­

Genel Bilgiler

Nüfus
Yüzölçümü
Rakım
Plaka Kodu
Telefon Kodu
Tarihi kaynaklara göre, ilk kez Trak uygarlığına ev sahipliği yaptığı düşünülen Edirne, M.S. 2. yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yeniden yapılandırılarak onun adıyla anılmaya başlar. M.S. 2 ve 3. yüzyıllarda parlak bir dönem yaşayan Hadrianopolis, 4. yüzyıldan itibaren birçok savaşa sahne olur. İç kavgalar, Got, Hun ve Bulgar akınlarına karşı Bizans egemenliğinde kalan kent, 1361 yılında Türkler tarafından fethedilir. Sultan I. Murat, kentin adını Edirne olarak değiştirir ve Edirne 1365 yılında Bursa’dan sonra ikinci başkent olur. Bir yüzyıla yakın süre Osmanlı ülkesinin başkenti olan şehir hızla gelişir. 1453 yılında İstanbul’un alınmasıyla başkent unvanını İstanbul’a devreden Edirne, daha sonra İmparatorluğun ikinci merkezi olur ve bilim, kültür ve sanat kenti olarak gelişmesini sürdürür. İstanbul’ un başkent olmasının ardından Kanuni Sultan Süleyman Belgrat seferini buradan başlatır ve bu sırada şehrin suyolları yapılır. II. Selim döneminde ise kentin adeta simgesi haline gelen ünlü Selimiye Cami’nin yapımına başlanır. Yüzyıllarca huzur dönemi yaşansa da, 19. yüzyıldan itibaren sarsıntılar başlar. 1828–29 ve 1877–78 Osmanlı-Rus savaşları sonunda işgaller yaşayan Edirne, 1912–1913 Balkan Savaşı’nda Bulgar, 1920 yılında ise Yunan işgaliyle yıkıma uğrar. Kuşatmalar ve yıkımlarla geçen bu işgal süreci, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile sonlanır ve Edirne, Türkiye’nin batı sınırı ve Avrupa’ya açılan kapısı olarak bugünkü konumuna ulaşır. Görkemli Osmanlı geçmişini günümüze taşıyan tarihi kent dokusuna sahip Edirne, bu yanıyla “yaşayan Osmanlı”dır. İmparatorluğun mirası olan camileri, kervansarayları, köprüleri, medreseleri gibi tarihi yapılarıyla adeta açık hava müzesi niteliği taşıyan kente ilk girdiğinizde sizi muhteşem minareleriyle Selimiye Cami karşılar. Yaklaşık 100 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış, bu sırada bilim, kültür ve sanat alanında önemli faaliyetlerin yer aldığı, mimari, hat ve süslemelerde en özgün örneklerin verildiği bir kent olmuştur. Tarihte “Serhat Kenti” ve ‘‘Der-i Saadet’’ (Mutluluk Kapısı) gibi çeşitli unvanlarla anılan Edirne, İstanbul’un fethinden önce ve sonra zafer kutlamaları, sünnet şenlikleri ve evlilik törenleri gibi İmparatorluğun tüm görkemli şölenlerine tanıklık etmiştir.
...Devamını Oku
Matematik Konum
Enlem
Boylam
Özel Konum
Edirne İli Trakya Yarımadasında; Kuzeyde Istıranca Dağları, Güneyinde Koru Dağları ve Ege Denizi-Saroz Körfezi, Batısında Meriç Nehri ve Meriç Ovası, Doğusunda da Ergene Ovasını içine alan 41º 40’ Kuzey enlemleri ile 26º 30’ Doğu boylamları arasında yer almaktadır. Ergene ve Meriç ovalarını içine alan ilimiz topraklarının % 80’ı tarıma elverişlidir. Doğuda Kırklareli ve Tekirdağ illeri, Batıda Yunanistan, Kuzeyde Bulgaristan Devletleri, Güneyde Çanakkale İli ile komşu olan ilimizin Güneyinde Ege Denizi yer almaktadır. Genel olarak düzlüklerin hâkim olduğu ilin en yüksek noktası 385 metreye ulaşan doruğuyla Hisarlık Dağı’dır. Kentin sularını toplayan Meriç ırmağının başlıca kolları Arda, Tunca ve Ergene ırmaklarıdır. Verimli alüvyonlu topraklarla kaplı Kazanova ve İpsala ovaları, Meriç Irmağı boyunca yer alır. Akdeniz ikliminin etkisinde olan Edirne’nin, güney kesiminde kışlar oldukça yumuşak geçse de, kuzeye gidildikçe Balkanlardan gelen kara ikliminin etkileri görülür. Bu kesimlerde kışlar soğuk ve yağışlıdır. Kentin yıllık sıcaklık ortalaması 13,5 derece civarındadır. Edirne’nin ilçeleri Enez, Keşan, İpsala, Meriç, Uzunköprü, Havsa, Lalapaşa ve Süloğlu dur.
