamanında baş şehir Konya'nın değerli bir su şifa kaynağı olmuştur. Selçuklu Sultanları'ndan Alaaddin Keykubat harap olan Bizans hamamları yerine 1236 yılında ilk Türk hamamını Ilgın'da yaptırmıştır. Sonradan bu hamam Selçuklu Sultanları'ndan 2. Kıyaseddin Keyhüsrev zamanında çok hayırlı hizmetlerde bulunan Selçuklu vezirleri Sahipataoğullarından Hüseyinoğlu Ali tarafından tamir edilmiştir. Daha sonra 1267 yılında Selçuklu veziri Sahipata Fahrettin Ali tarafından yeniden inşa edilmiştir. Mimarı Taluya (Kelu)' dur. Böylece Ilgın kaplıcalarının şimdiki ayakta duran eski eserler bölümü tamamlanmıştır. Ilgın Kaplıcaları Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında halkın şifa bulduğu yerdir. Gönüller Sultanı Hz. Mevlana'nın kaplıcalarda banyo aldığı, Mesnevisi'nin büyük bir kısmını burada yazdığı söylenir. Meşhur Seyyahımız Evliya Çelebi de çok etkilendiği kaplıcalardan seyahatnamesinde bahsetmeden geçememiştir. Kaplıcalar bir hamam değil şifa gücüne sahip yeraltı su kaynağıdır. Esas faktörlerin başında ihtiva ettikleri madenler, minareller, anyon ve katyonlar ile bilhassa radyo aktivite denilen ışın gücüdür. Bu nedenledir ki Ilgın Kaplıcalarının bir çok hastalığı (İç-dış) tedavi ettiği bilinen bir gerçektir. Renksiz ve kokusuz tabii lezzetinde kaplıca suyu 42 derece olup felç, siyatik, trahom, göz ağrıları, cilt hastalıkları, sinir ve yorgunluklar, kadın hastalıkları, romatizma, içilmek suretiyle böbrek taşlarının düşürülmesi vb. çok faydalıdır. Ilgın kaplıcaları Ilgın Belediyesince işletilmekte olup, 526 yatak kapasitelidir. Ilgın, tarihî eserler açısından oldukça zengin ilçelerimizdendir. Bu eserlerden; Saadettin İsa Kümbeti (1826), Dediği Mahmut Sultan Mescidi ve 1. Kılınç Arslan Camii, Selçuklu döneminde inşa edilmişlerdir. Karamanoğulları beyliği devrinde Pir Hüseyin Bey Camii (Ulu Camii) yapılırken, Osmanlı Devrine ait eserler ise şunlardır: Lala Mustafa Paşa Camii (Kurşunlu Camii), Kervansaray, Handev-i Kandevi Türbesi.
    ...Devamını Oku
    KADINHANI Yüzölçümü : 1127 km2 Nüfusu : 35.483 İlçe Merkezi : 14.096 Köyler : 21.387 Rakım : 1030 m. İlçe Klasik dönemde Pira adıyla anılmış ve uzun süre Doğu Roma İmparatorluğu tarafından yurt edinilmiştir. Asıl ününü Selçuklular devrinde kazanan ilçe, Selçuklu sarayına mensup olduğu sanılan, Mahmut kızı Raziye Hatun'un 1223 yılında yaptırmış olduğu kışlık han etrafında 1256 yılından itibaren oluşmaya başlamıştır. Hanın inşasında Romalılar'a ait resimli mezar taşları kullanılmış ancak bu taşların nereden toplanıp getirildiği anlaşılmamaktadır. İlçemiz adını bu handan almıştır. Bilahare bu bölge Selçuklu Beyleri'nden Sait adındaki bir paşaya arpalık olarak verildiği ve bundan sonra bu kasabasının "Saiteli" adıyla anıldığı bilinmektedir. İlçe, Karamanoğulları zamanında vilayet merkezi olarak idare edilmiş, Karaman-Osmanlı mücadelesine kuvvetleri ile katılmıştır. Kadınhanı muhtelif tarihlerde Osmanlıların eline geçmiş, tekrar Selçuklu hakimiyetine girmiş, son olarak 1467 yılında Konya ile birlikte Karamanoğullarından alınarak Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. İlçede, Beykavağı Köyündeki tarihi kale kalıntısı ve Demiroluk köyünde yer altından çıkarılan Romalılar'a ait tarihi kalıntılarından başka tarihi eser bulunmamaktadır. 1880 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuş, Sait Paşanın arpalığı olması nedeniyle 1919 yılında "Saiteli" adı ile ilçe yapılmıştır. 1935 yılında ise İsmi Raziye Hatun'un yaptırmış olduğu taş handan dolayı "Kadınhanı" olarak değiştirilmiştir. Kadınhanı ilçesi, Konya'nın batısında Konya-Afyon karayolu üzerindedir. İlçenin doğusunda Sarayönü ilçesi, güneyinde Selçuklu ve Derbent, batısında Ilgın ve Yunak ilçeleri kuzeyde Yunak ilçesi bulunmaktadır. İlçenin güneyi dağlık (Sultandağları), kuzeyi ovalıktır. İlçemiz sınırları içerisinde ve 5 göz adında Sarayönü ilçesi topraklarında çıkan ve ilçemiz Kökez köyünün tarımsal amaçla kullanıldığı, derecik şeklinde 2 yer üstü suyu bulunmaktadır. Ayrıca Ilgın ilçesi Çavuşcu gölünden, kanallarla gelen sulama suyuyla Atlantı Ovası sulamaktadır.
