­ DOĞUM GELENEKLERİ | Kültür Portalı

DOĞUM GELENEKLERİ - Amasya

Tür Gelenekler-Görenekler
Açıklama DOĞUM GELENEKLERİ Her an kötü güçlerin olumsuzluklarına maruz kalabilir olarak algılanan doğum eyleminin çevresinde oluşan bütün adet ve inanmalar bu olumsuzlukları bertaraf etmeye yöneliktir. Olumsuzluklardan, bilinmeyenden korkmanın ve durumları kendi lehlerine çevirebilmenin itici gücüyle oluşturulagelmiş bu inançlar özde aynı olmakla birlikte yöreden yöreye farklı uygulamalarda vücut bulmuştur. Gümüşhacıköy Saraycık Köyü (07.08.2006) Doğum Öncesi: Gebe kalmak için başvurulan çareler: • Gelin yatağı hazırlanırken üstünde erkek çocuk yuvarlanır. • Gelin erkek evine geldiği zaman kucağına erkek çocuk oturtulur. Çocuğu olmayan kadına “kısır” adı verilir, aile içinde soğuk davranılır. Çocuğu olmamış kadına kına gecesinde gelinin eline kına yakmasına izin verilmez. Gebe kalabilmek için birçok yola başvurulur. Hamileliği engelleyen birinci kusur kadının yumurtalıklarındaki iltihap olarak düşünülür ve uygulamalarda bunun sağıltılmasına yöneliktir. • Ebegümeci kaynatılır, sıcak sıcak bir bezin üzerine konularak rahimin teması sağlanır. • Ayva yaprağı, gül hatmi yaprakları ve asma yaprağı alınarak üçü bir kaynatılır, bu içirildiği vakit yumurtalıklardaki iltihap dökülür. • Isırgan otu kaynatılarak suyunun buharına oturtulur. • Süt buharına oturtulur. • Kedi pisliğinin buharına oturtulur. • Kadına lokum içine karabiber konularak yutturulur. • B B öğürtlen kökü kaynatılır üç gün dışarıda bekletildikten sonra aç karnına içilir. Evliyaya götürme ve satma işlemi yaygın olarak uygulanan bir gelenektir. Hamile kalmak isteyen kişi oraya satılır. Satma işlemi: Kutsallığına inanılan yer bir türbe, ağaç veya bir kaya olabilir. Taşın çevresi dua okunarak (bu dua genelde üç İhlas bir Fatiha sureleri olur.) birkaç kez dolaştırılır. “Biz bunu sana satıyoruz, bu artık senin” denir. (Alan köyü). Kadın delikli taşın altından geçirilir. (Hasanbey Köyü). Çocuğu olmayan kadın evliyaya götürülerek sandukanın çevresinde dua okuyarak 3 kez dolaştırılır. Beline bir kuşak bağlanır, çocuğa kalması dilenir. Bu kuşak çocuk dünyaya gelene kadar çıkarılmaz. Dua edilir ve kurban adanır. Çocuk doğduktan sonra da adak yerine getirilir. (Şarklı Köyü) Satma işlemi karnında çocuk durmayan, çocuğu ölen kadınlara da uygulanır. Hamile kalmak isteyen kadın ve yanındaki iki kişi, evliyaya gidilir. Karşı karşıya dururlar. Birisi “gelinim var dölü durmuyor“ der. Diğer kadında “durur inşallah, verir inşallah“ der ve çocuğu olmasını isteyen kadını üç kez evliya çevresinde dolaştırır. Her dönmede karşısındaki kadına “selamun aleykum“ der. O da “aleykum selam“ der. Hamile kalmak isteyen kadın “yarabbim sen bana el kadar et ver bende sana kanını akıtacağım“ diyerek adakta bulunur. (Yassıçal Beldesi) Ayrıca Amasya Merkeze bağlı Uygur Beldesinde, Cafer Dede türbesine götürülen hamile kalmak isteyen kadına yanındakiler türbe çevresinden herhangi bir şey verirler. Bu yiyecek, meyve veya böcek