...Devamını Oku
Yeryüzü Şekilleri
Adı Tür Özellikler
Arda Nehri Nehir
Çandır Dağları Dağ
Dalyan Gölü Göl
Ergene Nehri Nehir
Gala Gölü Göl
Istıranca Dağları Dağ
Koru Dağları Dağ
Meriç Nehri Nehir
Muzalı Deresi Çay
Pravadi Deresi Çay
Saros Körfezi Körfez
Süloğlu Deresi Çay
Tunca Nehri Nehir
Uzunköprü Dağları Dağ
    İklim
    İklim
    Edirne’de koyu bir kara iklimi hüküm sürmektedir. Kış ayları çok soğuk ve uzun, yaz ayları ise sıcak geçmektedir. Yağmur en fazla ilkbaharda yağmaktadır. Yıllık yağış ortalaması 452, 95 kg/m2’dir. Sıcaklığın en çok olduğu aylar Temmuz ve Ağustos’tur. En soğuk aylar ise Ocak ve Şubat’tır.
    ...Devamını Oku
    Flora
    Edirne Avrupa-Sibirya ve Akdeniz flora bölgelerinin etkisi altındadır. Ülkemizde bulunan bir diğer flora bölgesi İran-Turan elemanları da yine Edirne florasında görülebilir. Edirne'nin coğrafik yapısına bağlı olarak flora ve vejetasyonu değişmektedir. Kuzeyde kuru ormanlar, orta kısım antropojen step (insan eliyle stepleştirilmiş), Güney kısmında ise kuru orman, maki ve kıyı bitkileri sahaları yer alır. Soğanlı, yumrulu, rizomlu bitkinin de aralarında bulunduğu bir çok bitki yetişen Edirne, flora açısından zengin sayılır. Yapılan çalışmalar incelendiğinde 20 eğrelti (Pteridofit), 3 açık tohumlu (Gymnospeim) ve kapalı tohumlu (Angiosperm), 120 tek çenekli (Monokotil), 620 iki çenekli (Dikotil) olmak üzere toplam 763 bitki bulunmaktadır. Bu sayılara alt tür ve varyeteler de dahildir.
    ...Devamını Oku
    Fauna
    Anadolu ile Avrupa arasında bir kara köprüsü vazifesini gören Trakya Bölgesinin Batısında konumlanan Edirne ili barındırdığı bitki çeşitliliği kadar hayvan varlığı bakımından da önem arz etmektedir Eski tarihlerde tamamen ormanlarla kaplı olan Edirne bölgesi, yüzyıllar süren insan etkisiyle ormanlann çoğunun ortadan kaldırılmasına rağmen, günümüzde hâlâ çok sayıda hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır. Yapılan son araştırmalara göre Edirne ili yaklaşık 310 böcek türü, 37 balık, 10 iki hayatlı, 14 yılan, 11 kertenkele, 4 kaplumbağa, 170 kuş ve 65 memeli türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu alanda bulunan omurgalı hayvanlar, Anadolu ve Avrupa omurgalı hayvanlanyla karşılaştırıldıklarında bir hayli zengin tür çeşitliliğini gözler önüne sermektedir. Ayrıca unutmamak gerekir kı bu hayvan türlerinden 60 adedi nadir olma vasfına sahiptir ve isimlendirilirken kalın harflerle sayfalarımıza alınmıştır.