    ...Devamını Oku
    KARAPINAR Yüzölçümü : 3030 km2 Nüfusu : 48.821 İlçe Merkezi : 31.913 Köyler : 16.908 Rakım: 995 m. Anadolu'yu Ortadoğu'ya bağlayan önemli bir yol güzergahında bulunan Karapınar'da ilk yerleşmeler Hititler'e kadar uzanmaktadır. Osmanlı'nın "Sultaniye" adanı verdiği Karapınar'a 1500 yılında Celali ve Levent (Çiftbozan) isyanları gelmiştir. Eşkiyadan rahatsız olan halk, evlerini terkederek Karacadağ eteklerine çekilmiştir. Sıkıntılı günler 14 yıl devam etmiş, Çaldıran Seferine, giden Yavuz Sultan Selim'e şikayetlerini bildiren Karapınarlılar padişahtan yardım istemişlerdir. Padişah, bölgede huzur ve güvenin sağlanması için bir "Derbentçi Köyünün" kurulmasını istemiştir. İşte bu önemli, fakat geçilmesi zor ve zahmetli yerde kurulan Karapınar'ın imarı 2. Selim'in valiliği döneminde gerçekleştirilmiştir. Mimar Halepli Cemaleddin bu dönemde cami, kervansaray, han, hamam, 39 dükkanlı bedesten, 2 yel değirmeni ve 5 çeşme inşa etmiştir. Karapınar 1868 yılında ilçe olurken 1882'de ise Belediye teşkilatı kurulmuştur. Sultanın ismi 1934 yılında Karapınar olarak değiştirilmiştir. İlçe, killi, kumlu geniş topraklarla kaplıdır. Güneydoğuda Volkanik bir dağ olan Karacadağ ve güneybatıda geniş bozkırlar, krater gölleri obruklar görülmektedir. İlçemizde ilginç görünümler taşıyan Acıgöl, Meke, Meyil, Cıralı ve Obruk gibi Krakter gölleri bulunmaktadır. İlçemiz tarihi ve turistik eserlerin en fazla olduğu yerlerden birisidir. Bunlar Sultan Selim (Sarı Selim) Külliyesi, Yağmapınar Camii, Reşadiye Camiidir. Karapınar'daki yeraltı şehirleri ve mağaralar şunlardır. Bacanak Ovası mağarası, Kumsivri Tepesinde Arap hamamı, Meke inleri, Meke tuzlası mağarası, Apak Mağaraları, Yazomca mağaraları, Çıralıgölünde yeraltı şehirleri, Bağdaylı köyü Mağaraları, Kayalı kasabası toprakların mağaralar ve yeraltı şehirleri, Akören köyü Mağaraları ve yeraltı şehirleri. İlçede Valide Sultan Hamamı, Çarşı Çeşmesi, Selimiye Şadırvanı, Koca Çeşme (Taşçeşme), Ağaç Çeşmesi (Çetmi Çeşmesi) Apak çeşmesi, Hacı İsa Çeşmesi ve Hankapı Çeşmesi mevcuttur. İlçede Meyil,Çıralı,Acıgöl ve Meke Tuzlası gölleri mevcuttur.
    ...Devamını Oku
    KARATAY Yüzölçümü : 1978 km2 Nüfusu : 248.826 İlçe Merkezi : 229.995 Köyler : 18.831 Rakım : 1016 m. İlçenin kuruluşu her ne kadar Konya'nın büyükşehir olması ile gerçekleşmiş ise de tarihi ve sosyal yapı itibariyle en eski ilçelerden biridir. İlçenin kuruluşu Prehistorik döneme kadar uzanır. Tarihi yapılaşma daha çok Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinin karakteristiğini gösterir. Karatay Medresesi, Şerafettin Camii ve yol güzergahında yer alan hanlar ve kervansaraylarda bu özellik kendini göstermektedir. Özellikle Konya'ya alimler beldesi vasfını kazandıran ve turizmin her mevsimde canlı kalmasını sağlayan büyük matasavvıf Mevlana Celaleddin Rumi ilçeye bambaşka bir benlik ve kimlik kazandırmaktadır. İlçemiz arazi yapısı genel olarak düz ve ova şeklindedir. En yüksek yeri Aksaray yolu üzerinde "Bozdağ" dır. Obruk yöresi, yayla karakteri taşır ve Obruk köyü yakınlarında küçük bir Obruk Gölü vardır. Turizmin her mevsim canlı kalmasını sağlayan faktörler olarak; ülkemizde yerli ve yabancı turistler tarafından devamlı ziyaret edilen Mevlânâ Müzesi, Mevlânâ Celâleddin Rumi'nin arkadaşı ve yetişmesinde büyük emeği geçen Şems-i Tebrizi'nin türbesi, Dokumacılık, El İşlemeleri, Kaşıkçılık, Keçecilik, Obruk yöresinde kilim dokumacılığı gibi el sanatlarını sayabiliriz.