olabilir. Bunu alan kadın her ne olursa olsun çiğnemeden yutmalıdır. Kadının yuttuğu birden fazlaysa çocuğun ikiz olacağına inanılır. Hamilelik süresince hamile kadın birçok şeye dikkat etmelidir. Çirkine, tüylü hayvanlara bakmamaya özen göstermelidir. Neye çok bakarsa çocuğun ona benzeyeceğine inanılmaktadır. Tavuğa bakılırsa çocuğun boynunun tutmayacağına, ayıya bakılırsa çocuğun tüylü olacağına, keçi kesilirken gözlerine bakılırsa çocuğun gözlerinin ona benzeyeceğine inanılmaktadır. Doğum Sırası: Doğum için genellikle diplomalı ebeler tercih edilmektedir. Ebenin olmadığı durumlarda doğuma köy ebeleri yardım eder. Doğum kolay olsun diye hamile yürütülmeye çalışılır. Ebe doğum odasına girerken, doğumun kolay olması için, “aha gızım biz göçdük siz göçmüyonuz mu aha geldik aha geliyoh, senin çocuh dünyaya gelecek ebe göbeeni kesecek“ der. Doğum olayı gerçekleştirilir. Doğumu yaptıran ebeye bazen para çoğunlukla da sabun, havlu, çarşaf, yemeni vs. hediyeler verilir. Doğum Sonrası: Doğum sonrası göbek kordonu kesilir, Göbek kordonu uzun kesilirse çocuğun sesinin gür olacağı düşüncesi vardır. Bebekten sonra gelen Son’a “eş“ denir ve atılmaz. Onunda çocuğun bir parçası olduğuna ve canlı olduğuna inanılır. Bir beze sarıldıktan sonra itinayla gömülür. Eşin düşmemesi anneyi tehlikeye sokar. Bunun için; • Eşin kordonuna ağır bir şey bağlanır. • Eşin kordonuna çarık bağlanır. (Şarklı köyü) • Doğum yaptıran kişi karnı sıvazlayarak eşin aşağıya düşmesini sağlar. • Eş düştüğü halde kadının ağrısı varsa buna burç ağrısı denilir. Eşin bir parçası karında kalmış demektir. Karın ovularak aşağıya inmesi sağlanır, üzerine bir kuşak bağlanarak karnın bir yerine sıkıştırılır. Bu şekilde ağrı olmaz. Kadın adet gördükçe erir ve düşer. Doğumun hemen ardından bebek, vücudu ter kokmasın diye tuzlanır ve yıkanır. Çocuğa ezan okunmadan meme verilmez. Çocuk ezan sesini duyunca dünyaya geldiğini anlarmış, düşüncesi vardır. Yeni doğum yapmış kadına “loğusa“ denir ve loğusaya sıcak çorba çay vs. içirilir. Kırk Basması: Kırklı çocuk varken ölüm olayı olursa, çocuk alınarak mezarlıktan yüksek bir tepeye çıkarılır. Böyle yapılmazsa çocuğu kırk basacağına inanılır. Eğer bir çocuğu kırk basmışsa ölen kişinin toprağından getirilerek çocuğun yıkanacağı suya katılır. Bu şekilde kırk basması sağaltılmaya çalışılır. Kırk basması halinde çocuk kilo almaz, gelişimi durur inancı vardır. Yeni doğum yapmış kırkı çıkmamış loğusalar karşılaşırsa birbirlerine kırk basar diye düşünülür. Ayrıca adetli kadınlarında kırkı çıkmamış çocuğun yanına girmesine izin verilmez. Girdiği vakit çocuğun vücudunda iyileşmeyen yaralar çıkacağına inanılmaktadır. Kırklama: Doğumdan 40 gün sonra çocuğun ve annenin kötü etkilerden korunmak için çeşitli uygulamaların yapıldığı dönemdir. İki kez kırklama yapılır; doğumun yirminci gününde yapılan kırklamada banyo suyunun içine yirmi kaşık su konulur bu suyla anne ve çocuk yıkanır. Kalan suyla çocuğun eşyalarının yarısı yıkanır. Buna “yarı kırkı“ denir. Doğumdan 40 gün