    ...Devamını Oku
    Ekonomik Yapı
    Edirne, Ülkemizin orta düzeyde gelişmiş illerinden biridir. DPT bünyesinde illerimizin sosyo-ekonomik gelişmişliğine yönelik olarak yapılan araştırmalarda, İlimiz, 1996 yılında 18. sırada, 2003 yılında da 16. Sırada, 2011 yılında da 12. sırada yer almıştır. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün gayri safi yurtiçi hasılanın illere dağılımına ilişkin yayınladığı istatistikler de benzer sonuçları ortaya koymaktadır. Bu istatistiklere göre, Edirne’nin 2001 yılında kişi başına GSYİH’sı Türkiye ortalamasının % 112’si düzeyinde olup, Edirne bu miktarla iller arasında 17. sırada bulunmaktadır. TÜİK tarafından iller bazında daha güncel bir bilgi yayınlanmamıştır. Fakat, Edirne’nin kişi başına GSYİH’sının Ülkemiz genelindeki kişi başına GSYİH miktarına oranının değişmediği varsayımıyla, 2014 yılında Edirne’deki kişi başına GSYİH miktarı 11.760 dolar olarak tahmin edilebilir. Aynı yılda Ülkemiz genelindeki kişi başına GSYİH miktarı 10.504 dolardır. Bunlar dışındaki ekonomik göstergeler de Edirne’nin durumuna ilişkin olarak benzer sonuçları ortaya koymaktadır. İlin ekonomik durumunu gösteren önemli göstergelerden biri olan banka mevduatlarına bakarsak, Edirne’deki banka mevduatının, Türkiye toplamının binde 3’ü düzeyinde olduğunu görmekteyiz. 2014 yılı sonu itibariyle Edirne’deki toplam banka mevduatı 2,3 milyar TL civarındadır. Kişi başına mevduat tutarı ise 6.967 TL olup, bu miktar Türkiye ortalaması olan 11.506 TL’nin % 60’ına denktir. Bu büyüklükle Edirne 15. il durumundadır. Banka kredileri için de mevduata benzer bir durum söz konusudur. 2014 yılı sonu itibariyle Edirne’deki banka kredisi 3,6 milyar TL’dir. Diğer bir ekonomik gösterge olan, bütçe gelirlerine bakarsak, 2014 yılında Edirne’de 898 milyon TL, tüm illerin toplamında ise 425,7 milyar TL merkezi yönetim bütçe gelir tahsilatı gerçekleştirilmiştir. Buna göre Edirne’nin merkezi yönetim bütçe gelirleri içindeki payı binde 2 düzeyindedir. Kişi başına merkezi yönetim bütçe gelirleri tahsilatı ise 2014 yılı için, Edirne’de 2.234 TL, iller toplamında ise 5.553 TL civarındadır. Buna göre Edirne’de kişi başına merkezi yönetim bütçe gelirleri tahsilatı, iller toplamının yarısından azdır. Buna karşın İlimiz, kişi başına gelir bakımından 14. il durumundadır. Merkezi yönetim bütçe giderleri ise 2014 yılı itibariyle Edirne’de 1,4 milyar TL olup, gelirlerin giderleri karşılama oranı % 61,9’dur. Tüm illerin toplamında ise bu oran % 94,9 seviyesindedir. Kişi başına merkezi yönetim bütçe giderleri Edirne’de 3.609 TL, 81 ilin toplamında ise 5.320 TL’dir. Edirne bu miktarla, kişi başına gider bakımından, iller arasında, 19. sıradadır. Bütün bu göstergeler Edirne’nin ekonomik bakımından çok gelişmiş bir il olmamakla birlikte, ortalamanın da üzerinde bir il olduğunu göstermektedir. Edirne’ye bu gelişme düzeyini sağlayan temel sektör tarım olmuştur. Edirne ekonomisindeki tarımsal ağırlık, İlimizin geniş ve verimli tarım alanlarına sahip olmasının bir sonucudur. Edirne’de, tarımsal üretim tarla ürünleri ağırlıklıdır. Geniş ve verimli arazilerin büyük bölümünde buğday, ayçiçeği ve çeltik ekilmektedir. Ayrıca yem bitkileri, süpürge otu ve karpuz da diğer önemli bitkisel ürünler olarak sayılabilir. İlimizin toplam 370.948 hektar olan işlenen tarım alanlarının yaklaşık % 97’si tarla, % 2’si sebze, meyve ve bağ bahçe alanlarından oluşmaktadır. Bu tarım alanlarımızın yaklaşık % 80’inde buğday, ayçiçeği, ve pirinç üretimi gerçekleştirilmektedir. TÜİK tarafından yayınlanan son üç yıllık (2012-2014) verilere göre, Edirne’nin, Türkiye toplamı içindeki payı, çeltik üretiminde % 41, ayçiçeği üretiminde % 19 ve buğday üretiminde % 3’tür. Tarım arazilerimizin 100.000 hektarında sulu tarım yapılmaktadır. Bu alan, İl Tarım Müdürlüğü verilerine göre mevcut olan 370.948 hektarlık tarım arazisinin yaklaşık % 27’sini oluşturmaktadır. İl tarımının en önemli iki su kaynağı Meriç ve Ergene nehirleridir. Ancak bu iki nehrimiz de önemli ölçüde kirlenmiş durumdadır. Yapılan ölçümlere göre Meriç Nehri 2. sınıf, Ergene Nehri de 4. sınıf, yani çok kirlenmiş su niteliğindedir. Bunlardan Ergene Nehri havza genişliği bakımından İlimiz tarımı için büyük önem