    ...Devamını Oku
    KULU Yüzölçümü : 1521 km2 Nüfusu : 46.366 İlçe Merkezi : 20.496 Köyler : 25.870 Rakım : 989 m. Kulu, klasik devirlerde (drya) harabeleri üzerinde kurulmuştur. İlçenin 300 yıllık bir geçmişi vardır. 1780 yılında Kulupoğlu Mustafa isminde birisi Afyon dolaylarından gelerek Kulu'nun şimdiki bulunduğu yere yerleşmişlerdir. Aşiret beyinin isminin Kulupoğlu Mustafa (Kulu Beyi) olmasından ötürü ilçenin ismi kesinlik kazanmıştır. Kulu, 1926 yılında bucak, 1954 yılında ilçe olmuştur. Kulu İlçesi, doğusunda: Ş.Koçhisar, Batısında: Cihanbeyli-Haymana, Kuzeyinde: Ankara ve Haymana, Güneyinde ise Cihanbeyli ve Tuzgölü ile çevrilidir. Kulupoğlu Mustafa beyin beraberinde getirdiği aileler ile Osmanlılar tarafından Erzurum, Muş ve Ağrı çevresinden aileler ilçeye iskan ettirilmiştir. Ayrıca Kırım, Türkistan taraflarından gelenler de ilçenin köy ve kasabalarına yerleştirilmişlerdir. Kulu ilçesi Ankara-Konya yolu üzerinde olup, E-5 karayolu ilçe sınırları içerisinden geçmektedir. İlçenin doğusunda bulunan ve 180 kuş çeşidinin mevcut olduğu "Düden Gölü" ilçeye canlılık kazandırmaktadır. Ayrıca gölün bulunduğu alan avcılık açısından Türkiye'nin sayılı yerlerindendir. İlçenin çeşitli yerlerinde hüyükler mevcut olup Karacadağ Kasabası'nda tarihi mağaralar bulunmaktadır.
    ...Devamını Oku
    MERAM Yüzölçümü : 1949 km2 Nüfusu : 304.696 İlçe Merkezi : 282.523 Köyler : 22.173 Rakım : 1016 m. Sözlüklerde,"İstek,amaç,gaye,maksat" anlamına geldiğinden bahsedilen "MERAM" kelimesi, Konya ilinin 3 merkez ilçesinden biridir. Atasözleri arasında "Meramın elinden bir şey kurtulmaz" olarak yer alırken deyimlerde "Meramını anlatmak, merak etmek" şeklinde geçmekte; bunlar da " isteğini, derdini anlatmak, üstüne düşmek, yapmak istemek" anlamlarına gelmektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde gezip-gördüğü yerler arasında bağ bahçe, bostanlardan söz ederken bağlık-bahçelik bu yerlere her defasında "Bağ-ı Meram" ifadesini kullanmaktadır; hatta buraların Konya'nın Meram'ı gibi olduğunu ifade etmektedir. “ Peçevi şehrinin Baruthane mesiresi, Kırım’ın Sudak Bağı, İstanbul’un yüz yetmiş beşten fazla bahçe ve gülistanları, Tebriz’in Şah-ı Cihanbağı, Konya’nın Meram Mesiresinin yanında bir çemenzar bile değildir.” Konya İli tarihi ile Meram'ın tarihçesi arasında bir paralelik vardır. Tarih devirlerinde Konya ili Hititler, Frigler, Lidyalılar ve Persler tarafından yönetilmiştir. Büyük İskender ve Romalılar tarafından ele geçirilen Konya, Selçukluların başşehri olur. Daha sonra Konya'da Karamanoğullarının ardından Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti görülür. Meram ilçesi 26.06.1987 günü T.B.M.M.'de kabul edilen Kanun gereği Konya il Merkezinin Büyükşehir hüviyetine kavuşturulmasıyla kurulmuştur. Meram ilçesi kuruluş çalışmalarını tamamlayarak 08 Ağustos 1988 tarihinden itibaren hizmete başlamıştır. Meram ilçesi, konum itibariyle Konya'nın güney ve güney batısında yer alır. İlçenin kuzeyinde Selçuklu; güneyinde Çumra; Akören ve Bozkır, batısında Beyşehir ve Seydişehir; doğusunda Karatay ilçeleriyle çevrelenmiştir. İlçemizin kuzeyi ve batısı dağ ve tepeleri çevrilidir, güneyi açık geniş bir ovalıktır. İlçemizin sulama suyu ihtiyacı Altınapa Barajı'ndan karşılanmaktadır.