sonra aynı işlem tekrarlanır. Buna “kırk uçurma“ yada “kırklama“ denilir. Bu işlem yörelere göre farklılık gösterebilmektedir. • Banyo yapılacak suyun içine 8 kez beş parmak batırılır. • Suyun içine altın yada gümüş, bir avuç buğday yada arpa konulur su kevgirin içinden dökülür. • Kırk kaşık su konulur. • Kalburun içine üç tane tahta kaşık konulur ve su bunun üzerinden dökülür. Banyo işlemi bittikten sonra bu kalbur yuvarlanır eğer ağzı açık düşmüşse çocuğun bahtının iyi olacağına kapalı düşmüşse çocuğun bahtsız olacağı düşünülür. Aynı şekilde kullanılan tahta kaşıklar da havaya atılır ve kapalı yada açık olmalarına göre yorum yapılır. (Şarklı köyü) • Eskilerden kalma “kırk tası“ıyla çocuk ve anne banyo yaptırılır. (Boğazköy) • B B ir yumurtanın tepesi delinir ve üzerinden kırk kez su atlatılır. Bu suyla yıkanılır. Ayrıca çocuk kırklanırken mum eritilir yıkama esnasında o muma bakılır. (Hasanbey) Al Basması: Kırkı çıkmamış çocuk ve anne evde yalnız bırakılmaz. Halk inanışında; kötü, çirkin devasa boyutlarda, kırkı çıkmamış loğusa ve bebeklerin ciğeriyle beslenen bir varlık olarak tasavvur edilen ve “Al Karısı“ olarak adlandırılan bu varlıktan korunmak için insanlar bir dizi majik tedbirler almışlardır. Bunlar: • Loğusanın ve çocuğun yanında erkek çocuk bulundurulur. • Baş ucuna Kuran konulur. • Yastıklarının altında bir parça ekmek ve kilitlenmiş bir kilit bulundurulur. • Loğusanın yakasına iğne takılır. • Bıçak ya da makas gibi demir bir nesne, • Süpürge ve kazma konulur. • Yatağın çevresine keçi kılından örülmüş ip dolanır. • Yatağın çevresine kırmızı örtüler serilir. • Geçmişte Al karısını yakalayanların evinden herhangi bir bez parçası getirilerek yastığın altına konulur. Al basması durumunda çocuk ve annenin öleceğine inanılır. Kırkı çıkmamış kadın ve çocuk kötü güçlerin tesirlerine açık ve savunmasız olarak kabul edilirler. Bu nedenle: • Özellikle çocuk bu süre içinde dışarıya çıkarılmaz. • Çocuğun bezleri akşam dışarıya atılmaz. • Çocuğun giysileri geceleri dışarıda bırakılmaz. (Cinlerin çalacağına inanılır.) • Çocuğun yıkandığı su ayak değmeyecek bir yere dökülür. • Kırkı çıkmamış çocuğun bulunduğu eve çiğ et sokulmaz. Çocuğun iyi gelişemeyeceğine inanılır. • Çok sıcak ekmek eve sokulmaz. Sıcağın çocuğu basacağına inanılır. • Loğusaya el öptürülmez. • Loğusa ve çocuğun yanına sürekli çocuğu ölen, düşük yapan kadınların da girmesine izin verilmez. • Çocuğun sarılık olmaması için beşiğinin üzerine sarı yemeni örtülür. Çocuk kırkı çıktıktan sonra ilk götürülen evlerden, ayrılırken ev sahibi tarafından koynuna bir yumurta ve bir parçada ekmek konulur. Kısmetli olsun diye. Eğer bebeğin koynuna yumurta konulmazsa evi farelerin basacağına inanılır. Bu konuya ilişkin başka bir uygulamada; Çocukla gece dışarı çıkıldığı vakit, evliyaların yanından geçerken melek sofrasına basmasın diye çocuğun koynuna ekmek parçası konulur
Görüntülenme Sayısı : 1885    Eklenme Tarihi : 04 Şubat 2013 Pazartesi    Güncellenme Tarihi : 04 Şubat 2013 Pazartesi