taşımaktadır. Zira, İl alanının yaklaşık yarısı Ergene havzasında yer almakta ve bu havzadaki toprakların büyük bir kısmı tarıma elverişli arazilerden oluşmaktadır. Ancak bu Nehrimiz, özellikle Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Çorlu ilçelerinde yoğunlaşan sanayi tesislerinin kirletici etkileriyle, İlimiz tarımı bakımından önemli bir tehdit oluşturur hale gelmiştir. Ayrıca bu akarsularımızdan Meriç Nehri, son yıllarda sık sık yinelenen taşkınlarla da önemli zararlara yol açmaktadır. İlimizin çevre sorunları yalnızca sanayi kaynaklı kirlenmeden oluşmamaktadır. Kentlerimizin hiçbirinde atıksu arıtma sisteminin olmaması ve atıksuların doğrudan akarsu ve denize deşarjı; ayrıca katı atıkların da hiçbir tasnife tabi tutulmadan vahşi depolama sistemiyle atılması İlimiz için diğer önemli bir çevre sorunudur. Hayvancılık da Edirne’nin önemli üretim konularından biridir. 2014 yılı itibariyle 163.000 büyükbaş ve 362.000 küçükbaş hayvanımız bulunmaktadır. Edirne’nin en önemli hayvansal ürünü olan süt üretimi, TÜİK tarafından yayınlanan son üç yıllık (2012-2014) verilere göre, Türkiye yıllık süt üretiminin yaklaşık % 2’sine karşılık gelmektedir. Edirne orman varlığı bakımından fakir sayılabilecek bir ilimizdir. Toplam ormanlık saha sadece 106.939 hektardır. Orman varlığı, il yüzölçümünün yaklaşık olarak % 16’sına, Türkiye orman varlığının da binde 5’ine karşılık gelmektedir. Edirne, çevre illerle karşılaştırıldığında, sanayi bakımından gelişmiş bir il değildir. Buna rağmen, İlimizin tarımsal üretiminin yüksek oluşu ve coğrafi olarak uygun bir konumda bulunuşu sanayi bakımından da belli bir ilerleme sağlanmasına imkan vermiştir. Sanayi Sicil istatistiklerine göre İlimizde, 2014 yılı sonu itibariyle, 370 sanayi tesisi bulunmakta olup, bunların toplam istihdamı 11.000 kişi civarındadır. Bu sanayi işletmeleri genellikle ayçiçeği, süt, pirinç gibi Edirne’de yoğun olarak üretilen tarımsal ürünlere dayanan işletmelerdir; büyük sanayi işletmeleri ise tekstil sektöründe yoğunlaşmıştır. Süloğlu ilçe sınırları içinde yer alan toplam 260 hektarlık arazinin 107 hektarındaki Edirne Organize Sanayi Bölgesi altyapı inşaatı, 2006 yılında tamamlanmıştır. Organize Sanayi Bölgemizde bugüne kadar 11 işletme inşaatı tamamlayarak, üretime başlamıştır. Halihazırda Organize Sanayi Bölgemizin sağladığı istihdam 450 kişi civarındadır. Edirne’de ilk küçük sanayi sitesi 1979 yılında faaliyete geçmiş, günümüzde Merkez İlçe ve diğer altı ilçemizde küçük sanayi sitesi faal durumdadır. Bu küçük sanayi sitelerinde 1.574 faal işyeri bulunmakta olup, toplam çalışan sayısı 4.500 kişi civarındadır. İlimizde dört ticaret borsası bulunmaktadır. Bu ticaret borsalarımıza toplam 1191 gerçek ve tüzel kişi kayıtlı bulunmaktadır. Borsalarımızın 2014 yılı işlem hacmi 3,1 milyar TL’dir. Edirne’de hizmetler sektörünün ağırlığını artıran en önemli etken sınır kapılarımızdır. Halihazırda İlimizde 2’si demiryolu olmak üzere 6 gümrük hizmet vermektedir. Bu gümrüklerden 2014 yılında 5,5 milyon yolcu ve 1,5 milyon araç giriş çıkış yapmıştır. Madencilik alanında, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü çalışmalarına göre; Lalapaşa-Vaysal Köyü yatağında Altın-Gümüş, Lalapaşa yataklarında Çimento Hammaddeleri, Florit, Kil, Fosfat, Enez ( Çavuşköy, Yenice, Hisarlı) yatağında Bentonit, İpsala (Sultan Köyü) yatağında Manganez, Demirhanlı, Küçükdoğanca, Karayusuflu, Uzunköprü-Harmanlı yataklarında Linyit kömürü gibi madenler bulunmaktadır. İlimizin linyit rezervlerini ele alırsak; Demirhanlı’da 56 milyon ton, Meriç Karayusuflu’da 18 milyon ton, Uzunköprü Harmanlı’da 13,5 milyon ton, Enez Çavuşköy’de 1,5 milyon ton muhtemel rezerv gözükmektedir. Ancak bu rezervler yapılan ve yapılacak sondajlara göre kesinlik kazanacaktır. İlimizden çıkarılan linyit kömürleri genellikle Trakya Bölgesindeki sanayi kuruluşlarınca kullanılmaktadır Diğer yandan turizm de Edirne için önemli bir gelir ve istihdam alanıdır. İlimizde turizm işletme belgeli olarak 23 konaklama tesisi hizmet vermekte olup, bunların oda sayısı 1071, yatak sayısı da 2.105’tir. Yerel yönetim belgeli olarak da 35 konaklama tesisimiz hizmet vermektedir. Bunların toplam oda sayısı 895, yatak sayısı 1.872’dir.