    ...Devamını Oku
    Yüzölçümü : 1088 km2 Nüfusu : 28.813 İlçe Merkezi : 9.053 Köyler : 19.760 Rakım : 1055 m. Sarayönü yerleşim alanında bulunan 4000 yıl kadar önce Hititler'in yaşadıkları bilinmektedir. Daha sonraları Frigyalıların ve Bizanslıların eline geçti. Selçuklular ve Osmanlılar zamanında tamamen "Türk Yurdu" oldu. Kuruluş hakkındaki tarihi bilgilere göre Sarayönü'nün güney batısında bulunan Saiteli ile güneyindeki Ladik Dağlarının eteğinde kurulmuş olan Bozok (Öziçi) ili adı ile bilinen iki kasaba halkının; oturdukları yerler Haçlı ordusunun geçiş yolu üzerinde olmasından bu ordunun yağmasından kurtulmak istediler. Bu sebeble inlerin bulunduğu, bugünkü Yukarı Mahalle denilen yere göç ettiler. İşte bu yüzden kasabalarından göç edip inlere yerleşenler Sarayönü'nün kuruluşunda öncü olmuşlardır. Tolabası adı ile anılan bu inlerin o zamanlar hem sığınak hem de mesken olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. İlçenin ismi bu inlere bağlanır. Büyüklüğü, konforu ve kullanışlı olması bakımından saraya benzetilen bu inlerden dolayı buraya SARAYİNİ denmiştir. Bu isim zamanla "Sarayönü" biçiminde kullanılır olmuştur. Kuzeyinde Cihanbeyli, batı'dan Kadınhanı, doğudan Selçuklu, güneyden Ladik Dağları ile sınırlıdır. Bölgemizde yüzey şekilleri bakımından bir sadelik göze çarpar. İlçe toprakları Cihanbeyli platosunun güney uzantısındaki düzlükler üzerinde bulunmaktadır. İlçemiz güneyden Sultan Dağları ve Ladik Dağları ile çevrilmiştir. Ladik tipi halıcılık başta Ladik Kasabası olmak üzere Sarayönü merkez ve diğer köylerde el tezgahları vasıtasıyla halkın önemli gelir kaynağını oluşturmaktadır.
    ...Devamını Oku
    SELÇUKLU Yüzölçümü : 2056 km2 Nüfusu : 466.233 İlçe Merkezi : 454.537 Köyler : 11.696 Rakım : 1016 m Selçuklu'nun tarihi geçmişi, kültür, sanat, eğitim, bilim ve askeri hayatı Konya'dan ayrı düşünülemez. Tarihi Konya ile 20. Yüzyıl Konya'sının sentezi olan Selçuklu; Anadolu Selçukluları'na başkentlik yapmış, bağrında Sultanlar yetiştirmiş, hakimiyetini 6 asır sürdürecek Osmanlı Devleti'ne kılavuzluk ve beşiklik yapmış şerefli bir maziye ve tarihe sahiptir. Bir dizi devlete ve XI. yüzyıldan XIV. yüzyıla kadar hakim olan "Selçuk" kelimesinin aslı ile ilgili iki görüş ileri sürülmektedir. Bu konuda tarihçi Osman Turan'a göre kelimenin aslı "Selçuk" değil "Salçuk" tur. Eski Türkler, "Sal" ekli "Saltuk, Salpur, Salur..."gibi kelimeleri kullanmaktadırlar. Burada " Selçuk" isminin aslının "Selçuk" olduğunu belirtir. Selcük "Küçük sel" anlamındadır. "Selçuk" da "Selcük" de Türkçe ses uyumuna uygun kelimelerdir. Kelime yapısı bir yana Selçuk, Oğuzlar Devleti (Yabguluğu) içinden kopup, gelerek İslam gazisi olan bir Kınık Beyi'nin adıdır. Yüzyedi yaşında ölen Selçuk Bey'in adı, torunları devrinde istiklalini ilan eden devletin ismi olmuştur. O devlet, Büyük Selçuklular veya Selçuklu Cihan Devleti'dir. Adı üstünde Türkistan'dan Anadolu'ya kadar eski dünya kıtalarını elinde tutan bu devlet, yeni filizler vermeden göçmez. Verdiği ilk filizlerden birisi Anadolu Selçuklu Devleti'dir. Alp Arslan Gazi yani Büyük Selçuklularla asıl Anadolu kapıları; Anadolu Selçukluları ile vatanlaştırılıp elde tutulmuştur. Konya bir göl tabanı olan ovanın tabanında kurulmuştur. Hemen batısında Takkeli ve Loras Dağları yükselmektedir. En önemli akarsuyu, Meram Deresi'nden gelip yazın Konya bağ ve bahçelerini sulayan, kışın doğudaki Aslım bataklığına dökülen Meram Çayı'dır.
