­ İL PROJELERİ | BURDUR
İl Adı Projeyi Düzenleyen Kuruluş Açıklama Detay
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Projesi
...Devamını Oku
Eski eserlerimiz vatanımızın kimliğidir. Binlerce yıldan beri sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, değeri ölçülemeyecek zenginlikleri barındıran Burdur ilindeki tarihî ve kültürel çevrenin korunması, geçmiş değerlerimizin gelecek kuşaklara tanıtılabilmesi ve halkın mülkî idareye ve kolluk kuvvetlerine duyduğu güvenin devam ettirilmesi bakımından önem arz etmektedir. Türkiye, binlerce yıllık bir geçmişe dayanan zengin uygarlıkların yaşadığı bir ülke olarak, insanlığın kültürel mirasının korunması konusunda evrensel sorumlulukları yüksek olan ülkelerin başında gelmektedir. UNESCO’ya üye ülkelerle birlikte ülkemizin de 1983 yılında benimsediği “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi” hükümlerine göre, taraf devletler toprakları içerisindeki kültür ve doğa varlıklarının korunmasını taahhüt etmiştir. Tarihî çevre, bir milletin geçmişten kalan en büyük mirasıdır. Milletler, tarihten öğrendikleri ile içinde yaşadıkları zamanın kültürünü birlikte yoğurarak geleceğini kurabilirler. Bir başka deyişle tarih; toplumları idealleri doğrultusunda hedefe ulaştıracak köprüler niteliğindedir. Tarihî bilgileri aktaran en önemli araçlar ise dünden bugüne ulaşabilen kültür ve sanat eserleridir. İnsanlarımızdaki tarihî eserleri koruma bilincinin eksikliği, sahip olduğumuz zengin kültür mirasımızın hızla kaybolması sonucunu doğurmaktadır. Kültür ve tabiat varlıklarımızı korumak, kültürel değerlerimize sahip çıkmak için gerekli önlemlerin alınması zorunludur. Anadolu, tarihin henüz yazılmaya başlanmadığı devirlerden günümüze kadar yüzlerce uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bütün bu medeniyetleri ortaya koyan toplumlar kendileri tarih sahnesinden çekilirken, geride izleri olan eserlerini bırakmışlardır. Bu izlerin yoğun olarak bırakıldığı yerlerden biri de Burdur ilidir. Geçmiş uygarlıkların Burdur’da bıraktıkları izlere sahip çıkmak sadece mülkî idarecilerin ve kolluk kuvvetlerinin değil, hepimizin sorumluluğudur. Tarihî çevrenin korunmasında, toplum belli bir bilinç seviyesine ulaşmadıkça eserleri korumak mümkün olmamaktadır. Örneğin; hazine avcılığı ve tarihi eser kaçakçılığı, basit çıkar düşüncesi ile bilgisizliğin bir sonucu olarak ortaya çıkmakta, kültür ve tabiat varlıklarının korunması bilincinden yoksunluk, tarihî eserlerle dolu ilimizin çeşitli yerlerinde kaçak kazılar yapılmasına ve tarihi eser kaçakçılığına sebep olmaktadır. Sonuçta da tarihi halılar, kilimler, çiniler, sikkeler, ahşap eserler, mimari parçalar, tezhibli el yazmaları, minyatürler, heykeller gibi tarihî kültürel varlıklarımız yurt dışındaki müzelerin teşhir salonlarını süslemektedir. Bu eserleri kanunsuz yollardan elde etmek isteyenler tarafından ilimizin sahip olduğu antik kentler, höyükler, Tümülüsler maddî çıkar amacıyla kazılmakta; geçmiş uygarlıkların izlerine bilinçsizce zarar verilmektedir. İlimizdeki arkeolojik sit alanlarının bazılarında çevre denetimi tam değildir; girişler kontrol altına alınmamıştır. Bu durum da kaçak kazılara ve eski eser hırsızlıklarına yol açmaktadır. Arkeolojik sit alanlarının ve ören yerlerinin, höyük ve tümülüslerin çevre denetiminin sağlanması, çit ile çevrilmesi ve önemli olanlarına bekçi denetimi getirilmesi gereklidir. Halkın yaşadıkları alandaki geçmiş kültürleri eksik ve yanlış tanıması ile yaşadıkları alana yabancılaştırılmaları, tarihi eserleri koruma bilincinin yeterince gelişmemiş olması, öz değerlerin nasıl değerlendirileceğine dair bilgi beceri eksikliği nedeniyle yanlış (kaçak kazı, tahribat) uygulamaların yoğun olarak yapılmış olması önemli problem alanlarındandır. Proje kapsamında ilimizde yaşayan vatandaşlarımızın tarihsel çevre konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi, onların kültür ve tabiat varlıklarını koruma konusuna olumlu katkı ve katılımlarını sağlanması en önemli uygulama aracı olarak görülmektedir.
...Devamını Oku