    ...Devamını Oku
    Ortalama Sıcaklık Nem
    Bir kıyısı Meriç nehri ile Yunanistan sınırı, bir kıyısı Saroz körfeziyle , iki kıyısı Keşan ve İpsala İlçeleri ile sınır, geçimini tarım, hayvancılık, balıkçılık, turizm ve ticaret ile sağlayan sıcak neşeli insanların yaşadığı küçük şirin bir Trakya ilçesidir. Kış aylarında kendi kendi ile baş başa yazları ise herkesin yaşamak istediği denizi, güneşi , plajları ile kendine saklı kent dedirtebilecek kadar bakir bir turizm kasabasıdır.
    ...Devamını Oku
    Havsa ilçesi Romalılar tarafından kurulmuştur.İlçenin Romalılar zamanındaki adı "NİKİ" idi. Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldıktan sonra Bizanslıların elinde kalmıştır. 1356 yılında Rumeliye geçen Türkler burayı I.Murat vasıtasıyla Türk topraklarına katmışlar ve ilçeye "HOSA" adını vermişlerdir. Edirne Osmanlı Devletinin Hükümet merkezi olduktan sonra Hosa'da bulunan Rumlar, Padişah I.Murat'ın ikamet ve din serbestisi ile ilgili fermanlarına aldırmadan burayı terk ederek İstanbul ve Selanik taraflarına göç etmişlerdir.Fetihten sonra Anadolu'dan getirilen göçmenlerle kasabanın Türkleştirilmesi sağlanmış,Sokollu Mehmet Paşanın buraya önem vermesiyle gelişmiştir. Bugün Hacı isa, Hacı gazi ve Helvacı baba mahalleleri o dönemde getirilen göçmen ailelerin isimlerini taşımaktadır. Tarihi eserler halen 1577 yılında Sokollu Mehmet Paşa tarafından oğlu Kazım Paşa adına Mimar Sinan'a yaptırılan Sokollu Camii,Fukaraya Bektaşilerinden olduğu söylenen Kurt bey Anıtı, sadece kemeri kalan kervansaray,Harap vaziyetteki Sokollu Hamamı ve bugün de kullanılmakta olup bütün tesisleri Mimar Sinan tarafından yapılan çeşmedir. Tarihi eserlerden Hafsa Hatun ve Abdülselam Camiinden hiç bir iz kalmamıştır.Padişah II.Beyazıt'ın hanımlarından Hafize Sultan ilçeye yerleştikten sonra ilçeye bir müddet "HAFSE" denilmiş,daha sonra bu iki isim karışımından HAVSA ismi doğmuştur.