    ...Devamını Oku
    SEYDİŞEHİR Yüzölçümü : 2207 km2 Nüfusu : 63.798 İlçe Merkezi : 37.763 Köyler : 26.035 Rakım : 1150 m. 1970 yılında yapılan kazılarda Bostandere kasabası yakınlarında Roma devri anfi tiyatrosu kalıntıları ortaya çıkmıştır. Seydişehir'in Horasanlı Seyit Harun Veli Hazretlerinin gelip konaklaması ile takriben 1310 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir. Beyşehir'de konuşlanmış olan Eşrefoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devletinin bir parçası olarak, Seydişehir bölgesini de kapsayacak şekilde 1327 Moğol istilasına kadar hayatiyetini sürdürmüştür. İlçenin kuruluşu ile ilgili Osmanlı salnamelerinden alınan bilgiler doğrultusunda, Seyit Harun Veli Horasan'dan Konya'ya intikal etmiş, Konya' dan da önce İlçeye bağlı bugünkü Ortakaraören (Karaviran) kasabasına gelmiş ve tarihi izler bırakarak, Seydişehir İlçesinin bulunduğu mevkiye intikal etmiştir. Bu esnada Seydişehir'de hiçbir yerleşim birimi yok iken, Seyit Harun Veli, önce kurmayı tasarladığı şehrin Kal'a (Kale Duvarı) kapılarının inşasına başlamak üzere, iskan bölgesinin etrafını yüksek duvarlarla çevirmiş ve ardından Seyit Harun Camii'nin inşasına başlayarak 1310 yılında camii ibadete açılmıştır. Bu camii , külliye şeklinde hamamı ve diğer müştemilatı ile imar edilmiştir. Bu külliyede Seyit Harun Türbesi (1320) Halife Sultan Türbesi (Seyit Harun Veli'nin kızı) (1367) Rüstem Bey ve Sultan Hatun Türbesi (Turgutoğulları Soyundan Rüstem Bey, kızı ve oğulları) bulunmaktadır.
    ...Devamını Oku
    TAŞKENT Yüzölçümü : 468 km2 Nüfusu : 8.497 İlçe Merkezi : 1.300 Köyler7.197 Rakım : 1460 m. Taşkent, Orta Toroslar Taşeli Platosunda, Göksu vadisi kanyonları üzerinde yer alan küçük, ama şirin bir ilçemizdir. Ekseriyeti Avşarlardan oluşan Türkmenlerin, Taşkent'e yerleşme tarihleri 1225-1250 yılları arasında rastlamaktadır. Taşkent yakınında yer alan Avşar, Balcılar, Bolay ve Çetmi kasabaları, göçebe olarak buraya gelen Türkmenler tarafından kurulduğu, bunların daha sonra yerleşik hayata geçtikleri bilinmektedir. Taşkent ilçe merkezinin yörenin en eski yerleşim yeri olduğu tarihi belgelerle de doğrulamaktadır. Tarihte "Pirlerkondu" adıyla tanınan merkezi 1930 yılında Vali İzzet Bey tarafından "Taşkent" adı ile anılan nahiye 4 Temmuz 1987 tarih ve 19507 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 3392 sayılı Kanun gereğince ilçe olup, 11 Ağustos 1988 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir. Taşkent; Konya İlinin 135 km. güneyinde Akdeniz sahiline yaklaşık 100 km. uzakta olup, Akdeniz bölgesinde yer alır. Ancak bulunduğu yer Orta Torosların, Taşeli mevkiinin oldukca yüksek bir bölge olması nedeniyle bozulmuş Akdeniz iklimi ile karasal iklimin özelliklerini bir arada görmek mümkündür.