    ...Devamını Oku
    İpsala, Marmara Bölgesi'nin Trakya kesiminde, Edirne İli'ne bağlı, yüzölçümü 753 km² olan bir ilçemizdir. Kuzeybatıda Meriç, Kuzeydoğuda Uzunköprü, Doğuda ve Güneyde Keşan, Güneybatıda Enez ilçeleri ile çevrilidir. İlin Güneybatısında yer alan İpsala, alçak tepelerle engebeleşmiş, dalgalı düzlüklerden oluşan bir doğal yapı gösterir. Kuzey ve Doğu kesimlerinin 100-300 metre arasında değişen yükseltiler, Batı kesimini ise aşağı Meriç ovasının bir parçasını oluşturan İpsala Ovası kaplar. Meriç Irmağı ve kollarıyla sulanan ve sık sık su baskınına uğrayan ova, 1960’larda Meriç Irmağı boyunca yapılan setlerle ilin en büyük ve verimli tarım alanlarından biri durumuna getirilmiştir. Batıda Meriç kuzeybatıda da Ergene Irmakları ilçenin doğal sınırını çizer. Ergene Irmağının kollarından Basamaklar Deresi üzerinde sulama ve taşkın önleme amacıyla kurulan Altınyazı Barajı göl alanının bir bölümü, Yeni Karpuzlu Göleti ve Sultanköy Barajı da ilçe sınırları içindedir. İklim yazla kış, gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkları ile dikkati çeker. Karasal iklim hüküm sürer. Yağışlar kış ve bahar aylarında toplanır. Çeltik ekimi nedeniyle yazın nem oranı fazladır. İpsala İlçe Merkezi, İpsala ovasının kuzeydoğusundaki bir tepenin yamacında kurulmuştur. İlçenin 2 km güneyinden geçerek Yunanistan sınırındaki İpsala Sınır Kapısına ulaşan E-25 karayolu, Keşan’da Eceabat’tan gelen E-24 karayoluyla kavşak yapar. Bu karayolu kasabadan geçen bir yolla Havsa ve Silivri yakınlarındaki iki yerden E-5 karayoluyla birleşir. İpsala İlçesi İl Merkezi Edirne’ye 108 km uzaklıktadır.İlçenin komşu ilçelerle bağlantısı kara yoluyla olup, ilçenin bütün köyleriyle ulaşımında bir problem yoktur. İlçe merkezinden Edirne, Tekirdağ, İstanbul ve Ankara’ya düzenli olarak otobüs seferleri yapılmaktadır. İpsala ilçesine Keşan ilçesinden ulaşılır. Yollar asfalt olup, ilçe merkezi ve köyler arasındaki ulaşım yıl boyu yapılmaktadır.
    ...Devamını Oku
    İlçemiz Keşan, çok eski bir yerleşim yeri olmasına rağmen, Keşan ismi ile anılmaya Osmanlılar'dan sonra başlamıştır. Zira, mevcut bilgi ve kaynaklar bu ismin şehrimize Osmanlılar tarafından verildiğini göstermektedir. "Keşan adı nereden geliyor" sorusuna cevap vermeden önce kelime anlamı üzerinde durmak yerinde olacaktır. Keşan kelimesi Farsça bir kelime olup, “Keş” kelime kökünden türemiştir. Keş kelimesi sözlükte, çekmek olarak tanımlanıyor Sonuna gelen “–an” eki kelimeye çoğul anlamı katarak, çekenler anlamı vermektedir,örnekleyecek olursak: Cefakeş: cefa çeken Dilkeş: Gönül çeken, Keşan: çeke çeke, sürükleyerek götürme, şeklinde örnekleyebiliriz. Anadolu'da halk arasında, işlev aynı olmak üzere, değişik nesnelere de bu ismin verildiğini görmekteyiz. Bazı yörelerde atların tüm deri koşumlarına “keşan” denmektedir. Ayrıca Keşan ismiyle, komşumuz İran'da iç kısımlarda bir şehir bulunmaktadır. İlçemizin antik çağlardaki adı, pek çok kaynakta geçtiği gibi, "Zorlanis" dir. Bölgeye M.Ö. 30 yy'dan itibaren gelmeye başlayan LUVİLER'in bu ismi verdikleri en eski kaynaklardan anlaşılmaktadır. Zorlanis ismi Roma döneminde de kullanılmıştır. Kent 1359 tarihinde Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra, buraya Anadolu'dan göçmen getirtip, yerleştirildi. "GACAL" tabir edilen eski yerlilerin bunların torunları olduğu söylenir. Trakya'nın güneyine yoğun olarak yerleştirilen bu Yörüklere "Topkeşan Yörükleri” deniliyordu. Bunlar yoğunluklu olarak ilçemizde toplandıkları için, şehir ismine de “Topkeşan” denilmeye başlandı. Zamanla kısaltılarak, “Keşan” olarak söylenir oldu ve öyle kaldı. Tarihsel olarak bakıldığında, yörede ilk yerleşimin M.Ö. 1200 yıllarında bölgeye gelen Traklarca gerçekleştirildiği sanılmaktadır. Büyük İskender'in ölümünden sonra kurulan Trakya Krallığı içinde yer alan Keşan, daha sonra Perslerin, Helenlerin, Roma ve Bizanslıların egemenliğinde yaşadı. Trakya Krallığının başkenti, Enez'in Vakıf köyü yakınlarındaki "Lizimimakya" idi. 2. Trak Devletinin başkenti "Bizye" (Vize) oldu. M.S. 1. yüzyılda Doğu Trakya, Roma Donanmasının üssü olan "Perintos"ta (Marmara Ereğlisi) oturan bir Roma Valisi tarafından yönetiliyordu. Keşan, Büyük Roma İmparatorluğu zamanında "Via Egnatia Yolu"(Egnata şehri yolu) üzerinde, küçük bir mola ve konaklama kasabasıydı. Bölgede en çok Trakların bir kolu olan "ODRİSLER"in etkisi olmuştur. Edirne'yi kuran Odrislerdir. Başkentleri "KYPSELA" (İpsala) idi.1354 yılında meydana gelen depremde, önemli ölçüde yıkıma uğrayan Keşan'ın nüfusu da azalmıştı. İlk kez Gazi Süleyman Paşa zamanında Osmanlı yönetimine girdi. Fatih Sultan Mehmet devrinde Keşan'ın yönetimi, "HAS" olarak, Hersekzade Ahmet Paşa'ya verilmiştir. 1829 ve 1877'de iki kez Ruslarca işgal edildi. 20. yüzyıl başlarında önce Bulgarların, sonra Yunanlıların saldırısına uğrayan Keşan 19 Kasım 1922'de işgalden kurtuldu ve özgürlüğüne kavuştu. 1310 Edirne yıllığına göre, 19. yüzyılda 10427 olan nüfusun 2140 kadarı Türktü. 1877 Türk - Rus savaşlarından sonra ilçe olmuştur. Gelibolu Livasına (Sancak) bağlı idi. İlçede Tasavvufçu Şeyh Süleyman Zati ve Rüstem Babanın türbeleri ile Hersekzade Ahmet Paşa Camii vardır.
    ...Devamını Oku
    İlçemizin kuzeyinde ve batısında Bulgaristan, doğusunda Süloğlu ilçesi, güneyinde Edirne ili yer almaktadır. İlçemizin yüzölçümü 536.788 dekar , rakımı ise 72 metre olup , Edirne'ye uzaklığı 27 km.dir . İlçe arazisi genelde düz olmakla birlikte balkan (hudut) kesimleri engebelidir. Tepelerin üst kısımlarında aşınma ile oluşmuş sivri dişli granitler bulunmaktadır. Kış yağmurları ile beslenen dereler Tunca nehrine dökülmektedir. İlçemizde bir çok derecik olmasına rağmen önemli bir akarsuyu yoktur. İlçe iklimi tipik karasaldır.ilçemize düşen yıllık yağış miktarı 350-450 mm. Dir. İlçemiz aynı zamanda serhat bölge konumundadır . Türkiye'nin Bulgaristan ile olan sınırının 55.455 metresi Lalapaşa bölgesindedir . Edirne-Lalapaşa-Hamzabeyli hudut devlet yolu ise ilçemiz sınırları içerisinden geçmektedir.
    ...Devamını Oku
    İlçenin Adı Meriç ırmağından gelmektedir. Meriç ırmağı İlçeyi Yunanistan'dan ayırmaktadır. İlçe Alibey, Karahamza ,Yakupbey ,Karayusuflu gibi kurucularının isimlerini taşıyan köylerin oluşturduğu 21 köy ve 2 beldenin bağlı olduğu şirin bir sınır ilçesidir. İlçe İl' in güneyinde olup, kuzeyini ve doğusunu Uzunköprü ilçesi,batısını Türkiye -Yunanistan hududunu teşkil eden Meriç nehri, güneyini Uzunköprü ve İpsala İlçeleri çevrelemektedir. İlçe arazisi kuzeyde ve batıda Meriç, güneyde Ergene nehirleri arasında kalmaktadır.İlçemiz Coğrafyası alçak tepelerden, geniş düzlüklerden, yassı sırtlardan ve hiç bir engebesi olmayan geniş ovalardan oluşmaktadır. İlçede dağ ve yayla yoktur. Başlıca ovaları Meriç ve Ergene olup her türlü bitki yetiştirilmektedir. İlçenin yüzölçümü 448 km2 dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 34 m. en yüksek noktası 133 m.dir. (Paşayenice köyü ile Kavaklı Köyü hudutlarının birleştiği nokta.) İlçenin batı hududunda Yunanistan olup sınır uzunluğu 56 km.dir. Meriç Nehrini takip eden sınırımız 1923 yılında Lozan Anlaşması ile çizilmiştir