    ...Devamını Oku
    TUZLUKÇU Yüzölçümü : 589 km2 Nüfusu : 8.167 İlçe merkezi : 3.977 Köyler : 4.190 Rakım : 1000 m. İbrahim Hakkı Konyalı'nın "Konya İli" adlı kitabında Kanuni Devri'nde Tuzlukçu'nun 15 hanelik bir oba olarak kurulduğu yazılmaktadır. Tuzlukçu halkının Doğanhisar Ketenli yaylasından gelerek yazla yakınlarında viran veya ören Tuzlukçu adı verilen mevkiinde konakladıkları, daha sonraları bilinmeyen nedenlerle buradan göç ederek bugünkü yukarıda mahallede bulunan Hüyük ismi verilen tepenin çevresinde yerleştikleri anlaşılmaktadır. Tuzlukçu' ya ikinci bir kafile olarak da Sultandağı eteklerinde, yaşayan hayvancılıkla geçinen Avşar Türkmenler'inden bir boy gelmiş 1450 yılları civarında bu kafile bugünkü aşağı mahallenin çevresinde yerleşmişlerdir. İlçenin isminin Tuzlukçu olması konusunda çeşitli rivayetler vardır. Bir rivayete göre çevre ilçe ve köylerden tuz getirmek için tuz gölüne gidin kervanların konaklama yeri olduğu için bu yöreye Tuzlukçu adı verilmiştir. Bir diğer rivayete göre arazinin kıraç ve ağaçsız olması, esen sert rüzgarlardan da çok toz kalkmasının dolayı yöreye Tozlukçu denilmiştir. Zamanla Tozlukçu ismi değişime uğrayarak Tuzlukçu şekline dönüşmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında Akşehir İlçesine bağlı bir köy olan Tuzlukçu 1929 yılında aşağı ve yukarı Tuzlukçu' nun birleşmesiyle nahiye olmuştur. 1949 yılında nüfusunun 2000'i aşması sonucu belediye teşkilatı kurulmuş, 9 Mayıs 1990 tarihinde de ilçe olmuştur. Doğusu Ilgın , batısı Akşehir Gölü ve Afyon'un Sultandağı İlçesi, Güneyi Akşehir ve Kuzeyi Yunak ile çevrilmiştir. İlçede hiçbir akarsu olmamakta birlikte bazı köylerde çok küçük dereler vardır. Tuzlukçu İlçenin bitki örtüsü bozkır olup, genelde yeşilliğin az olduğu görülür. Muhacir köyleri nisbeten daha yeşilliklidir.
    ...Devamını Oku
    Yalıhüyük
    ...Devamını Oku
    YALIHÜYÜK Yüzölçümü : 81 km2 Nüfusu : 1.778 İlçe Merkezi : 1.612 Köyler : 166 Rakım : 1002 m. Yalıhüyük , Bozkır İlçesinin bir kasabası iken 1990 yılında İlçe hüviyeti kazanmıştır. Tarihi, çevre ilçeler ve Konya Tarihi ile ortak özelliklere sahiptir. Yaklaşık 200 yıl öncesi toprak kayması görülmesi üzerine Suğla Gölü yakınına taşındığı bilinmektedir. Yeni yerleşim yerinin seçilmesinde Suğla Gölü alanının daralması ve gölden daha fazla yararlanma arzusunun dikkate alındığı ifade edilmektedir. İlçe merkezindeki Hüyük ve çevresi "Sit Alanı" ilan edildiğinden imara kapatılmıştır. Hüyük'te bugüne kadar hiçbir arkeolojik araştırma ve kazı yapılmadığından İlçe tarihine kaynak olacak bilgilere ulaşılamamıştır. Kuzeyde Seydişehir, güneyde Ahırlı, batıda Akseki ve doğuda Bozkır İlçeleriyle çevrelenmiş olan Yalıhüyük engebesiz bir alanda kurulmuştur. Suğla Gölü'nün hemen yanında yer alan Yalıhüyük'te hayat göl sularının çekilmesiyle ortaya çıkan verimli arazilerde yapılan tarım faaliyetleriyle devam etmektedir. Yalıhüyük'ün güneybatısında bulunan Toros Dağlar'ındaki gölcük yaylası, her yıl yaylacılık merkezi olarak kullanılmaktadır. İlçe merkezinde Belediye teşkilatı 1972 yılında kurulmuştur.
    ...Devamını Oku
    YUNAK ADININ KAYNAĞI Yunak adının kaynağı ile ilgili çeşitli görüşler vardır. Bunlardan birisi Karataş deresinde çamaşır ve hayvanlarını yıkayanların isteklerini anlattıkları "Yunak (Yıkanalım)" kelimesidir. İkinci görüşe göre Turgutlular koyun ve kuzularını Karataş deresinde yıkamışlar ve temizlenen hayvanlara bakarak "Yünü Ak" demişlerdir. Bu değiş zamanla "Yunak" biçimine dönüşmüştür. YUNAK TARİHİ Yunak İlçe Merkezi’nin tarihi yeni sayılır. Merkeze ve bazı yakın köylere yerleşeme 16. yy dan sonra olmuştur. Bulgulara göre ilçeye ilk yerleşimin Karataş Deresi kenarlarında oluştuğu düşünülmektedir. Buralarda oluşan ilk yerleşmeden sonra Elazığ’dan Govasti adlı bir kabilenin geldiği ve günümüzdeki Merkez Camii’nin üst taraflarına yerleştiği söylenmektedir. Yöre halkının önemli bir kısmını doğu illerinde gelmiş olan insanlar oluşturmaktadır. 1700 yıllarında doğu illerindeki aşiretlerin aralarında meydana gelen geçimsizlikten dolayı Konya’daki bazı yerlere göç etmiş olabileceği düşünülmektedir. Göçebeliği terk edip yerleşik hayata geçen Yörüklerin ise yaklaşık 1870 yıllarında Gaziantep, İslahiye, Beyşehir ve Antalya yörelerinden gelmiş olabileceği düşünülmektedir. Bunlardan başka Bulgaristan göçmeni olup bölgeye yerleşen muhacirler de merkez, Doğanyurt ve Hacıfakılı Köylerine yerleşmiş bulunmaktadırlar. Yunak kurulduktan sonra köy olarak bağlantısı bir müddet Sivrihisar İlçesi ile devam etmiştir. 1912 yılına kadar Çeltik Kasabası’na bağlı kalmış olan Yunak daha sonra Akşehir İlçesi’ne bağlı bucak merkezi yapılmıştır. Yunak 1953 yılında, Konya İli’ne bağlı bir ilçe haline getirilmiştir. Yunak İlçesi İç Anadolu Bölgesi’nde Konya İli’nin kuzeybatı bölümünde yeralan ve Konya İli’ne bağlı bir ilçe merkezi olup,Konya’ya uzaklığı 190 km dir. İç Anadolu Bölgesi’nde yeralan Yunak, doğuda Cihanbeyli ve Kadınhanı İlçeleri, güneyde Tuzlukçu ve Ilgın, kuzeyde Çeltik İlçeleri ile çevrilidir. İlçe batıda Afyon’un Emirdağ, kuzeydoğuda ise Ankara İli’nin Polatlı ve Haymana İlçeleri ile komşudur. Yunak İlçesi batısındaki Bayatkolu Dağı’nın batı eteklerinde hafif eğimli bir topografya üzerinde (1169-985) metre kotları arasında kurulmuştur. Yunak kuzey ve batıdan ilçeye doğru gelişmiş çok sayıda kuru derelerle (Karataş, Bayatkolu, Mollahalil Dereleri gibi) parçalanmış durumdadır. İlçe merkezi, 38o49’ kuzey enlemi ile, 31o44’ doğu boylamı üzerinde yeralır. İlçenin ortalama yüksekliği 1071 m. meteoroloji istasyonunun yükseklği ise 1120m. dir. 2080 km2 (208.002 hektar) yüzölçümü ile Konya İli’nin büyük ilçeleri arasındadır. İlçenin doğusunda ve güneyinde geniş düzlükler uzanır. Merkez çevresi ise dağlıktır. Yunak; Konya İli’nde ki yoğun ulaşım sisteminin biraz dışında kalmıştır. En yakın tren istasyonu 60 km uzaklıkta olup Akşehir’dedir . Yunak İlçesi’nin Konya ile karayolu ulaşım bağlantısı iki ayrı yoldan sağlanır; kısa olanı Kadınhanı bağlantı yoludur. Diğer yol ise Akşehir yoludur. Ulaşıma elverişli, düz ve asfalttır. Konya İli ile Yunak arasında hergün karşılıklı otobüs seferleri düzenlenmeketedir. Akşehir-Yunak arası ulaşımı ise minibüslerle sağlanmaktadır.Yunak- Akşehir arasında hergün saatte 1 minibüs seferi yapılmaktadır. Yunak-Eskişehir yolu üzerinde oldukça fazla yolcu potansiyeli vardır. Eskişehir’e, Piribeyli Kasabası’ndan geçen bir yol ile Emirdağ üzerinden ulaşılır. Bu yol 1999 yılında tamamen asfaltla kaplanmıştır. İlçeden Eskişehir’e hergün 1defa otobüs seferi yapılmaktadır. Yunak-Ankara arasında ulaşım, Polatlı üzerinden sağlanır. Bazı kesimleri bozuk ve dar olan bu yol, Ankara ile Antalya arası yolu çok kısalttığı için bir çok sürücü tarafından tercih edilir. İlçeden Ankara ve Polatlı’ya hergün otobüs seferi vardır. İlçenin Ankara ve Konya’ya olan uzaklığı yaklaşık 190’ar km dir. Afyon ise en yakın il olup 153 km uzaklıktadır. Yunak’a en yakın ilçe Çeltik olup uzaklığı 25 km’dir ve ulaşım asfalt yolla sağlanır.