    ...Devamını Oku
    Osmanlılar 14. yy'ın II.çeyreğinde Rumeli'ye geçtikten sonra, Türk akıncıları Şehzade Süleyman, Hacı İl Bey ve Lala Şahin Paşa komutasında fetih hareketlerine girişmişlerdir. Fethettikleri topraklara adaletli yönetim ve hürriyeti taşımaları, Süloğlu ve çevresinin de kolayca Türklerin eline geçmesini sağlamıştı. Anadolu'dan gelen Oğuz Türkleri boyundan Kocacık Yörük ve Türkmenleri Süloğlu çevresinde iskan edilmişti. Böylece geniş araziler üzerinde kasabalar, köyler, çiftlikler kurulmuştu. Yeni kurulan bu yerleşim yerlerine büyük ailelerin reislerinin adları verilmişti. Süloğlu çiftliğinin 16. asırda kurulduğu tahmin edilmektedir. Edirne'nin Kirişhane Mahallesi'nin kurucusu Hacı Süle Çelebi'dir. Hacı Süle Çelebi 1559 Ekim ayında (Hicri 967 yılının Muharrem ayında) burada bir cami yaptırmıştı. Hacı Süle Çelebi 1568 yılında (Hicri 976) yılında vefat etmiştir. Süle köyü tımarının Süle Çelebi'ye babası Hacı Sinan'dan kaldığı anlaşılıyor. Bundan sonra oğluna kaldığı için bu yöre Süleoğlu adını almıştı. Evliya Çelebi Kırım dönüşünde, Muhittin Baba ve Sarıdanişment Köyü üzerinden Hasköy'e gekdiğini yazmaktadır. Yolculuğunda Süloğlu çiftliğinin güzelliğinden bahsetmektedir. Süleoğlu ve yöresi 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşında yıkıma uğrar. Bimlerce insan savaş sırasında ve sonradan meydana gelen salgın hastalıklar sonucu ölür. daha sonra 93 Harbi diye anılan 1878-1879 Osmanlı-Rus savaşı sonundaysa, göçmenler yerleştirilir. Böylece iskan günümüze kadar çeşitli ülkelerden gelenler ile devam etmektedir. Yöre en acı gnlerini Balkan savaşı'nda yaşar. 1913'te esaret sona erer. Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'nun mağlup olması üzerine, 1920'de bu defa Yunan işgaline uğrar. İşgal 22 Kasım 1922'de sona erer. Süleoğlu, Cumhuriyetin ilanından sonra 1934 yılına kadar Tatarlar nahiyesine bağlı köy; 1934 yılında Edirne'ye bağlı nahiye, 1967 yılında belediye, 1990 yılında da ilçe olmuştur. 1990 yılında T.B.M.M'nde ilçe oluşu ile ilgili kanun tasarısı görüşülürken Süleoğlu adı Süloğlu olarak değiştirildiği için, bundan sonra ismine Süloğlu denilmiştir.
    ...Devamını Oku
    İlçemiz Uzunköprü'de kaymakamlık örgütü 1868 yılında kurulmuş ve günümüz jandarma dairesinin bulunduğu yerde 1888 yılında Uzunköprü'de bilinen en eski hükümet konağı kuruldu.Kaymakamlığın personelini alamaz hale gelmesiyle Askerlik Şubesi, 1939 yılına kadar Hükümet Konağı olarak kullanıldı.1939 yılında yapımı tamamlanan Hükümet Binası 29 Ekim 1939 yılın'da açıldı.Halen bu binada faaliyet göstermektedir.
    ...Devamını Oku
      Demiryolu
      İstanbul’dan Edirne merkezine trenle ulaşım, İstanbul Sirkeci Garı'ndan her gün 15:20'de sefer olup, yolculuk ortalama 5 saat sürmektedir.Bilet fiyatları konusunda güncel bilgi için 444 8233 numaralı telefondan TCDD Danışma Hattı’nı arayabilirsiniz.
      ...Devamını Oku
      Karayolu
      İstanbul-Edirne karayolu ulaşımında TEM otobanı ve E5 (D100) karayolu tercih edilebilir. TEM otobanından Edirne (İstanbul /Mahmutbey-Edirne mesafesi) 228 kilometre, E5 (D100) karayolu üzerinden (İstanbul /Topkapı-Edirne mesafesi) 217 kilometredir. TEM otobanı, oldukça modern ve kaliteli bir yol olmasından dolayı İstanbul’dan direkt olarak Edirne’ye ulaşmak isteyenlerin birinci tercihi durumundadır. Kendi aracıyla seyahat edecek olanlar için TEM otobanı dışında E5 (D100) karayolu da diğer bir alternatiftir.
      ...Devamını Oku

      Konum Bilgileri

      Haberler ve Duyurular TÜMÜ

      Etkinlikler TÜMÜ