    ...Devamını Oku
      Karayolu
      KARA YOLU ULAŞIMI Konya, gerek yüz ölçümünün genişliği ve gerekse ülke içindeki coğrafi konumu itibari ile yol uzunluğu en fazla olan illerimizdendir. İl’de 1.397 km devlet yolu, 1.531 km il yolu ve 6.796 km köy yolu olmak üzere toplam 9.724 km yol ağı bulunmaktadır. Bu yolların 7.537 km.si asfalt kaplama, 1.599 km.si stabilize, 509 km.’si tesviye, 63 km.si ham yol niteliğinde olup, devlet ve il yollarımızın % 99’u, köy yollarımızın %68’i asfalttır. Konya'ya karayolu ile şu güzergâhlardan gelmek mümkündür. 1. Afyon - Konya Yolu 2. Antalya (Manavgat) - Seydişehir - Konya Yolu 3. Isparta (Şarkikaraağaç) - Beyşehir - Konya Yolu 4. Ankara - Konya Yolu 5. Aksaray - Konya Yolu 6. Adana (Ulukışla) - Ereğli - Konya Yolu 7. Mersin (Mut) - Karaman - Konya Yolu Konya Antalya'dan gelip Kapadokya'ya giden turistlerin uğrak noktasıdır. Kuzey Güney, Doğu Batı karayollarının kesişim noktasında bulunduğundan ana turizm yol güzergahı üzerinde bulunmaktadır. Konya genelde düz bir coğrafyaya sahip olduğundan karayolu ile ulaşım konforlu olmaktadır. Antalya, İzmir, İstanbul, Ankara, Samsun, Kayseri, Adana, Mersin, Hatay, Şanlıufra ve Gaziantep bölgesinden kalkan yolcu otobüslerinin çoğunluğu Konya'dan geçer. DEMİRYOLU ULAŞIMI Konya’nın demir yolu bağlantısı 1898 yılında yapılmıştır. Toros Ekspresi, Konya - Adana arasında ve Mavi Tren Konya - İzmir arasında her gün seferleri bulunmaktadır. http://www.tcdd.gov.tr/home/detail/?id=495 Ayrıca Konya - Ankara ve Konya - Eskişehir Yüksek Hızlı Tren seferleri her gün bulunmaktadır. http://www.tcdd.gov.tr/home/detail/?id=2518 Yakın zamanda İstanbul güzergâhı hizmete girince Konya'dan direkt olarak İstanbul'a gitmek mümkün hale gelecektir. HAVA YOLU ULAŞIMI Hava yolu ulaşımı, 3. Ana jet üst komutanlığına ait askeri havaalanına ilave edilen sivil tesislerle sağlanmaktadır. Halen Konya-İstanbul arasında haftanın 7 günü THY’nin 34, Pegasus Havayollarının 24, Anadolu Jet hava yolları şirketinin de 14 olmak üzere haftada gidiş geliş 72 sefer yapılmaktadır. Ayrıca yaz dönemi ile hac ve umre zamanlarında THY ve çeşitli havayolu taşıyıcıları tarafından yurt dışına charter seferleri düzenlenmektedir. ----------------------------------------------------------------- Konya Valiliğinin web sitesinden 07.07.2014 tarihinde alınmıştır. http://www.konya.gov.tr/page1.asp?baslik=Altyap%FD&sh=102
      ...Devamını Oku
      Havayolu
      Konya Havalimanı şehir merkezine 28 kilometredir. Otobüs, servis ve taksi ile ulaşımı sağlanabilen yurt içi İstanbul, Ankara ve İzmir'e direkt uçuşları bulunur ve uluslararası uçuşlara da açıktır.
      ...Devamını Oku
      Demiryolu
      Ankara - Konya Yüksek Hızlı Tren Hattı (YHT), 23 Ağustos 2011 günü saat 20.30'da Konya Garında düzenenlenen törenle açıldı. Konya - Ankara ve Konya - Eskişehir Yüksek Hızlı Tren seferleri yapılmakta olup yakın bir gelecekte Konya - İstanbul Yüksek Hızlı Treni çalışmaya başlayacaktır. Ayrıca İzmir'den Konya'ya Mavi Tren seferleri bulunmaktadır. Bu hatta yapılan bakım çalışmaları neticesinde ulaşım yaklaşık 11 saatte gerçekleştirilmektedir. Detaylı bilgi için; www.tcdd.gov.tr web sitesini ziyaret ediniz.
      ...Devamını Oku

      Konum Bilgileri

      Fotoğraflar TÜMÜ

      İnce Minare Medresesi (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi) Portalı
      Beyşehir Eşrefoğlu Câmii
      Hz. Mevlâna'nın Kabri
      Mevlâna Müzesi

      Haberler ve Duyurular TÜMÜ

      Gezilecek Yerler TÜMÜ

      Seyahat Hatırası TÜMÜ

      Geleneksel Türk Mutfağı TÜMÜ

      Nerede Konaklanır TÜMÜ

      Lütfen bekleyin...